İçeriğe atla
Sebe' 2Cüz 22 · Sayfa 428

Sebe' Sûresi 2. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Ya'lemu mâ yelicu fî-l-ardi vemâ yaḣrucu minhâ vemâ yenzilu mine-ssemâ-i vemâ ya'rucu fîhâ(c) vehuve-rrahîmu-lġafûr(u)

Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.

Sebe' Sûresi

“Allah yerin (arz) içine gireni ve ondan çıkanı gökten ineni ve oraya yükseleni bilir” Toprağa giren ve oradan çıkan her şey, yine gökten inen ve oraya yükselen her şeyi O bilir. Maddi manevi uruç ve nüzul, iniş ve çıkış, geliş ve gidiş, oluş ve bozuluş. Toprağa düşen bir çekirdek, çekirdeğin ağaca dönüşmesi, ağaçtan düşen bir meyve, meyvenin toprak olması, yeniden tohuma durması yeniden büyümesi, Varlığın kendi içinde ki muhteşem dönüşümü ve bütün bunların sadece maddeden değil aynı zamanda manevi bir boyuta da sahip olması İnsan beden arzlarına giren “ve nefahtü”, buna mukabilen çıkan Âdem halife olmaktadır. İnsan’a İnen vahiy, ondan yükselen ibadet ve salih amellerdir. Allah’dan inen davet, kuldan yükselen icabettir. İnen ölüm çıkan can’dır. Yani mutlak varlığın mukayyed olana yönelmesi, mukayyed olanın da bu yönelişe cevap vermesidir. Bu ilahi süreç bir link usulü nüzül ve urûc olarak deveran etmektedir.

“Gireni bilir” Cismâni âlem arzına giren ayan-ı sâbite suretlerini malumatının suretleri oldukları için bilir.

“Gökten ineni ve oraya yükseleni bilir” Gönül semasından indirilen kalplere feyiz verip nur saçan marifet ilimlerini bilir. Seyr-ü sefer ile tezkiye olunmuş nefisleri ve uruc eden ruhları bilir.

O esirgeyendir” Nurâni semâvî kemâlâtı indirmekle esirger. İrfan ve tevhid kemâlini gerçekleştirmek suretiyle onlara merhamet eder.

“ Bağışlayandır” Size ait olan sıfatlarınızın ve fiillerinizin günahlarını bağışlar.

Mirac hadislerinden birinde Hz Rasulullâh’ın cibrîl’e şöyle sorduğu rivayet edilmektedir.

Yâ Cibrîl! Bu inen nedir? Bu çıkan nedir?

Yâ Muhammed! bu çıkan insanların amelleri bu inen de o amellere anında halkedilen karşılıklarıdır. (internet) Burada insanoğluna özelde hatırlatılan yere giren ve yerden çıkan, göğe yükselen ve gökten ineni Allah bilir, beyanı ile, amellerimiz göğe yükselen olurken, bu amellere karşılık halkedilen de yere inendir. Gökten inen ayan-ı sabitesindeki takdiri, göğe çıkanda amelidir. Bu ameller, ameli salih olarak ve ubudet yönüyle yükselmesi gerekmektedir. Kulun nefsinden çıkan fiil ve amellere dönüştüğünde ise Ayetin sonunun “Hüverrahıymül gafur” diye bitmesi de kuluna bunlardan bağışlanma ve temizlenme yolunu hatırlatmaktadır. ÇHU


~~34.3~
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَا تَاْتٖينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖى لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى السَّمٰوَاتِ وَلَا فِى الْاَرْضِ وَلَا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَا اَكْبَرُ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ

34/3 Ve gâlellezîne keferû lâ teé'tînes sâah, gul belâ ve rabbî leteé'tiyennekum âlimil ğayb, lâ yağzubu anhu misgâlu zerratin fis semâvâti ve lâ fil ardı ve lâ asğaru min zâlike ve lâ ekberu illâ fî kitâbim mubîn Diyanet Meali:

34/3 İnkâr edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır." Elmalılı Hamdi Yazır:

34/3 Küfredenler ise «bize o saat gelmez» dediler, de ki hayır, rabbım hakkı için o size behemehal gelecek, gaybi bilen rabbım ki ondan Göklerde ve Yerde zerre mikdarı bir şey kaçmaz, ne ondan daha küçüğü, ne de daha büyüğü, hepsi mutlak bir «kitabı mübîn» dedir


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)