Subhâne-lleżî ḣaleka-l-ezvâce kullehâ mimmâ tunbitu-l-ardu vemin enfusihim vemimmâ lâ ya'lemûn(e)
Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu Âyet-i Kerîme’de esmâi ve sıfâti tecelliye geçilerek başka bir konumdan anlatım başlıyor. Bir başka mertebe tarafından Allah (c.c.) izah ediliyor, bu mertebeleri bilmez isek Âyetlerin içinden çıkamayız ve hepsine aynı mertebeden bakmak zorunda kalırız.
Bu çiftlerden ayrıca tekleri meydana getirdi.
“Halâka” Hâlik ismi ile halketmek, bâtında olanı zuhura getirmek mânâsınadır. Cenâb-ı Hakk (c.c.) hiçbir şeyi yaratmaz, yaratmak için (haşa) bir Allah’ın kendisinde olmayan ve başka bir Allah’ta olan bir şeyi ondan alarak yeni bir şey üretmesidir. Zuhura gelen varlıklar mutlak yokluktan değil izafi yokluktan yâni bâtında gizli oldukları yerden ortaya çıkmaktadırlar. Bâtın esmâsı hükmü altında iken Zâhir esmâsı hükmü altına girdiler. Cenâb-ı Hakk (c.c.) Hakk esmâsına bir (Lâm) ilâve edince ve “ha” nın üstünede bir nokta ilâvesiyle bu âlemler “halk” olmuştur.
O öyle bir mutlak tenzihte olan Allah’tır ki her şeyi çift olarak halketti ve zuhura getirdi, yeryüzüde böyledir, sizin nefislerinizde böyledir yâni varlığınızda ilmi olarak meydana gelen herşey de çifttir yâni aklı küll ve nefsi küll iştirakiyledir.
Bu aklı küll ve nefsi küll anlayışında başka ilimler ortaya çıkar.
Dışarıda gördüğümüz herşey Allah (c.c.)’ın bir Âyeti olduğuna göre bu âlem Kûr’ân-ı Kerîm’den başka bir şey değildir. Sûretler Sûreleri, bütün birey varlıklarda işaretleri,
Âyetleridir.