Cennâti ‘adnin mufettehaten lehumu-l-ebvâb(u)
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.
Bu ayet, cennetin tasvirini yaparak, Adn cennetlerinin kapılarının müminlere açık olduğunu vurgulamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, cennetin ebedi ikametgah ve erişilebilir bir mekan olduğu fikrini pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cennet kelimesi, 'cenne' fiilinden türemiştir ve 'örtmek, gizlemek' anlamına gelir. Ağaçların sıklığı nedeniyle yeri örttüğü için bahçeye cennet denilmiştir. Ayetteki 'cennât' ise, müminler için hazırlanmış, ağaçlarla örtülü, gözlerden gizlenmiş ebedi ikametgahları ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Cennet, lügatte ağaçlarla örtülü bahçe demektir. Şeriatta ise, Allah Teâlâ'nın müminler için hazırladığı, içinde çeşitli nimetlerin bulunduğu ebedi yurttur. Ayetteki çoğul kullanımı, cennetin farklı derecelerini ve çeşitliliğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Adn, 'ikamet etmek, yerleşmek' anlamındaki 'adene' fiilinden gelir. 'Cennâtu Adn' ifadesi, içinde ebediyen kalınacak, sürekli ikamet edilecek cennetler demektir. Bu, cennetin geçici değil, kalıcı bir yurt olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Adn, bir yerde yerleşip kalmak demektir. 'Cennâtu Adn' tabiri, müminlerin orada ebediyen kalacakları, asla ayrılmayacakları cennetleri ifade eder. Bu, cennetin en önemli özelliklerinden biri olan ebediliği belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Adn' kelimesi, genellikle 'cennât' ile birlikte kullanılarak, müminlerin ahiretteki nihai ve kalıcı ikametgahını ifade eder. Bu, dünyadaki geçiciliğin aksine, cennetin ebedi ve değişmez bir mekan olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): 'Müfetteha', 'feteha' fiilinin tef'il babından ism-i mef'ulüdür ve 'çokça açılmış, ardına kadar açılmış' anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, cennet kapılarının müminler için kolayca erişilebilir olduğunu ve onlara hoş geldin denildiğini mecazi olarak ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Müfetteha kelimesi, kapıların açılma eyleminin sürekliliğini ve kolaylığını ifade eder. Bu, cennete girişin zorlu bir süreç olmadığını, aksine müminler için hazırlandığını ve kapıların onlara her zaman açık olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Feth kökünden türeyen 'müfetteha', kapıların sadece açılmış olmakla kalmayıp, sürekli açık tutulduğunu ve girişin engelsiz olduğunu vurgular. Bu durum, cennetin müminlere olan lütfunu ve kolaylaştırılmış erişimi sembolize eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Bâb kelimesi, bir yere giriş çıkışı sağlayan açıklık demektir. Ayetteki 'el-ebvâb' çoğul olarak kullanılarak, cennetin birçok kapısı olduğunu ve bu kapıların müminlere açıldığını belirtir. Bu, cennetin genişliğini ve farklı giriş yollarını ima eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Bâb, bir şeyin girişi veya başlangıcıdır. Cennet kapılarının açılması, müminlerin cennete kolayca ve onurla gireceklerini, hiçbir engelle karşılaşmayacaklarını gösterir. Bu, cennetin müminler için bir ödül ve ikram yeri olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.