Ve lekad âteynâ mûsâ-lhudâ ve evraśnâ benî isrâ-île-lkitâb(e)
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
Andolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık.
Bu ayet, Allah'ın Hz. Musa'ya hidayet vermesini ve İsrailoğulları'nı Kitap'a varis kılmasını konu edinmektedir. Anahtar kavramlar, ilahi rehberlik, miras ve kutsal metinlerin rolünü vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'îtâ'' kelimesinin 'vermek' anlamına geldiğini ve genellikle bir lütuf, ihsan veya bağışlama bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'â-teynâ' fiili, Allah'ın Musa'ya hidayeti bir lütuf olarak verdiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'âtâ' fiilinin Kur'an'da 'vermek' anlamında kullanıldığını ve bu ayette Allah'ın Musa'ya hidayeti doğrudan ve aracısız bir şekilde bahşettiğini ifade ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hüdâ' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'tan gelen doğru yolu, ilahi rehberliği ve hakikati ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'el-hüdâ', Musa'ya verilen özel bir ilahi rehberlik ve doğru yolu gösteren bir kılavuzdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'hüdâ' kelimesinin 'doğru yolu göstermek' anlamına geldiğini ve hem maddi hem de manevi rehberliği kapsadığını açıklar. Ayetteki kullanımı, Musa'ya verilen ilahi vahiy ve şeriat aracılığıyla insanları doğru yola iletme görevini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hüdâ'nın Kur'an'da 'Allah'ın insanlara gönderdiği peygamberler ve kitaplar aracılığıyla gösterdiği doğru yol' anlamında kullanıldığını vurgular. Musa'ya verilen hüdâ, Tevrat'ın da bir parçası olan ilahi rehberliktir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'vâris' kelimesinin 'mirasçı' anlamına geldiğini ve 'îrâs' fiilinin 'miras bırakmak' veya 'bir şeyi birine devretmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'evrasnâ', Allah'ın Kitap'ı İsrailoğulları'na bir miras olarak devrettiğini, yani onu koruma ve uygulama sorumluluğunu onlara yüklediğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'verese' fiilinin 'bir şeyin birinden diğerine geçmesi' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Kitap'ın İsrailoğulları'na bir önceki nesilden veya peygamberden geçen bir emanet ve sorumluluk olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-Kitâb' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah tarafından indirilmiş kutsal metinleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Musa'ya verilen hidayetin somutlaşmış hali olan Tevrat'ı kasteder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kitâb'ın 'yazılı metin' anlamına geldiğini ve Kur'an'da 'Allah'ın vahyini içeren kutsal kitaplar' için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'el-Kitâb', İsrailoğulları'na miras bırakılan Tevrat'tır ve onlara rehberlik etme amacı taşır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kitâb'ın 'yazılı olan her şey' anlamına geldiğini ancak Kur'an'da özel olarak 'Allah'ın kelamını içeren kutsal metinler' için kullanıldığını belirtir. İsrailoğulları'na verilen 'el-Kitâb', onların dini ve hukuki yaşamlarını düzenleyen ilahi bir kaynaktır.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
“Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik.”
Ve le kad ateyna musel hüda, Andolsun ki biz Mûsâ'ya hidayeti verdik. Âyetin başı bir kasem ve yemin ile başlamaktadır. Cenâb-ı Hakk “ateyna” biz verdik diyerek zatın ata yani ihsan ettiğini bildirmektedir. Kime Mûsâ’ya yani Rubûbiyet-Esmâ mertebesine bu ihsan bağış Feyz-i Mukaddes’tir… El-Hüda hidayet yani, doğruluğu verdik. Başta bulunan el ki, bu el Mûsâ (a.s.) koynuna soktuğu ve parlak bir şekilde çıkardığı sol elidir.
Ve evrasna benî israilel kitab, Ve İsrailoğullarına, o Kitab'ı miras bıraktık. Miras kıldık, varis bıraktık israiloğullarını; İsr-gece, isra-gece yürüyen ve bunun oğulları ile gece yürüyen dervişlerden bahsedilmektedir. Kıldığı namaz, yaptığı tesbihat, ilâhi ve zikirler, dinlediği sohbetler, okuduğu kitablar ve tefekkür çalışmalarıyla bir yürüyüş yapmakta gece den aydınlığa yani Fenâfirresül halinden Fenâfillah ve Bekâbillaha doğru yürümektir. El-Kitab ile bu bilinen bir kitap Tevrattır… Ma’nâda ise, “El” aldığı Mürşidi onun hem el-kitabı hem de ileride varis olacağı kişidir…
Efendi Baba’mız bize gece yürüşüşünde, elinden yansıyan ilim ışığı ile hidâyete götürücümüz ve El-Kitab’ımızdır. Kim ki bu hakîkatleri anlar ve bu yolda yürürse kendisine bu hakîkatler miras olur. Ve Efendi Babamızın varisi olanlardan olur. İnşeAllah…
Âyet sayısal değeri 40+53= 93’tür… Bu sayı 9+3= 12 (Hakikat-i Muhammediye) ve kısaca “Nun, Cim, Mim,” 50+40+3= 93 NECM sayısal değerini vermektedir.
Necm-Yıldız bilindiği gibi 53. Sûredir. Nereye bağlı olduğu bellidir. Bir bakıma Hakîkat-i Muhammediye den aldığı ışığı, İz-Efendi Babamız ilâhiyat yıldızı ile bizlere yansıtmaktadır.[64] “ İz- -T-B- ”