Ve yestecîbu-lleżîne âmenû ve 'amilû-ssâlihâti ve yezîduhum min fadlih(i)(c) velkâfirûne lehum ‘ażâbun şedîd(un)
Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.
Şûrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Eğer hayır ve şer de benim nigehbanlığımı tutmaz isen, kıyâmetin zilleti daha güçdür!"
“Ey Fir’avn, sen bu dünyâdaki horluğu ve zilleti nefsine ağır görüyorsun; eğer benim Hak tarafından getirdiğim emir ve nehiyde benim nigehbanlığımı ve muhâfızlığımı tutmazsan, âhiretde zelîl ve hakîr olursun; fakat bu zillet ve hakaret dünyâdakine benzemez, o daha güçdür!” Bir pirenin zahmetini çekemiyorsun, bir yılanın zahmtnı nasıl tadacaksın?“
“Ey Fir’avn, dünyâda bir pirenin ısırmasına tahammül edemiyorsun; âhiret azâbı, dünyânın azâbından şiddetlidir, Bir pireye nisbeten, yılan mesâbesinde, daha büyük olan o ısırmaya nasıl tahammül edebilirsin?” Ma’lûmdur ki, Kur’ân-ı Kerîm’de âhiret azâbının şiddetinden birçok mahallerde bahis buyurulur. Ez-cümle sûre-i Fussılet’de (Fussılet, 41/27) ya’ni, “Biz küfredenlere elbette azâb-ı şedîdi tatdırırız” ve sûre-i Şûrâ’da (Şûrâ, 42/26) “Kâfirler için azâb-ı şedîd vardır” buyurulur.
Zâhiren senin işini vîrân ederim, fakai bir dikeni gülistan ederim."
“Ey Fir’avn, senin kibir ve azamet sermâyesi olan enâniyetini tahrîb ederim ve hayâlı olan varlığını yıkanm; fakat bir diken gibi olan nefsini, ma’rifet-i ilâhiyye gülistânı yaparım.”[61]