Felemmâ raevhu ‘âridan mustakbile evdiyetihim kâlû hâżâ ‘âridun mumtirunâ(c) bel huve mâ-sta'celtum bih(i)(s) rîhun fîhâ ‘ażâbun elîm(un)
O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgardır" dedi.
Ahkâf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
İbn Arabî bu âyetin yorumunda şu bilgileri vermektedir: Ad kavmi “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” demiştir. Onların bu konudaki delilleri, kara bulutların başlarına çöktüğünü her gördükleri zaman üzerlerine yağmurun yağmış olması, âdetin hep bu şekilde cereyan etmiş olmasıdır. Bu nedenle bu bulutu görünce sevinmiş, bunu müjde olarak telakki etmişlerdir. Çünkü bulut daima yağmur taşır. Ancak onlara “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” denilmiştir. Bu rüzgâr, onların hevalarının ta kendisi idi.(İbn Arabi, Rahmetün mine'r-Rahman, c. 5,s.112