İçeriğe atla
Mâide 116Cüz 7 · Sayfa 127

Mâide Sûresi 116. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Ve-iż kâla(A)llâhu yâ ‘îsâ-bne meryeme eente kulte linnâsi-tteḣiżûnî veummiye ilâheyni min dûni(A)llâh(i)(s) kâle subhâneke mâ yekûnu lî en ekûle mâ leyse lî bihakk(in)(c) in kuntu kultuhu fekad ‘alimteh(u)(c) ta'lemu mâ fî nefsî velâ a'lemu mâ fî nefsik(e)(c) inneke ente ‘allâmu-lġuyûb(i)

Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(116) (Ve iz kalAllahu ya Îsebne Meryeme eente kulte linNasittehızunî ve ümmiye ilâheyni min dunillâh* kâle sübhaneKE mâ yekûnü lî en ekule mâ leyse lî Bi hakk* in küntü kultühu fekad alimtehu, ta'lemü mâ fî nefsî ve lâ a'lemü mâ fî nefsik* inneKE ente allâmül ğuyub;)

“Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu Îsâ, sen mi insânlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki ilâh edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!".

İncil’i anlayabilecek anlayışlar dünya üzerine geldiği için İncil geldi ve ilk olarak hâvariler tarafından anlaşıldı. Tabî daha sonra hâvariler tarafından yayılmasında değişik yollara sapıldı. Zâten varlığındaki Hakkın varlığı olduğundan tabîidir ki bilecek.

Îseviyetin beşeriyet yönüyle söylediği cümle budur işte, “sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem”.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)