İçeriğe atla
Mâide 55Cüz 6 · Sayfa 117

Mâide Sûresi 55. Âyet

المائدة

Sohbete sor

İnnemâ veliyyukumu(A)llâhu verasûluhu velleżîne âmenû-lleżîne yukîmûne-ssalâte veyu/tûne-zzekâte vehum râki'ûn(e)

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(55) (İnnemâ Veliyyükümullahu ve ResuluHU vellezîne amenüllezîne yukıymunes Salâte ve yü'tunez Zekâte ve hüm râkiun;)

“Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.” Bir kimsede Allah’ın nûru ilâhîsi zuhûr ediyorsa Velî ismi onlar içinde geçerli oluyor. Fiziken yakın olanlar değil Cenâb-ı Hakk’ın Veli isminin mahâlleri gerçek velîlerdir ki, bunlar da zât tecellisi içinde olanlardır. Bunların özellikleri, ilk önce imân etmiş olmaları. Daha sonra namazlarını dosdoğru kılmaları, bunun için ilk önce dış hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesi, daha sonra bâtıni kaidelerinin yerine getirilmesi şarttır. Her ne kadar zekât verilen şeyler zâten temiz olsa da, bunların kazanılması

Cenâb-ı Hakk’tan olduğundan ve kişi bunların kazanılmasında vesile olduğundan, Cenâb-ı Hakk burada diyor ki, “Benim sana verdiğim şeyin belli bir miktârını Benim için bir başkasına ver, çünkü bunda diğer esmâlarımında hakkı var orada”. Mânevi zekât ise, Hakk yolunda ne toplamış isen Hakk bilgisi olarak ve bu zekâtı alabilecek kimse karşında var ise yâni o ilme ihtiyâcı olup talep eden varsa ona yardımcı olman senin ilminin zekâtıdır. Bu zekâtı olanada o aldığı zekât sermâye oluyor ve daha sonra o kişi onun üreticisi olup belli bir süre sonra o zekât vermeye başlıyor.

Rükû Mûseviyyet mertebesidir ve rükûya varmak demek yavaş yavaş kendi varlığının hakîkatini idrâk ederek fenâfillâh’a doğru gitmektir yâni sırâtullah yolunda gitmektir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)