Veżekkir fe-inne-żżikrâ tenfe'u-lmu/minîn(e)
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
Bu ayet, 'öğüt vermek' fiilinin ve 'öğüt' kavramının müminler üzerindeki olumlu etkisini vurgulamaktadır. Temel olarak zikir ve hatırlatma eyleminin inananlar için faydalı olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): ذِكْر (zikr), bir şeyi zihinde hazır bulundurmak veya dil ile ifade etmektir. Ayetteki 'ذَكِّرْ' (zekkir) emri, insanlara Allah'ın ayetlerini, emirlerini ve vaatlerini hatırlatma, onlara öğüt verme ve tebliğ etme anlamını taşır. Bu, sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda kalpleri harekete geçirme amacı güder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'ذَكِّرْ' (zekkir) emri, 'hatırlat' veya 'öğüt ver' demektir. Allah'ın peygamberine hitaben, insanlara Allah'ın birliğini, ahiret gününü ve emirlerini hatırlatmasını emretmektedir. Bu, mecazi olarak kalplerin uyarılması ve gafletten uyandırılması anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zikr (ذِكْر) kavramı, Kur'an'da sadece 'hatırlama' değil, aynı zamanda 'Allah'ı anma', 'öğüt' ve 'vahiy' anlamlarını da içerir. Ayetteki 'ذَكِّرْ' (zekkir) fiili, peygamberin insanlara Allah'ın mesajını sürekli olarak hatırlatma ve tebliğ etme görevini ifade eder. Bu, inananların imanlarını tazelemelerine ve doğru yolda kalmalarına yardımcı olur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): الذِّكْرَى (ez-zikrâ), öğüt ve nasihat demektir. Bu ayette, peygamberin verdiği öğüdün, yani Allah'ın ayetlerinin ve emirlerinin hatırlatılmasının müminler için faydalı olacağı belirtilmektedir. Bu, kalpleri yumuşatan ve doğruya yönlendiren bir etkiye sahiptir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): الذِّكْرَى (ez-zikrâ), tezkir (hatırlatma) masdarının mübalağalı şeklidir ve 'çokça hatırlatma' veya 'etkili öğüt' anlamına gelir. Ayette, bu tür bir öğüdün müminler için özel bir fayda sağlayacağı vurgulanır, çünkü onların kalpleri hakikati kabul etmeye daha yatkındır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): الذِّكْرَى (ez-zikrâ), Kur'an'da genellikle 'öğüt, ibret, hatırlatma' anlamlarında kullanılır ve ilahi mesajın insanlara ulaştırılmasını ifade eder. Bu ayette, verilen öğüdün müminler için manevi bir besin ve yol gösterici olduğu, onların imanlarını güçlendirdiği belirtilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): نَفْع (nef') kelimesi, bir şeyin iyi ve faydalı olması demektir. Ayetteki 'تَنفَعُ' (tenfa'u) fiili, verilen öğüdün müminler için maddi ve manevi olarak yararlı olacağını ifade eder. Bu fayda, doğru yolu bulma, günahlardan sakınma ve ahiret saadetine ulaşma şeklinde tezahür eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): نَفْع (nef'), bir şeyden elde edilen menfaat ve kazançtır. Ayetteki 'تَنفَعُ' (tenfa'u) fiili, öğüdün müminlerin kalplerinde olumlu bir etki bırakacağını, onların imanlarını artıracağını ve amellerini güzelleştireceğini belirtir. Bu, öğüdün sadece bir bilgi değil, aynı zamanda bir eylem tetikleyicisi olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): مُؤْمِن (mü'min), Allah'a ve peygamberlerine iman eden kimsedir. Ayetteki 'ٱلْمُؤْمِنِينَ' (el-mü'minîn) kelimesi, öğüdün özellikle iman edenlere fayda vereceğini vurgular. Çünkü onlar, kalpleri hakikate açık olan ve öğüdü kabul etmeye hazır olan kimselerdir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İman (إِيمَان), tasdik ve güven demektir. Mü'min (مُؤْمِن) ise, Allah'ın birliğini, peygamberlerini ve ahiret gününü kalben tasdik eden ve dil ile ikrar eden kişidir. Ayetteki 'ٱلْمُؤْمِنِينَ' (el-mü'minîn) ifadesi, öğüdün ancak bu tür bir imana sahip olanlar için gerçek anlamda faydalı olacağını, çünkü onların öğüdü idrak edip amel etme potansiyeline sahip olduklarını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mü'min (مُؤْمِن) kavramı, Kur'an'da sadece 'inanan' değil, aynı zamanda 'güvenen', 'teslim olan' ve 'Allah'ın yolunda yürüyen' anlamlarını da içerir. Ayetteki 'ٱلْمُؤْمِنِينَ' (el-mü'minîn) kelimesi, öğüdün, Allah'a tam bir teslimiyetle iman eden ve bu imanın gereğini yerine getirmeye çalışan kişiler için en büyük faydayı sağlayacağını gösterir.
Zâriyât Sûresi
Hakk’ın zikri hatırlatılması inananlara fayda verir. Ve bu görüyormuş gibi ibadete oda ihsandır. Daha sonra da ikân a yani Hakk ile yakîyn hâline dönüşür. (Murat Derûni)