Ve kitâbin mestûr(in)
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,
Tûr Suresi'nin ikinci ayeti, 'kitap' ve 'mestûr' kavramları üzerinden ilahi vahyin yazılı formunu ve bu yazının niteliğini vurgulamaktadır. Ayet, Allah'ın kudretine ve ahiret azabının kesinliğine yemin ederken, bu yeminin bir parçası olarak yazılmış kitaba dikkat çekmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitâb' kelimesinin 'ketebe' fiilinden türediğini ve harfleri bir araya getirme, toplama anlamı taşıdığını belirtir. Ayetteki 'kitâb', Allah'ın kelamının yazılı bir araya getirilmiş hali olarak, yani Kur'an veya levh-i mahfuzdaki yazılı kader anlamında kullanılmıştır. Bu, ilahi iradenin somutlaşmış bir belgesi olarak sunulur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kitâb' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'yazılı olan' anlamında olduğunu ifade eder. Tûr Suresi'ndeki bu kullanım, Allah'ın sözünün sadece sözlü değil, aynı zamanda yazılı bir formda da var olduğunu ve bu yazılı formun yemin edilecek kadar önemli olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitâb' kavramının Kur'an'da sadece bir metin olmanın ötesinde, ilahi bir otoriteyi ve değişmez bir hakikati temsil ettiğini vurgular. Bu ayetteki 'kitâb', Allah'ın hükümlerini ve vaatlerini içeren, mutlak ve güvenilir bir kaynak olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mestûr' kelimesinin 'satır satır yazılmış' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kitâbin mestûr' ifadesi, yazılı kitabın rastgele değil, belirli bir düzen içinde, satırlar halinde kaydedilmiş olduğunu ifade eder. Bu, kitabın korunmuşluğunu ve açıklığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'satr' kökünün 'bir şeyi düzgün bir çizgi halinde dizmek' anlamına geldiğini ve 'mestûr'un da bu kökten türeyerek 'yazılmış, kaydedilmiş' anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki kullanımı, ilahi kitabın sadece yazılı olmakla kalmayıp, aynı zamanda düzenli ve okunabilir bir biçimde kaydedildiğini, böylece anlaşılır ve erişilebilir olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mestûr' kelimesinin 'yazılmış, kaydedilmiş' anlamının yanı sıra, 'gizlenmiş, örtülmüş' anlamının da olabileceğini belirtir, ancak ayetteki bağlamda 'yazılmış' anlamının daha baskın olduğunu ifade eder. Burada 'mestûr', ilahi vahyin açıkça ortaya konmuş, satırlar halinde düzenlenmiş ve okunabilir bir formda olduğunu pekiştirir.
Tûr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~52.2~
وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ
~ ~ ~
52.2 - Ve kitâbim mestûr.
52.2 - Yazılmış bir kitaba. “Mestûr-satır, satır Yazılmış”
-------------------
Satır, satır yazılmış kitap, zahir mertebesi itibarı ile, bütün bu âlemdir. Tevhid ehli bir kimse, bu hususta şöyle demiştir.
Hep kitab-ı Hakk’tır eşya sandığın,
Ol okur kim seyru evtan eylemiş.
Şartlanılmış ön yargı anlayışıyla, eşya zannedilen şeylerin aslı, kendi mertebesi itibari ile, Hakk’ın bir kitabıdır.
İşte bu yüzden Kur’an-ı Kerîm’in bir ismi de, “Kitabü-l mübîn’dir. Yani “açık kitap” (27/1) demektir. Bu âlemlere aynı zamanda, “Kur’an-ı tafsili- Kur’an-ı fiili” de denmektir. Kur’an yani, zâtın okunmasının birçok yönlerinden biri de. Bir bakıma bu âlemler kitabını okumak, gerçek Kur’an-ı fiilen okumaktır.
Bu kitabın en geniş şekilde açılım ve yazılım yeri ise, “Kâmil İnsan”-ın vücud varlığıdır.
Mestûr, kelimesinin Türkçe anlamı ise, “gizli, kapalı, örtülü” demektir. İşte bu âlemde Hakk’ın en açık olduğu yer, “Kâmil İnsan” ise de en kapalı, örtülü, mestûr, perdeli olduğu yerde gene, “Kâmil İnsan” dır.
Onlardan biri olan “Nusret Babam” da ehli zahire karşı, “mestur” örtülü kapalı. Ehli Hakk’a ise “mestur” satır, satır yazılmış Tûr dağı gibi heybet ve üns sahibi olan açık bir kitaptır.
Bu âlem Hakk’ın “ef’al” mertebesi itibari ile yazdığı ve yaşattığı açık fiiller âlemidir. Kim bu âlemlere, taş toprak olarak bakarsa, onlar için öyledir. Kim de bu âlemlere, Hakk’ın “ef’al mertebesinden isimleri yönüyle zuhur mahalleridir, derse o da doğru söylemiş olur. Ancak bu görüşler kişilerin bulunduğu idrak sevilerini gösterir.
Bu mertebenin insandaki yeri ise, bir bakıma ehli zahire karşı, “mestur” örtülü kapalı. Ehli Hakk’a ise “mestur” satır, satır yazılmış Tûr dağı gibi heybet ve üns sahibi olan açık bir kitaptır.