‘İnde sidrati-lmuntehâ
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
Necm Suresi 14. ayet, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Cebrail'i ikinci kez gördüğü mekânı tasvir etmektedir. Ayet, 'Sidretü'l-Müntehâ' kavramı etrafında dönerek, bu özel ve kutsal mekânın sınırlarını ve önemini dilbilimsel olarak vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sidre' kelimesinin 'sedr' kökünden geldiğini ve bu kökün 'örtmek, perdelemek' anlamlarına da işaret ettiğini belirtir. Ayetteki 'Sidretü'l-Müntehâ' ise, varlık âlemlerinin son sınırı, ötesine geçilemeyen bir nokta olarak tasvir edilen mübarek bir ağaçtır. Bu ağaç, ilahi sırların ve gayb âleminin bir perdesi olarak da düşünülebilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sidre' kelimesinin cennetteki bir ağacın adı olduğunu ve bu ağacın gölgesinin çok geniş olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, bu ağaç, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) miraç yolculuğunda ulaştığı, meleklerin ve ruhların son durağı olan mübarek bir mekânı sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'müntehâ' kelimesinin 'nihayet' ve 'son' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Sidretü'l-Müntehâ' terkibinde ise, bu ağacın, meleklerin ve ruhların ilahi emirlere ulaşmada son durağı, ötesine geçilemeyen bir sınır olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nihayet' ve 'son' anlamındaki 'müntehâ' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, belirli bir sınırın veya son noktanın ötesine geçilemezliğini ifade ettiğini belirtir. 'Sidretü'l-Müntehâ' bağlamında, bu kavram, yaratılmışların bilgi ve erişiminin son sınırını, ilahi âlemin başlangıç noktasını işaret eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'müntehâ' kelimesinin 'intihâ' fiilinden türediğini ve 'bir şeyin sonuna ulaşmak' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'Sidretü'l-Müntehâ' ise, varlık âlemlerinin sonu, meleklerin ve peygamberlerin dahi ötesine geçemediği, ilahi kudretin ve sırların tecelli ettiği nihai bir noktayı ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.