İçeriğe atla
Rahmân 35Cüz 27 · Sayfa 532

Rahmân Sûresi 35. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Yurselu ‘aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun felâ tentesirân(i)

Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٍ فَلَا تَنْتَصِرَانِ

“yürselü aleyküma şüvazun min narun ve nühasün fela tentesırani “nardan/ateşten şüvaza/alev (şevk, gayreti) ve nühas/alevsiz dumandan üzerinize irsal edilir/gönderilir bu halde la tentesırani/savunamaz, destek olamazsın “Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız”.

Cin ve insan topluluklarının özelliklerinden olan ateş arttıkça, bulunduğu yere zarar vermeye başlar.

Eğer azaltılmazsa, kendini de yakar, yok eder.

Bu ateş dengelenmezse “nur”a ulaşılamaz.

Allah’a ulaşmak için varlığımızda mevcut olan ilahi “nur” ve “ruh”u ortaya çıkarıp güçlendirmek zorundayız. Başka türlü yukarıda bahsedilen yerleri aşmak mümkün olmamaktadır.

İşte kendinde bulunan ilahi hakikatleri zuhura çıkarmaya dönük faaliyetleri gerçekleştiremeyen kimsede, nefsani ve bireysel faaliyetler ortaya çıkacağından, bu da ateş unsurunu arttırmış olacağından, böylece Hak’tan o nispette uzaklaşmış olacaktır.

“Üzerinize alev ve duman gönderilir.”

“Alev”, ihtiras;

“duman” ise, perde ve belirsizliktir.

Eğer Hakk’ın belirlediği hayat düzeninin dışında yaşamaya devam edersek, yukarıdaki ayetin hükmü altına girmiş olduğumuzdan üzerimize, yani kalbimizin üzerine dünya ihtirası, perdelenme ve kargaşa gönderilir de bunu döndürmemiz mümkün olmaz. Ancak “sultan” (ilahi bir yardım) ile bunlardan savunmak mümkün olabilmektedir.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:

[Ve bir bakır, yani erimiş bakır yahut bakır gibi kızıl bir duman veya zehirli bir duman ki; hem yakar, hem boğar. Bundan kendinizi savunamaz ve kaçıp gidemezsiniz. Yakalanır ve yakılırsınız.]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)