Mutteki-îne ‘alâ rafrafin ḣudrin ve'abkariyyin hisân(in)
Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Rahmân Suresi 76. ayet, cennet ehlinin konforlu ve estetik ortamını tasvir etmektedir. Ayet, 'yaslanma', 'yeşil yastıklar' ve 'harikulade döşekler' gibi kavramlarla cennetin maddi güzelliklerini ve huzurunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vekâ (وكأ) kökünden türeyen 'mütteki' (متكئ), bir şeye dayanarak oturan veya uzanan kişiyi ifade eder. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin tam bir huzur ve rahatlık içinde, hiçbir endişe taşımadan dinlenmelerini anlatır. Bu, dünyadaki yorgunluk ve meşakkatten uzak, ebedi bir istirahat halidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Müttekiîn kelimesi, Arapların 'dayanmak, yaslanmak' anlamında kullandığı bir ifadedir. Cennet tasvirinde bu kelimenin kullanılması, cennet ehlinin rahat ve konforlu bir konumda olduğunu, herhangi bir zahmet çekmeden keyif sürdüğünü mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'müttekiîn' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir duruşu değil, aynı zamanda bir 'huzur' ve 'güven' durumunu da ifade ettiğini belirtir. Cennet bağlamında bu, Allah'ın lütfuyla elde edilen tam bir içsel ve dışsal rahatlığı simgeler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Refref, 'ince ve yumuşak kumaş' veya 'yastık' anlamına gelir. Ayetteki 'refrefin hudr' (yeşil refrefler) ifadesi, cennetin güzelliğini ve konforunu pekiştiren, göz alıcı ve rahatlatıcı döşekleri veya yastıkları anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Refref, 'bir şeyin kenarı, eteği' anlamına geldiği gibi, 'yumuşak ve geniş yatak veya yastık' anlamında da kullanılır. Cennet bağlamında, bu kelime, cennet ehlinin üzerinde yaslandığı, son derece rahat ve estetik döşekleri ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Refref kelimesi, 'bahçelerin kenarlarında biten yeşillikler' veya 'ince ve yumuşak kumaşlar' olarak açıklanır. Ayetteki kullanımı, cennetin doğal güzellikleriyle uyumlu, gözü ve gönlü okşayan, konforlu oturma yerlerini tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hudr (خضر), 'yeşil' anlamına gelir. Kur'an'da yeşil renk, genellikle cennetin ve bereketin sembolü olarak kullanılır. Ayetteki 'refrefin hudr' ifadesi, cennetin yastıklarının veya döşeklerinin yeşil renkte olduğunu, bunun da cennetin genel atmosferindeki canlılık ve tazelikle uyumlu olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hudr kelimesi, 'tazelik, canlılık ve bereket' anlamlarını çağrıştırır. Cennet tasvirlerinde yeşil rengin sıkça kullanılması, cennetin sürekli yenilenen, solmayan ve göz kamaştıran güzelliklerini ifade eder. Bu, aynı zamanda cennet ehlinin ruhsal ve fiziksel huzurunu da yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Abkariyy, 'nadide, eşsiz, harikulade' anlamına gelir. Araplar, bir şeyin güzelliğini ve kalitesini ifade etmek için bu kelimeyi kullanırlardı. Ayetteki kullanımı, cennet döşeklerinin dünyadaki benzerlerinden çok daha üstün, sanat eseri niteliğinde olduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Abkariyy, 'işlemeli, değerli ve güzel halı veya döşek' demektir. Bu kelime, aynı zamanda 'bir şeyin en iyisi ve en güzeli' anlamında da kullanılır. Cennet bağlamında, bu döşeklerin sadece konforlu değil, aynı zamanda estetik açıdan da mükemmel olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Abkariyy kelimesi, 'bir şeyin en üstün ve en mükemmel hali' için kullanılır. Özellikle halı ve döşekler için kullanıldığında, bunların dokuma ve işçilik açısından eşsiz olduğunu ifade eder. Cennet tasvirinde, bu kelime, cennetin maddi nimetlerinin sıradanlığın ötesinde, hayranlık uyandıran bir güzellikte olduğunu anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hasan (حسن) kelimesi, 'güzel, iyi, hoş' anlamlarına gelir. Ayetteki 'abkariyyin hisan' ifadesi, cennet döşeklerinin sadece değerli ve işlemeli olmakla kalmayıp, aynı zamanda göz alıcı bir güzelliğe sahip olduğunu vurgular. Bu, cennetin estetik mükemmelliğini tamamlar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hasan kelimesi, 'güzellik ve iyilik' kavramlarını kapsar. Cennet bağlamında, bu kelime, döşeklerin sadece maddi olarak değil, aynı zamanda ruhsal olarak da hoşnutluk veren bir güzelliğe sahip olduğunu ifade eder. Cennet ehlinin göz zevkine hitap eden, iç açıcı bir niteliği vardır.
Er-Rahmân
Terzibaba - Necdet Ardıç
müttekiiyne ala refrefin hudrin ve abkariyyin hısanin refrefin hudrin ve abkariyyin hısanin hudr/yeşillik refref/döşek ve /hısan/güzeller abkar/kamil, döşek üzerine mütteki/yaslanıp oturmuşlar “ Yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere, yaslanırlar.
(55/64). ayette “müdhammetan” (bu cennetler yemyeşildirler) ifadesiyle genel olarak hayat rengi belirtilmektetir.
Bu ayette ise “yeşil yastıklara” denilmektedir.
Yastık, bilindiği gibi istirahatte yani (sükun) sakinlikte baş konan yerdir.
Baş ise bedenin merkezidir.
Hal böyle olunca “yeşil yastıkta sakin olmak” demek, “irfaniyet ve irade yönünden Hakk’ın Hay isminde fena bulmuş Hak ile baki olmuş” demek olur.
“Abkariyyin hisan” gayet acib ve nefis olan şeye denir imiş.
Ayrıca “abkar”a cinlerin sakin olduğu bir yer anlamı da verilmiştir.
Bu ifadelerle belirtilen cennet sakinlerinin diğer varlıklardan olduğu gibi, cinlerin de üstünde çok acaib tecellilere mazhar olacakları anlaşılmaktadır.
“Yastıklara ve döşeklere yaslanmak”, döşeğin bütün vücudu sarması ve onda sakin olması gibi;
bütün varlığını “Vücud-u Mutlak”ın sarması ve onda sakin olmasıdır.
İşte bu tecelliler çok acaib tecellilerden olup, bu alemde şu varlıklarımız ile anlaşılması henüz mümkün olamayan orada yaşanacak zati tecellilerdir.
Yine burada Konyalı Mehmed Vehbi bu ayet hakkında şöyle diyor:
[Yani ehli cennet kendileri için hazırlanan ve amelleri üzerine terettüp eden yeşil yastıklar, güzel döşekler, acib ve nefis yaratılmış ikten, yataklar üzerinde oturucu ve yastıklara dayanıcı oldukları halde Rab’larının ihsan ettiği nimetlerle nimetlenirler. ] Refref; yastık ve döşek manasınadır, ki üzerinde oturup koltuğunda dayanacak şeylerdir.
İnsanlar tab’an yeşilliğe mail olup, sevdiklerine binaen Cenab-ı Hak “refref”i yeşillik manasına olan “hudrin” lafzıyla tavsif buyurmuştur, ki yeşil kumaştan olacaklarını beyan etmiştir.
“Abkariyyin”; gayet acib ve nefis olan şeye denir, ki o yastıkların ve döşemelerin gayet acib ve nefis olduğunu beyandır.
Hatta Araplar “abkariyyin”in cin taifesinin beldelerinden bir acib belde olduğunu zanneder ve acib addettikleri şeyleri o beldeye nispet ettiklerinden, (iyi olan şeylere) “abkari” demek onlarca darb-ı mesel hükmünü mistir.
Binaenaleyh, Vacib Teala cennet-i alanın tefrişatının acib olduğunu ispat için “abkariyyin” buyurmuştur.