Vekâle mûsâ yâ fir'avnu innî rasûlun min rabbi-l'âlemîn(e)
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Musa: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.
Bu ayet, Hz. Musa'nın Firavun'a hitabını ve kendisini 'âlemlerin Rabbi'nin elçisi' olarak tanıtmasını içermektedir. Temel kavramlar, Musa'nın kimliğini ve misyonunu, Firavun'a yönelik çağrıyı ve Allah'ın evrensel egemenliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, Musa isminin Kur'an'da özel bir peygamberi ifade ettiğini ve bu ismin genellikle Firavun ve İsrailoğulları kıssaları bağlamında geçtiğini belirtir. Ayette, Firavun'a hitap eden ve Allah'ın elçisi olduğunu bildiren şahsın kimliğini açıkça ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki peygamber isimlerinin, genellikle belirli bir misyon ve ilahi mesajla ilişkilendirildiğini vurgular. Musa ismi, Firavun'a karşı tevhid mücadelesinin ve İsrailoğullarının kurtuluşunun sembolüdür. Bu ayette, Musa'nın ilahi bir görevle geldiği vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Firavun'un Kur'an'da genellikle 'azgınlık' ve 'zulüm' ile özdeşleşen bir figür olarak kullanıldığını belirtir. Ayette, Musa'nın doğrudan Firavun'a hitap etmesi, onun ilahi mesajın ilk ve en önemli muhatabı olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, Firavun isminin, Mısır krallarının genel unvanı olmakla birlikte, Kur'an'da özellikle Hz. Musa dönemindeki zalim hükümdarı ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, Musa'nın tebliğini yönelttiği, gücü ve otoritesiyle bilinen kişiyi temsil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'resul' kelimesinin 'gönderilen' anlamına geldiğini ve Kur'an'da Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere seçilmiş kişileri ifade ettiğini belirtir. Ayette Musa'nın 'resul' olması, onun kendi adına değil, Allah adına konuştuğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'resul' kelimesinin, 'risalet' (elçilik) görevini üstlenen kişi olduğunu ve bu görevin ilahi bir atama ile gerçekleştiğini açıklar. Musa'nın 'resul' olduğunu beyan etmesi, Firavun'a karşı otoritesinin kaynağının ilahi olduğunu bildirmesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'resul' kavramının Kur'an'da, Allah ile insanlar arasında bir köprü vazifesi gören, ilahi iradeyi tebliğ eden ve insanları doğru yola çağıran merkezi bir figürü ifade ettiğini belirtir. Musa'nın bu sıfatı kullanması, Firavun'a karşı ilahi bir yetkiyle hareket ettiğini göstermektedir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'Rab' kelimesinin 'sahip', 'malik', 'terbiye eden' ve 'yöneten' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayette 'âlemlerin Rabbi' ifadesi, Allah'ın sadece belirli bir kavmin değil, tüm evrenin ve içindekilerin yaratıcısı ve yöneticisi olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Rab' kelimesinin, 'terbiye etmek' ve 'bir şeyi kemale erdirmek' anlamlarından türediğini ifade eder. Bu bağlamda 'Rabbi'l-âlemîn' ifadesi, Allah'ın tüm varlıkları yaratan, besleyen, büyüten ve idare eden mutlak otorite olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Rab' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yaratıcı', 'rızık veren', 'yöneten' ve 'sahip' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Rabbi'l-âlemîn' terkibi, Allah'ın evrensel egemenliğini ve Firavun'un iddia ettiği yerel tanrılık iddiasını reddeden bir ifade olarak öne çıkar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'âlem' kelimesinin, 'bilgi' (ilm) kökünden geldiğini ve 'kendisiyle bilinen şey' anlamına geldiğini belirtir. 'Âlemîn' ise, Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren tüm varlık kategorilerini ifade eder. Ayette, Allah'ın sadece İsrailoğullarının değil, tüm evrenin Rabbi olduğu vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âlem' kelimesinin, 'Allah'ın varlığına delalet eden her şey' anlamına geldiğini ve 'âlemîn'in ise, akıl sahibi varlıklar (insanlar, cinler ve melekler) için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Firavun'a karşı Allah'ın evrensel Rabliğini ilan ederek, onun sınırlı otoritesinin ötesinde bir güce işaret edilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'âlemîn' kavramının Kur'an'da, Allah'ın mutlak egemenliğinin ve yaratıcılığının kapsamını gösteren geniş bir kozmik alanı ifade ettiğini belirtir. 'Rabbi'l-âlemîn' terkibi, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyi kuşatan ve her şeyin üzerinde olan mutlak otoritesini vurgular.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(104) (Ve kâle mûsâ yâ fir’avnu innî resûlun min rabbil âlemîn.)
“Mûsâ: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.” Nebi haberci anlamında, resûl ise ulaştıran anlamındadır aralarındaki fark budur. Mûsâ (a.s.) için Fir’avun bu Âyette bir adres oluyor.