Ud'û rabbekum tedarru'en veḣufye(ten)(c) innehu lâ yuhibbu-lmu'tedîn(e)
Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
A'râf Suresi'nin 55. ayeti, dua etmenin adabını ve Allah'ın aşırıya gidenleri sevmediğini vurgular. Ayet, Rabbe yönelişin içtenlik ve gizlilikle olması gerektiğini, bu durumun ihlas ve tevazu ile ilişkili olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'دعوة' kelimesinin asıl anlamının 'seslenmek, çağırmak' olduğunu belirtir. Ayetteki 'ادعوا' ise, Allah'a yönelerek O'ndan yardım dilemek, O'na yalvarmak ve O'nu anmak anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece sözlü bir çağrı değil, aynı zamanda kalbi bir yöneliştir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'دعاء' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'ibadet etmek' ve 'istemek' manasına geldiğini ifade eder. Dolayısıyla 'ادعوا ربكم' ifadesi, Rabbinize ibadet edin ve O'ndan isteyin demektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dua' kavramının Kur'an'da Allah ile kul arasındaki iletişimin temel bir formu olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'ادعوا' emri, kulun acizliğini idrak ederek Allah'a yönelmesini, O'ndan yardım ve merhamet dilemesini ifade eder. Bu, aynı zamanda Allah'ın rububiyetini ikrar etmektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'تضرع' kelimesinin 'zaruret ve ihtiyaç anında alçakgönüllülükle yalvarmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تضرعًا' ifadesi, duanın samimiyetle, acziyetini bilerek ve Allah'a karşı tevazu ile yapılması gerektiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'تضرع' kelimesinin 'boyun eğme, zillet gösterme ve alçakgönüllülükle isteme' manalarına geldiğini açıklar. Bu ayette, Allah'a yönelişin kibirden uzak, tam bir teslimiyet ve ihtiyaç bilinciyle olması gerektiği kastedilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'تضرع' kelimesinin Kur'an'da genellikle zor zamanlarda Allah'a yönelişteki içtenliği ve acziyeti ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, duanın şeklinden ziyade, kalbin Allah'a karşı olan halini, yani tam bir teslimiyet ve yalvarış ruhunu yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'خفية' kelimesinin 'gizli, saklı' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'وخفية' ifadesi, duanın riyadan uzak, sadece Allah rızası için, başkalarının görmesinden veya duymasından bağımsız olarak yapılması gerektiğini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'خفية' kelimesinin 'gizlilik' ve 'içtenlik' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Bu ayette, duanın aleni olmaktan ziyade, kul ile Rabbi arasında özel bir bağlamda, içten ve samimi bir şekilde gerçekleşmesi gerektiği anlatılır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'خفاء' kökünden türeyen 'خفية' kelimesinin, bir şeyin gözlerden uzak tutulması ve gizlenmesi anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, duanın ihlasın bir gereği olarak, gösterişten uzak, sadece Allah'ın bilmesi için yapılması gerektiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عدو' kelimesinin 'sınırı aşmak, haddi tecavüz etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'المعتدين' ifadesi, dua ederken veya başka bir ibadette Allah'ın belirlediği sınırları aşan, aşırıya giden, haddi aşan kimseleri ifade eder. Bu, duada ses yükseltmek, gereksiz yere zorlama veya Allah'tan imkansız şeyler istemek gibi durumları kapsar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'المعتدين' kelimesinin 'zulmedenler, haddi aşanlar' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, duada aşırıya gitmek, Allah'a karşı edebe aykırı davranmak veya meşru olmayan şeyler istemek gibi durumlar kastedilir. Allah, bu tür davranışları sevmez.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'i'tidâ' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın koyduğu sınırları ihlal etme, adaletsizlik yapma ve aşırıya gitme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'المعتدين' ifadesi, duada bile olsa, Allah'ın belirlediği ölçülerin dışına çıkan, haddi aşan ve bu şekilde Allah'ın rızasına aykırı davranan kişileri tanımlar.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(55) (Ud'û rabbekum tedarruan ve hufyeten, innehu lâ yuhıbbul mu'tedîn.)
“Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.”