Velveznu yevme-iżini-lhakk(u)(c) femen śekulet mevâzînuhu feulâ-ike humu-lmuflihûn(e)
O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(8) (Vel veznu yevme izinil hakk, fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn.)
“O gün (amelleri tartacak) terâzi haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.” Terâzide tartılacak en büyük malzeme kişinin kendi hakîkatini idrâk ederek kendi ağırlığını terâziye koymasıdır. Amellerin terâziye konması başka, kişinin kendi şahsiyetinin terâziye konması başka bir şeydir. İnsânoğlu kendisini ne kadar iyi tanır ve kendisindeki “ve nefahtü” yü (15/29) ne kadar güzel meydana çıkarırsa ağırlığı o kadar artar. Terâzide onun ağırlığını karşılayacak her hangi bir şey olamayacaktır, işte onlar en üst mertebeden kurtuluşa erenlerdir.
İsim ve sıfât mertebesinde fiiller ile kurtuluşa ermek mümkündür fakat zât mertebesindeki terâzinin ağırlığı için yeterli değildir.