Ve-iżâ messehu-lḣayru menû'â(n)
Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.
Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
Bu ayet, insanın zorluklar karşısındaki sabırsız ve iyilikler karşısındaki cimri tabiatını tasvir etmektedir. Özellikle 'messehul hayr' ve 'menû'an' kavramları, insanın nefsani eğilimlerini ve Allah'ın nimetlerine karşı nankörlüğünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mes (مس), bir şeyin diğerine dokunmasıdır, bazen elle dokunma, bazen de bir şeyin bir şeye ulaşması anlamında kullanılır. Ayetteki 'messehul hayr' ifadesi, iyiliğin veya nimetin kişiye ulaşması, ona isabet etmesi anlamındadır, yani kişi bir iyiliğe kavuştuğunda.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mes (مس) kelimesi, burada 'ulaşmak, isabet etmek' manasındadır. 'İzâ messehul hayr' ifadesi, 'ona bir hayır isabet ettiğinde, ona bir iyilik dokunduğunda' şeklinde anlaşılmalıdır. Bu, mecazi bir kullanımdır ve iyiliğin kişiye erişmesini anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayr (خير), herkesin arzuladığı, faydalı ve güzel olan her şeydir. Kur'an'da genellikle mal, mülk, nimet ve iyilik anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'el-hayr' ifadesi, insana ulaşan maddi veya manevi nimetleri, zenginliği ve refahı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Hayr (خير) kavramı, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir ve genellikle 'iyi, faydalı, değerli' anlamlarına gelir. Maddi zenginlik, mal ve mülk de bu kavramın önemli bir parçasıdır. Ayetteki 'el-hayr', insanın sahip olduğu veya elde ettiği nimetleri ve refahı temsil eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hayr (خير), zıddı şerr olan, her türlü faydalı ve güzel şeyi ifade eder. Bu ayetteki 'el-hayr', Allah'ın insana bahşettiği nimetleri, zenginliği ve rahatlığı kapsar. İnsan bu nimetlere kavuştuğunda sergilediği olumsuz tavrı anlatmak için kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Men' (منع), bir şeyi engellemek, alıkoymak demektir. 'Menû'an' ise çokça engelleyen, cimri olan kişiyi ifade eder. Ayetteki 'menû'an' kelimesi, kişinin kendisine ulaşan iyiliği, malı veya nimeti başkalarından esirgemesi, vermekten kaçınması anlamında kullanılmıştır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Menû' (منوع), 'çokça men eden, cimri' demektir. Ayetteki 've izâ messehul hayru menû'an' ifadesi, 'ona bir iyilik dokunduğunda, onu başkalarından esirger, cimrilik eder' anlamına gelir. Bu, insanın sahip olduğu nimetleri başkalarıyla paylaşmaktan imtina etmesini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Men' (منع), bir şeyi bir yerden veya bir kimseden alıkoymaktır. 'Menû'an' ise mübalağa sigası olup, çokça engelleyen, yani cimrilik eden, başkalarına vermekten kaçınan kişiyi niteler. Ayette, insanın iyiliğe kavuştuğunda gösterdiği bu cimri ve bencil tavrı tasvir eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.