İllâ-lmusallîn(e)
Ancak, namaz kılanlar başka.
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
Meâric Suresi'nin 22. ayeti, 'musallîn' kelimesi üzerinden namaz kılanların ve bu ibadetin sosyal boyutunun önemini vurgulamaktadır. Ayet, namazın sadece ritüelistik bir eylem olmadığını, aynı zamanda toplumsal sorumlulukları da içerdiğini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'salât' kelimesinin kökenini 'dua' ve 'tazim' olarak açıklar. 'Musallîn' ise bu fiili sürekli ve düzenli olarak yerine getiren kişileri ifade eder. Ayetteki bağlamda, sadece namaz kılanları değil, aynı zamanda namazın getirdiği sosyal sorumlulukları da yerine getirenleri kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'salât' kelimesini 'dua' ve 'istiğfar' anlamında kullanır. 'Musallîn' ise Allah'a yönelen, O'na dua eden ve O'ndan bağışlanma dileyen kimselerdir. Ayetteki 'illâ' istisnası, bu niteliklere sahip olanların diğerlerinden ayrıldığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'salât' kavramının Kur'an'daki gelişimini inceler ve başlangıçta daha genel bir 'dua' anlamından, zamanla belirli ritüelistik bir ibadete dönüştüğünü belirtir. 'Musallîn' bu ritüeli düzenli olarak yerine getiren ve bu sayede Allah ile sürekli bir iletişim halinde olan kişilerdir. Ayette, bu ibadetin ahlaki ve sosyal boyutuna da işaret edilir.
Meâric Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerimede “Salat” Namaz olarak meallendirilmemiştir. “Salat” olgusunun %10 unu ancak karşılayabilmektedir. “Namaz” ifadesi Türkçe dahi değildir. Farsçadan[50], dilimize geçmiştir. Farçaya da, Sanskritçe namaste ifadesinden gelmiştir. Salat, sahibinin zâtı ile zuhur ettiği makamın adıdır. (M.D.)
Sanskritçe namaste ifadesi, "eğilme, saygı, hayranlık" anlamına gelen namah ve "sana" anlamına gelen te zamirlerinden oluşur.
Namaste Ne Demektir?
Namaste kelimesi insanlar arasında saygı ve sevginin devam etmesini amaçlayan bir kelime olarak kullanılmaktadır. Selam ve hoşgeldin anlamında kullanıldığı gibi hoşçakal da demektir. Namaste kelimesi çoğunlukla yoga felsefesinde yer alan insanlara sevgi ve saygının sunulduğu bir kelimedir.
Namaste Anlamı Nedir?
Namaste kelime anlamı olarak merhaba, hoşgeldin ve iyi kal anlamlarına gelmektedir. Namaste kelimesi karşıdaki kişiye saygı ve sevgi duyulduğunu göstermek anlamındadır. Yoga felsefelerinde varolan her canlıya saygı ve sevgi duyulması gerekmektedir. Namaste ile selamlamak ise sevgi ve saygıya layıksın anlamında kullanılmaktadır.
Namaste sankritçe bir kelime olarak kullanılmaktadır. Kelime anlamı ise içimdeki tanrı içindeki tanrıyı selamlar anlamına gelmektedir. Namaste kelimesinde insanın içinde tanrının bir parçası olduğuna inanılmaktadır. Bunun içinde insanın kutsal yanlarını selamlamak ve onu ulaşabileceği en yüksek mertebelere ulaştırmayı amaçlamaktadır.
Namaste Neden Kullanılır?
Namaste kelimesi insanlara bir yerde karşılaşıldığında selam vermek için kullanılmaktadır. Hoş geldin veya hoşça kal anlamlarında kullanılmaktadır. Namaste kişinin kendisine ve çevresine saygı duyduğunu gösteren bir selamlama yöntemi olmaktadır.
Namaste kelimesi meditasyon başlangıcında yapılan selamlama ve saygı gösterim şekli olarak da kullanılmaktadır. Namaste kelimesi yoga ile ilgili tüm meditasyon uygulamalarında yer almaktadır. Uygulama nedeni ise çok tanrılı dinlerden kalma inançlara sahip kişilerin içerinde tanrısal yanların olduğunu inanmalarını betimlemektedir.[51]
Namazın Kökeni ve Kavramsal Anlamı Üzerine Bir İnceleme
Namaz, İslam dininin ibadetlerinden biri olup Kur'an'da "salât" kelimesiyle ifade edilmektedir. "Salât" kelimesi, yalnızca Kur'an'da değil, birçok dilde ve kutsal metinde farklı anlamlarla yer almıştır. Bu yazıda, "salât" kelimesinin etimolojik kökeni, tarihsel gelişimi ve Kur'an'daki kullanım bağlamı incelenecektir.
Salât Kelimesinin Kökeni
"Salât" kelimesi, Kur'an'da hem geniş anlamda ibadet hem de spesifik olarak namaz anlamında kullanılmıştır. Kelimenin kökeni, diğer din ve dillerle etkileşim bağlamında farklı anlam katmanlarını içermektedir:
Sanskritçe: "Nâmati" fiilinden türeyen "nâm", saygı duruşunda bulunmak, dua etmek ve tapınmak anlamlarına gelir. Bu, fiziksel bir eğilme hareketiyle ilişkilidir.
Süryanice: "Salât" kelimesi, eğmek, germek ve bükmek anlamında kullanılır. Süryanice'de dua etmek anlamına gelen "salût" kelimesiyle de ilişkilidir. Süryanice çeviri olan Peşitta’da "salât", ibadet ve dua anlamlarında yer alır.
İbranice: Tevrat'ta "barak" ve "kneel" kelimeleri rükû ve diz çökme anlamlarını taşır. Bu terimler, Tanrı'ya boyun eğiş ve ibadet bağlamında sıkça kullanılmıştır.
Kur'an ve Salât
Kur'an'da "salât" kelimesi, hem fiziksel hem de manevi boyutlarıyla bir ibadet formunu ifade eder. "İkametü's-salât" ifadesi, namazın düzenli ve bilinçli bir şekilde kılınmasını emreder.
Diğer Din ve Metinlerde Salât
Namazın Kur'an öncesinde de diğer ümmetlere farz kılındığını gösteren deliller vardır. Tevrat, Zebur ve İncil'de de ibadet ve dua sırasında fiziksel hareketlerin önemine değinilmiştir:
Tevrat: "Başlarını eğip ibadet ettiler." (2. Tarihler 29:30)
Zebur: "Gel, yaratıcı YHWH'yi öv, önünde rukuya, secdeye var." (Mezmurlar 95:6)
İncil: "Biraz uzaklaşarak secde etti." (Matta 26:38,39)
Bu ifadeler, İslam öncesi toplumlarda[52] da ibadet sırasında fiziksel eğilme, diz çökme ve secde etme gibi hareketlerin mevcut olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Kur'an'da Salât ve Yan Anlamları
Kur'an'da "salât" kelimesi sadece namaz anlamında değil, farklı bağlamlarda da kullanılmıştır:
Dua ve İstiğfar: "Ve onlara salli ol, şüphesiz senin salâtın onlara huzur verir." (Tevbe Suresi 9:103)
İbadet: "Vay salât edenlerin haline." (Maun Suresi 107:4)
Destek: "O ve melekleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salât eder." (Ahzab Suresi 33:43)
Kulluk: "Şüphesiz hepsi salatını ve tesbihini bilir." (Nur Suresi 24:41)
Namaz kılmak: "Şüphesiz ben ben İlah'ım. Benden başka İlah yoktur. O hâlde bana ibadet et. Ve öğüdüm için salatı kıl.(Taha Suresi 14. ayet)
Bu kullanımlar, "salât" kelimesinin geniş bir anlama sahip olduğunu, ancak "ikametü's-salât" bağlamında namaz kılmayı ifade ettiğini gösterir.
Namaz ve Dua Arasındaki Fark
Namazın, belirli vakitlerde, belirli hareket ve okuma düzeniyle yerine getirilen bir ibadet olduğu açıktır. Dua ise kişisel ve spontan bir yakarıştır. Kur'an'da, namazın vakitlere bağlı bir farz olduğuna dair şu ayet dikkat çekicidir:
"Şüphesiz salât müminler üzerine vakitli olarak yazılmıştır." (Nisa Suresi 4:103)
Dua için vakit şartı olmamasına karşın, namaz için belirli vakitlerin emredilmesi, bu iki ibadetin ayrımını netleştirir. Bazı kişiler namaz kılmanın İslam dininde olmadığını iddia ederler ancak bu durum namaz kelimesinden kaynaklanmaktadır. Sanskritçe namaste kelimesi Farsça'ya namaz kelimesi olarak geçti. Farsça'dan namaz kelimesi Türklere geçti. Türkler ikametus salât yani salâtı kılmak yerine kullandılar. Yani "namaste" kelimesi Sanskritçe kökenlidir ve iki ana bileşenden oluşur:
"Namah" (नमः) → Eğilmek, selamlamak, saygı göstermek anlamına gelir.
"Te" (ते) → "Sana" veya "senin için" anlamındadır.
Bu iki kelimenin birleşmesiyle "Namaste" (नमस्ते) oluşur ve
"Sana saygıyla eğiliyorum" ya da "Sana selam olsun" anlamına gelir. Sanskritçe'de Kullanımı: Kutsal metinlerde, özellikle Vedalar ve Upanişadlar gibi eski Hindu metinlerinde geçer. Prakrit ve Pali Dillerine Geçiş: Budizm ve Jainizm’in yayılmasıyla birlikte "namas" formu Prakrit ve Pali dillerine de geçti. Hint-Avrupa Dil Ailesi ile Bağlantısı: Sanskritçe "namah", Latincedeki "nomen" (isim) ve Yunancadaki "onoma" (isim) kelimeleriyle aynı Proto-Hint-Avrupa kökenine sahiptir. Günümüzde "Namaste", özellikle Hindistan, Nepal ve yoga pratiğinde selamlaşma, saygı ve ruhani bağlılığı ifade eden yaygın bir sözcük olarak kullanılmaktadır.
Farsça "namaz" kelimesinin etimolojik kökeniyse eski İran dillerine dayanır.
Orta Farsça (Pehlevî Dönemi):
Kelimenin kökeni "namāč") şeklindedir ve dua, ibadet anlamına gelir. Orta Farsça'da dini ritüellerle ilgili birçok kelime, Zerdüştî gelenekten etkilenmiştir.
Avesta Dili (Daha Eski İran Dili, Zerdüştlük Metinleri):
Namāz kelimesinin Avesta dilindeki karşılığı "nemangh" veya "namas"tır. Bu kelimeler eğilmek, secde etmek, dua etmek anlamlarına gelir. Avesta'da bu terim, özellikle ateş tapınağında ibadet edenlerin secde etmesini ifade eder.
Proto-Hint-Avrupa Dili (Daha Eski Köken):
Namāz, Proto-Hint-Avrupa kökenli "nem-" kökünden türemiştir.
"Nem-" kökü, eğilmek, selam vermek, secde etmek anlamlarını taşır. Aynı kökten gelen kelimeler Sanskritçede de bulunur: Sanskritçe "namas" (नमस्) → Saygı, ibadet, secde. (Günümüzde Hinduizm'de "Namaste" selamında kullanılır.)
İslam Etkisi ve Kullanımı:
İran'da İslamiyet'in yayılmasıyla birlikte, Farsçadaki "namāz" kelimesi, Arapça "ikametus salat" kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra Osmanlı Türkçesi ve Urduca gibi dillere de geçti.
"Namaz" kelimesi, eski İran dinlerinden (Zerdüştlük) gelen "secde etmek, eğilmek, dua etmek" anlamlarını taşırken, İslamiyet'le birlikte "ikametus salat" anlamında kullanılmaya devam etmiştir. Biz Kürtlerse namaz kelimesini kullanmayız. Bunun yerine nimej deriz.
Namaz, tarihsel ve etimolojik olarak köklü bir ibadettir. Kur'an'da "salât" kelimesi, duaları, fiziksel ibadeti ve Allah'a kulluğu ifade eden geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Ancak "ikametü's-salât" ifadesiyle namaz kılmak, düzenli ve disiplinli bir ibadet olarak vurgulanmıştır. Namazın Kur'an'da yer almadığı iddiaları, bu kelimenin anlam derinliği ve bağlamsal kullanımları göz önüne alındığında geçersizdir.[53]
Görüldüğü gibi Namaste-Namaz ile Salat arasında pek bir bağ yok gibidir. Ve Namaz kelimesinin Salat kelimesinin anlam ve ma’nâsını karşılaması pek mümkün değildir.