Velleżîne yusaddikûne biyevmi-ddîn(i)
Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.
Bu ayet, 'yevmü'd-dîn' kavramı üzerinden ahiret inancının ve hesap gününün önemini vurgulamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu inancın derinliğini ve insan davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadaka kelimesi, bir şeyin doğruluğunu tasdik etmek, onu gerçek kabul etmek demektir. Ayetteki 'yusaddikûne' fiili, kalben ve fiilen 'yevmü'd-dîn'in hakikatini kabul etmeyi, ona şüphe duymadan inanmayı ifade eder. Bu, sadece sözlü bir onay değil, aynı zamanda bu inancın gerektirdiği amelleri de kapsayan bir tasdiktir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Tasdik, bir haberin veya bir şeyin doğruluğuna hükmetmektir. 'Yusaddikûne' fiili, 'yevmü'd-dîn'in vuku bulacağına dair kesin bir bilgi ve imanla hareket etmeyi, bu inancın kişinin hayatına yön vermesini anlatır. Bu, sadece bir bilgi değil, aynı zamanda bir teslimiyet halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sıdk' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da 'doğruluk', 'gerçeklik' ve 'iman' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Yusaddikûne' fiili, 'yevmü'd-dîn'in mutlak bir gerçeklik olduğuna dair içsel bir kabulü ve bu gerçeğe uygun bir yaşam sürme taahhüdünü ifade eder. Bu, Kur'an'ın temel inanç esaslarından biridir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Yevm kelimesi, güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade etmekle birlikte, Kur'an'da belirli bir olayın vuku bulduğu zaman dilimini de anlatır. Burada 'yevmü'd-dîn' terkibinde, ahiretteki hesap ve ceza gününü kastetmektedir ki bu, sıradan bir gün değil, büyük bir hadisenin yaşanacağı özel bir zamandır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yevm' kelimesinin bazen bir dönemi veya bir olayın gerçekleştiği zamanı mecazi olarak ifade edebileceğini belirtir. 'Yevmü'd-dîn'deki 'yevm', sadece 24 saatlik bir zaman dilimi değil, aynı zamanda ilahi adaletin tecelli edeceği, tüm insanlığın hesaba çekileceği o büyük ve önemli zaman dilimini simgeler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm' kelimesinin Kur'an'da hem bilinen gün anlamında hem de 'kıyamet günü' gibi özel ve önemli zamanları ifade etmek için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'yevm', ahiret inancının merkezinde yer alan, amellerin karşılığının görüleceği o kaçınılmaz günü işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Dîn kelimesi, hem itaat ve ibadet anlamında hem de ceza ve karşılık anlamında kullanılır. 'Yevmü'd-dîn' terkibinde, amellerin karşılığının verileceği, iyiliğin mükafatlandırılıp kötülüğün cezalandırılacağı o hesap gününü ifade eder. Bu, ilahi adaletin tam olarak tecelli edeceği gündür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'dîn' kelimesinin birçok anlamı olduğunu, bunlardan birinin de 'ceza' ve 'hesap' olduğunu belirtir. 'Yevmü'd-dîn', insanların dünyada yaptıklarının karşılığını göreceği, ilahi kanunların hükmünün kesinleşeceği gündür. Bu, aynı zamanda bir teslimiyet ve itaat günüdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dîn' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'karşılık', 'hesap' ve 'yargı' anlamlarını detaylıca inceler. 'Yevmü'd-dîn', Allah'ın mutlak egemenliğinin ve adaletinin tam olarak ortaya çıkacağı, her bireyin kendi amelleriyle yüzleşeceği o nihai yargı günüdür. Bu kavram, Kur'an'ın ahlaki ve eskatolojik öğretilerinin temelini oluşturur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'dîn' kelimesinin Kur'an'da 'hesap', 'ceza', 'mükafat' ve 'yargı' anlamlarında sıkça kullanıldığını vurgular. 'Yevmü'd-dîn' ifadesi, ahiret inancının temelini oluşturan, insanların dünyadaki eylemlerinin nihai sonucunu görecekleri o kaçınılmaz günü işaret eder. Bu, aynı zamanda bir sorumluluk bilinci aşılar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.