Lissâ-ili velmahrûm(i)
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
Bu ayet, 'sâil' ve 'mahrûm' kavramları üzerinden toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın önemini vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak bu iki kelime, ihtiyaç sahibi olmanın farklı veçhelerini ifade ederken, Kur'an'ın sosyal adalet anlayışına ışık tutar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 's-e-l' kökünden türeyen 'sâil' kelimesini, bir şey talep eden, isteyen kişi olarak açıklar. Ayetteki bağlamda bu, açıkça yardım talebinde bulunan, ihtiyacını dile getiren yoksulu ifade eder. (el-Müfredât, s. 421)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sâil'i 'isteyen' olarak yorumlar ve bu kelimenin Kur'an'da genellikle maddi yardım talep edenler için kullanıldığına işaret eder. Ayetteki 'lilsâili' ifadesi, bu tür bir talepte bulunan kişiye verilmesi gereken hakkı belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 245)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sâil' kavramının Kur'an'daki sosyal adalet bağlamında önemli bir yer tuttuğunu belirtir. 'Sâil', toplumun zayıf ve muhtaç kesimini temsil eder ve ona yardım etmek, Kur'an'ın ahlaki buyruklarından biridir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 223)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mahrûm' kelimesini 'rızkından mahrum bırakılmış, kazançtan yoksun kalmış' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda bu, utancından veya durumunun ağırlığından dolayı yardım isteyemeyen, ancak ihtiyacı olan kişiyi ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 493)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'h-r-m' kökünün 'engellemek, yasaklamak, yoksun bırakmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Mahrûm' ise, bir şeyden engellenmiş, nasipsiz kalmış kişidir. Ayetteki kullanımı, toplumda hak ettiği veya sahip olması gereken imkanlardan yoksun bırakılmış kişiyi işaret eder. (el-Müfredât, s. 238)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mahrûm'u 'kazançtan mahrum kalmış, fakir' olarak tanımlar ve özellikle 'istemeyen, ancak ihtiyacı olan' anlamını vurgular. Bu, 'sâil'den farklı olarak, durumunu açıkça ifade edemeyen yoksulu kapsar. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 472)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mahrûm' kelimesinin Kur'an'da, genellikle isteme cesareti bulamayan, ancak maddi sıkıntı içinde olan kişileri ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu, Kur'an'ın sadece açıkça yardım isteyenlere değil, aynı zamanda gizli ihtiyaç sahiplerine de dikkat çektiğini gösterir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 187)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.