İllâ ‘alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe-innehum ġayru melûmîn(e)
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.
Meâric Suresi'nin 30. ayeti, cinsel mahremiyetin sınırlarını belirleyerek, meşru eşler ve cariyeler dışındaki ilişkilerin kınanmadığını ifade eder. Ayet, 'eşler', 'sahip olunanlar' ve 'kınanmamak' kavramları üzerinden helal ve haram arasındaki çizgiyi çizmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zevç' kelimesinin aslen bir şeyin benzeri, dengi veya eşi anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da ise hem erkek hem de kadın için kullanılır ve özellikle nikah bağıyla bir araya gelen eşleri ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, cinsel ilişkinin meşruiyetini sağlayan evlilik bağını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ezvâc' kelimesinin 'zevç'in çoğulu olduğunu ve Kur'an'da genellikle evlilik bağıyla birleşen çiftler için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'ezvâcihim' ifadesi, kişinin cinsel ilişkiye girebileceği meşru eşlerini belirtir ve bu bağlamda bir istisnayı teşkil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zevç' kavramının Kur'an'da sadece biyolojik eşleşmeyi değil, aynı zamanda sosyal ve ahlaki bir birleşmeyi de ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'ezvâc' kelimesi, İslam'ın cinsel ahlakında meşruiyetin temelini oluşturan evlilik kurumunu temsil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mülk' ve 'melâke' kelimelerinin bir şeye sahip olma, onu kontrol etme ve üzerinde yetki sahibi olma anlamlarına geldiğini belirtir. 'Mâ meleket eymânuhum' ifadesi, o dönemdeki sosyal yapı içinde köle veya cariye statüsündeki kişilere sahip olmayı ifade eder ve bu kişilerin cinsel ilişki açısından meşruiyetini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mâ meleket eymânuhum' ifadesinin mecazi bir anlatım olduğunu ve 'köleleriniz ve cariyeleriniz' anlamına geldiğini açıklar. Sağ elin zikredilmesi, sahipliğin ve tasarruf yetkisinin bir sembolüdür. Ayetteki kullanımı, cariyelerle olan cinsel ilişkinin meşruiyetini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mülk' kökünün bir şeye hükmetme, onu idare etme ve üzerinde tam yetki sahibi olma anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Mâ meleket eymânuhum' ifadesi, kişinin yasal olarak sahip olduğu ve üzerinde tasarruf hakkı bulunan cariyeleri ifade eder. Bu, ayetteki istisnanın ikinci kısmını oluşturur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yemîn' kelimesinin hem sağ el hem de yemin/ant anlamına geldiğini belirtir. 'Mâ meleket eymânuhum' terkibinde ise 'el' anlamında kullanılmış olup, sahipliğin ve tasarruf yetkisinin bir kinayesidir. Ayetteki bağlamda, kişinin yasal olarak sahip olduğu cariyeleri ifade eder.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'yemîn' kelimesinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker ve 'mâ meleket eymânuhum' ifadesinin, kişinin üzerinde tam bir mülkiyet ve tasarruf hakkına sahip olduğu şeyleri, özellikle de cariyeleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, cinsel ilişkinin meşruiyetini belirleyen ikinci kategoriye işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yemîn' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak 'mâ meleket eymânuhum' terkibinde sahiplik ve tasarruf yetkisini simgelediğini ifade eder. Bu kullanım, o dönemin sosyal ve hukuki yapısını yansıtarak, cariyelerle olan ilişkinin meşruiyetini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'levm' kelimesinin bir kişiyi yaptığı bir şeyden dolayı ayıplamak, kınamak anlamına geldiğini belirtir. 'Gayru melûmîn' ifadesi, ayette belirtilen sınırlar içinde hareket edenlerin, yani eşleri ve cariyeleriyle ilişki kuranların, bu davranışlarından dolayı herhangi bir kınama veya eleştiriye maruz kalmayacaklarını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'melûmîn' kelimesinin 'kınananlar' anlamına geldiğini ve ayetteki 'gayru melûmîn' ifadesinin, bu kişilerin şer'an ve ahlaken bir kusur işlememiş sayılacaklarını ifade ettiğini açıklar. Bu, İslam'ın cinsel ahlakında meşruiyetin sınırlarını belirleyen önemli bir hükümdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'levm' kavramının genellikle ahlaki bir yargıyı ve toplumsal kınamayı ifade ettiğini belirtir. 'Gayru melûmîn' ifadesi, belirli sınırlar içinde kalan cinsel davranışların, ilahi ve toplumsal açıdan meşru kabul edildiğini ve bu nedenle kınanmayacağını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.