Kumi-lleyle illâ kalîlâ(n)
(2-3) Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).
Müzzemmil Suresi'nin 2. ayeti, Hz. Peygamber'e gece ibadetine kalkmasını emretmektedir. Ayet, 'kalkmak' ve 'gece' kavramları üzerinden bu ibadetin zamanını ve mahiyetini vurgulamaktadır. 'Az' kelimesi ise bu ibadetin miktarındaki esnekliği ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kıyâm' kelimesinin asıl anlamının 'ayakta durmak' olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da bazen 'bir işe başlamak, azmetmek' anlamında da kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'kum' emri, uyku halinden uyanıp namaz için ayağa kalkma ve ibadete başlama eylemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kum' kelimesinin mecazi olarak 'bir işe girişmek, bir şeyi yapmak' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'kum' emri, sadece fiziksel olarak ayağa kalkmayı değil, aynı zamanda gece ibadetine başlama ve onu icra etme niyetini de içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'kıyâm' kavramının sadece fiziksel bir duruşu değil, aynı zamanda 'bir görevi yerine getirme, sorumluluk üstlenme' anlamını da taşıdığını belirtir. Müzzemmil Suresi'ndeki bu emir, Hz. Peygamber'in gece ibadeti gibi önemli bir görevi üstlenmesini ve yerine getirmesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'leyl' kelimesinin bilinen anlamıyla 'güneşin batışından şafağın söküşüne kadar olan zaman dilimi' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, bu zaman diliminin ibadet için tahsis edildiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'leyl' kelimesinin 'karanlık' ile ilişkilendirildiğini ve genellikle dinlenmenin, uyumanın zamanı olduğunu ifade eder. Ancak bu ayette, bu dinlenme zamanının bir kısmının ibadetle geçirilmesi emredilerek, gecenin manevi bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'leyl' kelimesinin Kur'an'da hem fiziksel bir zaman dilimi olarak hem de mecazi olarak 'sıkıntı, zorluk' gibi anlamlarda kullanılabildiğini belirtir. Bu ayette ise doğrudan ibadetin yapılacağı zaman dilimini ifade eder ve bu zamanın özel bir öneme sahip olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kalîl' kelimesinin 'azlık, küçüklük' ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'illâ kalîlen' ifadesi, gecenin tamamının değil, sadece küçük bir kısmının ibadetle geçirilmesi gerektiğini, dolayısıyla ibadetin ifasında bir kolaylık ve esneklik olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kıllet' kelimesinin 'nicelik veya nitelik bakımından azlık' anlamına geldiğini ifade eder. Bu ayetteki 'kalîlen' kelimesi, gece ibadetinin miktarının kişinin gücüne göre ayarlanabileceğini, az da olsa devamlılığın önemli olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kalîl' kelimesinin 'çok'un zıttı olduğunu ve 'yeterli olmayan miktar'ı ifade ettiğini belirtir. Ancak ayetteki bağlamda, 'gecenin az bir kısmı hariç' ifadesi, ibadetin tamamının değil, belirli bir kısmının yapılmasının yeterli olduğunu, dolayısıyla bir hafifletme ve kolaylaştırma olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.