Kum fe-enżir
Kalk da uyar.
Kalk artık uyar.
Müddessir Suresi'nin 2. ayeti, Hz. Peygamber'e yönelik ilahi bir emri ifade eder. Ayet, 'kalkmak' ve 'uyarmak' fiilleri aracılığıyla tebliğ görevinin aciliyetini ve aktif bir başlangıcı gerektirdiğini vurgular. Bu iki fiil, peygamberlik misyonunun temelini oluşturan eylemleri özetler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kıyâm' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyin ayakta durması' olduğunu belirtir. Ancak mecazi olarak 'bir işi üstlenmek, bir göreve başlamak' anlamında da kullanılır. Ayetteki 'قُمْ' emri, Hz. Peygamber'in tebliğ görevini üstlenmesi ve bu göreve aktif olarak başlaması gerektiğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'قُمْ' ifadesinin 'kalk ve yap' anlamında bir emir olduğunu, yani 'ayağa kalk'tan ziyade 'bu işi üstlen' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Hz. Peygamber'in 'uyarı' görevini yerine getirmek üzere harekete geçmesi emredilmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'kıyâm' kavramının sadece fiziksel bir duruşu değil, aynı zamanda bir sorumluluğu üstlenmeyi ve bir eyleme geçmeyi ifade ettiğini vurgular. Müddessir Suresi'ndeki 'قُمْ' emri, Hz. Peygamber'in pasif durumdan çıkarak aktif bir tebliğci rolüne bürünmesinin başlangıcıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'inzâr' kelimesinin 'korkutmak ve sakındırmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'فَأَنذِرْ' emri, Hz. Peygamber'in insanları Allah'ın azabından ve kötü akıbetten haberdar ederek onları doğru yola çağırması gerektiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'inzâr'ın 'korkutmak' olduğunu, ancak bu korkutmanın bir bilgi ve uyarı ile birlikte geldiğini ifade eder. Ayetteki 'فَأَنذِرْ', sadece korkutmak değil, aynı zamanda insanlara gelebilecek tehlikeleri ve bu tehlikelerden korunma yollarını açıklayarak onları bilinçlendirme görevini içerir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'inzâr' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin tebliğ görevlerinin önemli bir parçası olarak kullanıldığını belirtir. Bu, insanları Allah'ın emirlerine uymadıkları takdirde karşılaşacakları sonuçlar hakkında bilgilendirme ve onları bu sonuçlardan sakındırma eylemidir. Ayetteki 'فَأَنذِرْ' emri, bu tebliğ görevinin merkezinde yer alır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'inzâr'ı 'bir şeyi haber vererek korkutmak' olarak tanımlar. Bu, sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir uyarı ve bilgilendirme eylemidir. Ayetteki 'فَأَنذِرْ' ifadesi, Hz. Peygamber'in insanlara ilahi mesajı ulaştırarak onları yanlış yoldan dönmeye çağırması gerektiğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.