İçeriğe atla
Enfâl 28Cüz 9 · Sayfa 180

Enfâl Sûresi 28. Âyet

الأنفال

Sohbete sor

Va'lemû ennemâ emvâlukum veevlâdukum fitnetun veenna(A)llâhe ‘indehu ecrun ‘azîm(un)

Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Va’lemû ennemâ emvâlukum veevlâdukum fitnetun veenna(A)llâhe ‘indehu ecrun ‘azîm(un)” Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. (8/28)


Bu konu hakkında Terzi Baba 30.06.2024 Kurb’an bayramı sohbetinin bu bölümü bizler için faydalı olacaktır.

Havva validenin Âdem aleyhisselam'dan ortaya çıkması gibi bizler de yaptığımız çalışmalar sonucu kendi bedenimizden tekrar bir doğuş yapacağız. Yani kendi önümüzdeki varlığı, zuhuru özümüzdür. Bunun için gerekli olan sebepleri bizim hazırlamamız lazım gelmektedir. Derslerimizi yerine getirip çalışmalarımızı yapmamızdır. Bunun sonrasında artık iseviyet hukuku meydana gelmekte hakktan bir kelime olarak iseviyet mertebesine ulaşılmaktadır. Bütün bunların her şeyle birlikte kemale ermesi de muhammediyet olmaktadır.

Cenâb-ı Hakk kendi varlığında kendi kendinde iken yeryüzü bu âlemler dahi mevcut değilken kendine bir ayna meydana getirmeyi diledi. Cenâbı Hakk kendi âleminde böyle yalnız başına vahdeti de tabiri caizse hayatını sürdürüyor iken kendine bir ayna diledi. Kendindeki özelliklerini zora çıkarmayı diledi kendinin bilinmesini istedi. Bu âlemleri halk etti. İnsanın varoluşu Cenâb-ı Hakk'ın hayalinden kaynaklandı. İnsanın varoluşu Allah'ın hayalinden kaynaklandı. Buna hayali kebir, büyük hayal deniyor. Yani ma’nâ âlemi bizim gibi beşeri hayalimiz gibi hayal değildir. Bu bir ilâhi hayaldir. Aslında buna bütün âlem hayal âlemidir de deniyor. İşte Allah'ın hayalinden Âdem meydana geldi. Âdem'in hayalinden Havva meydana geldi. Havva’nın hayalinden de çocukları meydana geldi. İşte bizim burada oluşumuzun sebebi bir hayale dayanıyor. Ama o hayalde bizim zannettiğimiz gibi hayali bir hayal değil gerçek hayaldir. İşte Cenâb-ı Hakk kendisine bir ayna bir ünsiyet arzu etti. İnsanı meydana getirdi. İnsan bu sefer yalnız kaldı, O da bir ayna istedi. Hani sol eğe kemiğinden halk edildi deniyor ya onun arzusundan hayalinden de Havva validemiz meydana geldi. Bu sefer Havva validemiz de hayalinden kendinden bir şey istedi ondan da çocukları oldu. O da onlarla oyalandı şimdi tekrar geri dönüş oluşturmaya bakalım, buraya kadar kesret oluştu.

Buradan sonra tekrar geriye dönerek vahdeti oluşturmaya çalışmamız lazım gelecek. Şöyle ki bu sefer açılış süresinin tam tersi olan kapanış toplanış ve geriye asla dönüş süresini faaliyete geçirmemiz gerekecektir. Bu sefer Havva'nın çocukları Havva'da fani olacak Havva Âdem'de fani olacak, Âdem de tekrar rabbinde fani olacak. Böylece gene asla dönmüş olacaktır. İşte özetle seyri sülük bu asıl üzeredir.

Dinleyici: Efendim tekrar eder misiniz?

T.B: Nereden itibaren…

Dinleyici: Son cümleyi terse gidiş.

T.B: Havva’nın çocuklar kesrette oluştu. Kesretten geri döndüğümüzde şimdi tekrar geri dönüş oluş Havva’da, Havva Âdem'de buraya kadar kesret oluştu. Evet, yani Âdem Havva çocuklar torunlar geriye dönüşüyor. Şimdi buradan tekrar geriye dönüş oluşturmaya bakalım buraya kadar kesret oluştu. Buradan sonra tekrar vahdeti oluşturmaya çalışmamız lazım gelecek şöyle ki bu sefer açılış süresinin tam tersi olan kapanış yani toplanış geriye çekiliş süresi aslına dönüş süresini faaliyete geçirmemiz gerekecektir. Bu sefer Havva'nın çocukları Havva'da fani olacak yani Havva aleyhisselam'dan zuhrura gelen çocuklar geriye dönecek onda fani olacaklar. Havva, Âdem'den zuhur ettiği için Âdemde fani olacak Âdem de tekrar rabbinde fani olacak Rabbinden geldiği için Rabbin de fani olacak. Böylece gene aslına dönmüş olacaktır. İşte özetle seyri süluk bu asıl üzeredir. Kısaltılmış hal budur…

Âlemde insanın hilkati dört asıl üzeredir. Birincisi Âdem aleyhisselam ki ne anası ne babası vardır. Yani bizim sülâlemizde hilkatinin birincisi Âdem aleyhisselamın hilkati garip ne annesi var ne babası var. Âdem aleyhisselam hepimizden garip bu âlemde insanın hilkati asıl üzeredir. Âdem aleyhisselam ki ne anası ne babası vardır. İkincisi Havva validemiz ki babası vardır anası yoktur. Üçüncüsü Îsâ aleyhisselam ki anası vardır, babası yoktur. Dördüncüsü ise onların dışında herkestir ki hem anamız hem babamız vardır. Dilediğim gibi ederim sizi diyor. Ve bunların tümünü de ispatlayarak yaşantılarıyla da birlikte bize gösteriyor. Şimdi bunlar işin sûretleridir.

Bir de gelelim işin dervişlik yönüne bunların dervişlikte hali nedir?

Şimdi evvela kaynak olarak Âdem aleyhisselama bakalım. Onun ne hem babası, hem anası yoktu. Bu hale gelmemiz lazımdır ki dervişlik seyrinde ne anamız kalacak ne babamız kalacak bunları reddede ma’nâsına değildir. Onu yanlış anlayalım bu demek değildir ki onları inkar edeceğiz böyle bir şey yok. Ancak dünyamız ve bakış açışımız değişecek ama bu dünya değil, dünya değişecek ama bu dünya değil, kafamızdaki dünya değişecek yani dünyaya bakışımız değişecek, idrakimiz yargılarımız değişecektir.

Îsâ aleyhisselam bahsine geldiği zaman kişi yani kişi Îsâ aleyhisselam konusuna doğru geldiği zaman seyir takip ediyorsa artık o kişinin babası “Rûh’ul Kudüs” olmaktadır. Hasan, Ali, Mehmet, Kadir değil, Onun babası, Onun babası bu et kemiğin babası oluyor. Ahmet, Hasan'ın şunun bunun babası bu et kemiğin babası oluyor. Ama biz sadece et kemik değiliz aynı zamanda rûh, rûhumuzun babası kim olacak. Eğer rûhumuzu doğurabilmek dünyaya getirebilirsek. Biz babası olur bir babası olur çocuğun eğer dünyaya gelmemiş ise babası yoktur. Dolayısıyla veledi kalp olan o kalbin oğlu gelmemiş olur. Veledi kalbi dünyaya gelmeyen kimselerin de kalbi yok yani ölü hükmündedir. İşte piyasadaki insanlarımız budur. Allah muhafaza eylesin!

Ne zaman ki veledi kalb denen o varlık dünyaya gelecek kişinin ebedi hayatınıda kurtaran o çocuk olacak büyümesi lazım. Kemale erdikçe bakacağız ki anasız babasız olmuyor yani ikinci bir doğuş gerekiyor. Îsâ aleyhisselam diyor ki bu da çok mühim anasından iki defa doğmayan semâvatın melekutuna ulaşamaz. Anasından iki defa doğan birincisi fizik bedenin doğması, ikincisi de rûhani halinin doğması yani idrak ve şuura gelmesidir. Kişinin işte böylece iki doğuşu olacak birinci doğuş elimizde değil buraya geliyoruz. Ama ikinci doğuş idrak halindeki doğuş artık bizim gayretimiz kalmış olan bir doğuş oluyor ki o da cesedimiz doğuşu, kendi kendimizden gönlümüzde ruhumuzdan doğuşu olmaktadır.

Ayrıca Âdem aleyhisselam'dan Havva anamızın doğması bu hakikati bize bildiriyor, kendimizden doğuyoruz. Kendi özümüzdür, hatırlamamız gerekiyor.

Daha sonra iseviyet hukuku meydana geliyor. Ve iseviyet orada yine anadan meydana geliyor. Fakat Baba rolünde ilahi bir güç var. Rûh’ûl Kudüs o da Rûh’ul Kudüs gelmiş o da Hakk'tan bir kelam ve kelimedir. Beşeriyet itibari ile değildir. Kimde bu kelam ve kelime yoksa o mertebe-i Îseviyeti meydana getiremez. Kimde bu hakikatler yaşanırsa o Îseviyet mertebesine ulaşmış olmaktadır. Îseviyet mertebesine oluşmakla Hristiyan olacak değiliz böyle bir şey yok. İslâm'ın içerisindeki Hristiyan mertebesi ruhsal mertebeye ulaşılacaktır.

Dinleyici: Anasından iki defa doğmayan dediniz tan anlayamadım.

T.B: Anasından iki defa doğmayan samavat melekuta ulaşamaz yani gönül âlemine ulaşamaz. Âdemin doğması bedensel kendini tanımak, Havva’nın doğması duygusallık esmâ âleminin doğması, Îsâ'nın doğması sıfât Kudüs âleminin doğması, Muhammed aleyhisselamın doğması zât âleminin doğmasıdır. Ve bununla tam bir kemalat olmaktadır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)