İçeriğe atla
Abese 1Cüz 30 · Sayfa 585

Abese Sûresi 1. Âyet

عبس

Sohbete sor

‘Abese ve tevellâ

(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Abese Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Enbiya (a.s.) umuma hitap ettikleri ve bu hitaplarını ulemanın fehimlerine itimat ettikleri için yani ulemanın anlayışlarına itimat ettikleri için lisan-ı zahir ile kelam ederler. Böylece Rasul-u kiram, hazarat-ı ehli fehmin mertebesini ve onların kelamı zahirinden batınına intikal edeceklerini bildikleri için fehimleri kısır olan avamın gayrısına itibar etmezler. Zira getirdikleri ulum ve şeraiyi umuma tebliğe memurdurlar. Yani peygamberan Hz.leri öyle kelam söylerler ki kendileri zahir olarak geldiklerinden lisanlarını şeriat icabı yani herkesin anlayacağı bir şekilde söylerler ancak ulema-ı batın bunların sözlerinden batın manasını çıkarırlar.

Nitekim (s.a.v.) Efendimiz ataya hakkında bu mertebeye tenbih edip buyururlar ki “Ben atayı öyle bir adama yaparım ki (yani vermeyi öyle bir adama yaparım ki) o adamın üzerine tama galebe ettiği için Allahüteala onu nara düşüreceğinden korkarım. O adamanın üzerine tama ve nefs galebe ettiği için yani dünya tamahı ve nefsinin tabiatı galip geldiğinden Allahüteala onu nara düşüreceğinden korkarım. Halbuki bol bol verme ettiğim bu adamdan daha ziyade sevdiğim adamlar vardır. Yani kavminin arasında birçok insanlar vardır bazılarını daha çok severim bazılarına daha çok vermeyi isterim, o

adamdan da daha ziyade sevdiğim adamlar vardır.

Velakin onlarda nefsani sıfatlar galip olmadığı ve atadan mahrumiyetlerinden dolayı benden uzaklaşmakla nar-ı bu’da düşmeleri haffı bulunmadığı için emr-i hatada onları tehir edip bu adamların altında bulunan ashab-ı nefsi tercih ve takdim ederim. İşte görülüyor ki (s.a.v.) Efendimiz üzerlerine tama ve tabiat-ı nefsleri galip olan akılları ve nazarları zayıf olan kimseleri emr-i atada tercih buyurdu. Mertebesi yüksek olanları bırakıp mertebesi aşağıda olanları zahirde takdis eyledi. Eğitimin gereği olarak aklı fazla olmayanların eğitimini öne aldı efendimiz.

Halbuki kendisine daha yakın kimseler vardı muhabbet ehli vardı. Onları biraz geriye bıraktı neden çünkü onlar anlarlar onun zahir kelamından. Hani Abese suresinde “Abese ve tevella” âyeti işte bu hususta geldi. 80/1 عَبَسَ وَتَوَلَّى Abese ve tevella; Asıldı yüzü ve çevirdi yüzünü![5]

Aslında Efendimize gelen-gelecek bir ihtar yok onun şahsında ihtar bize geliyor. Yani hiçbir yerde eksik yanlış bir şey görmeyelim yanlışlık varsa gerçekten o yanlışlık bizdendir yani bizim anlayışımızın yanlışlığından biz onu yanlış görmekteyiz. “ İz- -T-B- ”

(abese ve tevellâ), bir nebze olsun “kesret”te (çoklukta) kaybolup, “vahdet”i (birliği) unutma halinin sembolüdür. Ardından gelen ilâhî uyarı, bu tür bir ayrımın aslında ilâhî hikmetle bağdaşmadığını, herkesin kalbine hitap etmek gerektiğini öğretir.

“Yüz çevirme” ve “ekşitme”, nefsin en temel hastalıklarından biri olan “istikbâr” (kibir) ve “zulmet” (manevî karanlık) ile de ilişkilendirilir. Âyetteki bu dışsal hareket, aynı zamanda nefsin iç hali olan Hak’tan yüz çevirmeye (idbar) ve ilâhî nûra kapalı olmaya (abese) işaret eder.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)