İçeriğe atla
Mutaffifîn 20Cüz 30 · Sayfa 588

Mutaffifîn Sûresi 20. Âyet

المطففين

Sohbete sor

Kitâbun merkûm(un)

O, yazılmış bir kitaptır.

Mutaffifîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Yazılmış bir kitaptır o“ (83/20)


İliyyini idrak ettin mi? Diye soru hitabı gelmektedir. Bu gönül göğüne inen Kûr’ân hakîkatleridir. Ve devamında yazılmış bir kitab olduğu bildirilmektedir. Yalnız مَّرْقُومٌmerkûm” kelimesinin birden fazla anlamı vardır. (Rakam’dan) Yazılmış. Adı geçmiş. Rakamla söylenmiş. Sayılmış. Basit ve âdi insan. Cem'olmuş, toplanmış, birikmiş. Adı geçen, anılan; yazılmış.

Bu kitabın ve sayıların yani merâtib-i İlâhinin kendisinde toplanmış bir basit-beşer görünümlü bir insan olduğu anlaşılmaktadır.

İliyyin kitabı “merkum” rakamlardan oluşmaktadır. Berat kandilini idrak ettikten sonra, sırada olan kandil Mi’rac kandilidir.

Nusret Babam (r.a) insanın bedeninden bahsederken, alt tarafını süfli âlemi, üst tarafını ise âlemi iliyyin olarak adlandırmıştır.[46]


1123. Müstakzirden, müstenkıhden hiçbiri yoktur, illâ ki onun boynunda bir tâir vardır.

Beyt-i şerifin ma’nâsı budur ki: “iyiden ve kötüden ve pisten ve temizden hiçbir kimse yoktur ki, onun boynunda rabb-i hâssının hazînesinde gizli olan hüküm ve eser zâhir olmasın!” Eğer ism-i Hâdinin mazharı ise, onun boynuna bu ismin gereğine göre ve eğer Mudill isminin mazharı ise, böylece bu ismin gereğine göre hükümler yükletilir ve bu yükler o kimselerin kabiliyetine göre kendilerine ağır gelmez. “Tâir"den murâd, ayn-ı sâbitesinin mazhar olduğu ism-i hâssın hazînesinden uçup, bu âlem-i kesâfette kendi mazharı olan şahsın boynuna konan hükümlerdir.

Bu beyt-i şerîfde sûre-i Benî îsrâil’de olan (İsrâ, 17/13) “Her bir mükellef olan insana, onun tâirini (kuşunu) boynuna lâzım kıldık; biz yevm-i kıyâmette onun için bir kitâb çıkarırız, yayılmış olarak ona kavuşur” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur.[47]


“illiylin” ise ululuğu, derecesinin yüksekliği ve hayır ehlinin amellerinin yazılı bulunduğu divan olması itibariyle siccinin zıddıdır. Nitekim o da “merkum” içinde ameller bulunan “bir kitaptır…” ki, bu amellerinin suretlerinin yazılı bulunduğu semavi cisimlerden veya insani unsurlardan oluşan şerefli bir mahaldir.[48]


مَّرْقُومٌmerkûm” kelimesinin birden fazla anlamı vardır. Diye bir ön bilgi verilmişti. Merkum’un bir ma’nâsı rakam idi. O zaman “merkum” rakam-sayısal değerine bakalım…

“Mim-40” “Re-200” “Kaf-100” “Vav-6” “Mim-40” tır. Toplamı, (40+200+100+6+40=386) dır. Bu sayının da kendi içinde toplamı (3+8+6=17 ve 1+7=8) dir.

(17) 13 Hazret-i Muhammedin şifre sayısı ve 4 İslâmın şifre sayısını içinde barındıran bir sayıdır.

(8) Tevhid-i Efâl ve yolumuzun şifre sayısıdır.

3-86 sayısını bu şekilde ayırıp, Kûr’an-ı Kerim içinde yerine bakarsak, bilindiği sağdan sola doğrudur. 86/3 olur. (Ennecmü sakıp) “O karanlığı delen yıldızdır”.

1-Bireysel benlik yıldızının (Kevkeb-12/4), 2-İzâfi benlik yıldızı (Necm-53/1), 3-İlâhi benlik yıldızı (Şıra-53/49), 4-Zâti Benlik- İlâhi ve Bireysel benliğin cemi (Sakıb-86/3), Bireysel benliğin Mi’rac aşamalarıdır. İlk üç yıldız uruc Halk’tan Hakka olan seyir. 4. Yıldız ise Hakk’tan halka dönüş aşamasından sonra ki “Men Reani fekad real Hakk” Kim beni gördü, fakad hakkı gördü diyerek Efendimiz (s.a.v.) buyurduğu kendinde parlayan İlâhiyat yıldızının görülmesidir.

386 toplamını ilginç kılan iç toplamında 17 ve 8 sayılarının bulunmasıdır. Yeri gelmiş iken bu satırları yazmadan yaklaşık bir hafta önce yaşamış olduğum bir hatıramı anlatayım…

Bu seneki seyahatimizin duraklarından Maridin ilinde bulunuyorduk. Kızım daha önce alışveriş yaptığı gümüş kuyumcusundan yine beğendiği bilekliği almak üzere alışverişe gitmişti. Fakir de park yeri bulamadığından biraz ilerde onları bekliyordum. Anmalı İmparator olan dükkanın sahibi Halil fakire andız ağacının tohumundan bir tesbih-teşbih göndermiş ve bunu çeksin ve bileğine taksın diye tehbihlemişti. Eşim de 17 tane sayma tesbihi olan bu tesbihin neresi çekilecek, 11 olur 33 olur anlarım demişti. O zaman bu âyet ile alakalı olduğunu anlamıştım ama onlara bu konu hakkında bir şey söylemiştim.

17 tane tesbih üsten iki adet geçme tesbih tanesi ile en üstte olan tek bir tesbih tanesine tuttturulmuştu.

17 sayısı aynı zamanda 7 nefis mertebesi, üç mevalid, dört anasır, arş, kürsü, aklı küll ve nefsi küllü ifade etmektedir. Hediye edilen teşbihin üste bulunan iki birleşimi 18 ile 18.000 âlem ve bunları ihata eden 19 ile İnsân-ı Kâmil dir. Hepsini bir eden imam, imame teşbih ise Ahadiyyet yani Zat mertebesidir.

Mardin yani Mari-din Meryemiyet mertebesi ilim şehrinden, söz ise gümüştür. Tel-Kari işlemesi yapılmaktadır. Elif’i söze getirip işlemenin padişahının dükkanından, halil dostluk mertebesinden bu 17 li (Merkum-Rakam) tesbihinin bileğe takılıp sanat olarak çekilmesi yani tatbik edilmesi istenmiştir. Kim tarafından An-dız ağacına bakacak olursak, “An” zaman birimidir. Ebrar-Tarikat mertebesi itibariyle senelik seyri sülûktur. Sene-Yıl dır. Senelik seyri sülûk ile “An-dız” Yıl-dız ve ağacın nevi Ardıç olur. Bu da “Necdet ARDIÇ”tır.[49]

Terzi Babamın Berat şiirinde yazdığı gibi, “Fevellü vecheke”[50] dedi Rabb, Döndü Beytullah-a bu türab, İfşa etti lisanı Arab, “Fevellü vecheke”den Berat-ını al.

Bu dünya hayatında Berr yani iyiler ile beraber olanlar Rabbleri olan gönül kâ’besine, yüzlerini döndürmüşler, Hakk’ı kendi varlığında bulan ve hakîkat-i İlâhi güneşinin kaynağından yansıyan nurdan yüzleri ve tüm bedenleri parlamaktadır. Ve daha bu günden bu beratı ve parlaklığı şiirde yazıldığı gibi İlâhiyat Necminden alırlar…

Derviş isen gerçekten eğer, Şu fakire verdinse değer, Rabb’ın bir gün seni de sever, Necdet’ten küçücük Berat-ı’nı al.[51]

17 ne olduğu az çok anlaşıldı. 17 aynı zamanda 5 vakit namazın farz sayısıdır. Verilen tesbih-teşbihte 2 ve 1 ayrıntısı ise vitr namazına işarettir. Namazların (Bir günde 40 rek’at) geriye kalanı 23 rek’at yapmaktadır. Efendimiz (s.a.v.) in risâlet süresidir. 8 ise Tevhid-i Ef’âl ve Îbrâhimiyyet mertebesidir. Bu mertebede olan Esmâ-i İlâhiyye ve meleklere imam olur. Namaz da müm’inin mi’racı olduğuna göre iliyyin’lerin mertebesine göre 5 vakitten 50 vakite kadar açık olan bu sistemde merkum’durlar.


يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ {المطففين/21}

“Yeşheduhul mukarrebûn.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)