İçeriğe atla
Mutaffifîn 21Cüz 30 · Sayfa 588

Mutaffifîn Sûresi 21. Âyet

المطففين

Sohbete sor

Yeşheduhu-lmukarrabûn(e)

Ona, Allah'a yakın olanlar şahit olur.

Mutaffifîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Allah’a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.“ (83/21)


Âdem (a.s)’a secde emri verildiği zaman tüm melekler secde etmiş, sadece iblis secde etmemişti. Ve Cenâb-ı Hakk şeytana niye secde emedin, yoksa aliyyun meleklerinden mi? Oldun hitabı gelmişti.

Meleklerin en üst mertebesi olan yüce melekler, yaklaştırılmış melekler, kuvveler ki esmâ mertebesine en yakın yerde olan ve bu mertebeye mukarreb yâkın ve şahid olan meleklerdir.

Bir önceki âyette yazıldığı gibi kişi kendinin ve kendi varlığında bululunan melek (kuvvet) esmâlara (isim) imam olup yalnız başına namaz kılar ve 27. Derece olan cemaat ile namazı terkedip, aslı bir fevki yani anlayışı 28. Dereceden namazı kılıyor demektir. Dikkat edelim, bu anlayış içindeyse namazı 28. Dereceden olur. Gaflette ise ancak 1. Dereceden olur.

Bu tanık oluşu Cenâb-ı Resûl (s.a.v.) genel ma’nâda şöyle tarif buyurmuştur.

A´meş´in, Ebu Sâlih´ten, onun da Ebu Hüreyre ve Ebu Said el-Hudrî´den rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Allah Teâlâ´nın bir grup meleği vardır. Bunlar insanların yaptıklarını yazıp kaydeden meleklerden başka bir grup olup yeryüzünde gezerler. Bir araya gelip Allah´ı zikreden bir cemaat gördüklerinde birbirlerini şöyle çağırırlar:

- Aradığınıza geliniz!

Bu davet üzerine meleklerin hepsi oraya toplanır ve sonra da zikredenleri çepeçevre kuşatarak halkalarını tâ göğe varıncaya kadar genişletip yükseltirler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlara şöyle der:

— Kendilerini bıraktığınızda kullarım ne yapıyordu?

— Sana hamd ü senâ ediyorlardı.

— Acaba o kullarım beni görmüşler midir ki, bana bu şekilde hamdetmektedirler?

— Hayır!

— Peki, beni görmüş olsalardı ne yaparlardı?

— Daha fazla tesbihte ve hamd ü senâda bulunurlardı.

— O kullarım hangi şeyden bana sığınıyorlar?

— Ateşten.

— Acaba onlar ateşi görmüşler midir ki, ondan bana sığınıyorlar?

— Hayır!

— Peki, onlar ateşi görmüş olsalardı ne yaparlardı?

— Ondan daha fazla kaçar ve ürkerlerdi.

— Onlar ne istiyorlar?

— Cenneti.

— Acaba onlar cenneti görmüşler midir ki onu istiyorlar?

— Hayır!

— Peki, bir de görmüş olsalardı nasıl olurdu?

— Onu daha da fazla isterlerdi.

— Ey meleklerim! Sizi şâhid kılıyorum ki, ben o kullarımı affettim.

— Ya Rabb! Onların içinde filân adam vardır ki bu meclise seni zikretmek veya onlarla beraber olmak için değil onların herhangi birisinden ihtiyacını istemek için katılmıştır. (Onu da mı affettin?)

— Onlar öyle bir kavimdir ki, kendileriyle beraber oturan bir kimse asla kötü olmaz.[52]


إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ {المطففين/22}

“İnnel ebrâre le fî naîm.“

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)