Kellâ inne kitâbe-lfuccâri lefî siccîn(in)
Hayır, günahkarların yazısı, muhakkak "Siccin"dedir.
Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
Mutaffifîn Suresi'nin 7. ayeti, 'Siccin' kavramı etrafında fâcirlerin (günahkârların) akıbetini ele almaktadır. Ayet, 'kitâb' (yazılı belge) ve 'füccâr' (günahkârlar) kelimeleriyle bu akıbetin kesinliğini ve kaydedilmişliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitâb' kelimesinin temel anlamının 'harfleri veya kelimeleri bir araya getirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda ise bu, Allah katında amellerin kaydedildiği, hükmün yazıldığı bir defter veya sicil anlamındadır. Füccârın amellerinin bu deftere yazılması, onların akıbetinin kesinleştiğini ve değişmez olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kitâb' kelimesinin Kur'an'da bazen 'yazılı belge' bazen de 'hüküm' veya 'kader' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'kitâb', füccârın amellerinin kaydedildiği ve akıbetlerinin belirlendiği bir 'yazılı hüküm' olarak anlaşılabilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitâb' kavramının Kur'an'da sadece yazılı bir metin olmaktan öte, ilahi bir kayıt, kader veya hüküm anlamlarını da taşıdığını belirtir. Füccârın 'kitâb'da olması, onların ilahi takdirde belirlenmiş kötü bir sona doğru ilerlediğini ve bu durumun kesinleştiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fücûr' kelimesinin 'yarmak, yırtmak' kökünden geldiğini ve 'haddini aşmak, günaha dalmak' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Füccâr', şeriatın sınırlarını aşan, günah işlemekte ısrar eden, Allah'ın emirlerine karşı gelen kimselerdir. Ayetteki bağlamda, bu kişiler 'Siccin'e kaydedilmeye layık görülenlerdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'füccâr'ı 'günahkârlar, yoldan çıkanlar' olarak açıklar. Onların 'Siccin'de yazılı olması, bu günahkârların akıbetlerinin kötü olduğunu ve bu durumun Allah katında kesinleştiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fücûr'un 'doğruluktan sapma, günah işleme' anlamlarını taşıdığını ve Kur'an'da genellikle ahlaki yozlaşmayı ve ilahi sınırlara riayet etmemeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'füccâr', bu sapkınlığı ve günahkarlığı sürekli hale getirmiş kişileri tanımlar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Siccin' kelimesinin 'hapishane' veya 'dar yer' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da cehennemin en alt tabakası veya günahkârların amellerinin kaydedildiği bir defter olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'Siccin', füccârın kötü akıbetinin ve cezasının kesinleştiği bir yer veya kayıt olarak mecazi bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Siccin'in 'sijn' (hapishane) kelimesinden türediğini ve 'çok dar, sıkıntılı yer' anlamına geldiğini ifade eder. Kur'an'da ise bu kelime, ya cehennemin en derin katmanlarını ya da kötü amellerin kaydedildiği, mühürlü bir kitabı ifade eder. Füccârın 'Siccin'de olması, onların bu dar ve sıkıntılı yere mahkum edildiğini veya amellerinin bu kötü akıbeti getiren deftere yazıldığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Siccin'in tefsirinde farklı görüşler olduğunu belirtir. Kimileri onu cehennemin en alt tabakası, kimileri ise şeytanların ve kafirlerin amellerinin yazıldığı bir defter olarak yorumlar. Ayetteki kullanım, füccârın akıbetinin kesinleştiği ve kötü bir sona işaret eden bir kayıt veya yerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Siccin' gibi esrarengiz kavramların Kur'an'da genellikle ahiret hayatının bilinmezliklerini ve ilahi adaletin kesinliğini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. 'Siccin', füccârın kaçınılmaz ve olumsuz akıbetini sembolize eden, ilahi bir kayıt veya ceza mekanıdır.
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Bildin mi sen, Siccin nedir?“ (83/7)
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ {المطففين/8}
“Ve mâ edrâke mâ siccîn.“