İçeriğe atla
Burûc 2Cüz 30 · Sayfa 590

Burûc Sûresi 2. Âyet

البروج

Sohbete sor

Velyevmi-lmev'ûd(i)

Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

Bürûc Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Velyevmi-lmev’ûd(i)” Vaad olunan o güne, (85/2)


Vaad olunan, üstüne yemin edilen gün kıyâmet günüdür…

Kıyâmet sûresine müracaat edecek olursak;[13]

لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ {القيامة/1}

“Lâ uksimü bi yevmil kıyâmeti.“

Kıyâmet gününe yemin ederim.“ (75/1)


لَا Lâ:  Arabçada kelimenin başında nefy edatı'dır. Cevap yerine veya yersiz inkârda kullanılır. "Yoktur, değildir" gibi.

Kıyâmet gününe yemin edilmekle beraber, kırık mealde “Kıyâmet gününe yemin etmiyorum” anlamına gelmektedir. Zâhiri olarak kıyâmet üstüne yemin etmiyorum, kıyâmet üstüne yemin edilmeyecek kadar dehşetli ve şiddetli bir olay demek olur.

Ama işi evveline aslına döndürüp bâtınen bakacak olursak; لَا Lâ, ”Lâm” ve “Elif” harflerinden müteşekkildir. “Lam” Lahut-Ulûhiyet, “Elif” Ahadiyyet-Zât mertebesini ifade etmektedir.

İz-Terzi Babam İnsân-ı Kâmil Mukaddime bölümünü açıklarken bu bağlantı hakkında şöyle açıklamada bulunmuştur.


Daha sonra, vasıfları cihetine yöneleceğiz. Çünkü: Zât-ı İlâhinin kemâl derecesi çeşitleri oradadır. Kaldı ki: Cenâb-ı Hakka has mahallerde, ilk zâhir olan sıfâtlarıdır.


Cenâb-ı Hakka has mahallerde, peki bütün âlemde Cenâb-ı Hakk'ın zuhuru olduğuna göre bunu niye ayırmış? Bütün âlem zatın zuhuru değil mi. Kıyâmet; zâtın zuhuru, sıfât saltanatının sönüşü.” dür. Cenâb-ı Hakka has mahallerde yani kim ki kendi varlığının hakikatini ilâhi varlığın hakikati olarak idrak eder, işte o Hakka mahsus mahaldir. Yani Hakk’ın zâti tecellisi itibariyle olan mahaldir. Diğer mahallerde de Hakk vardır ama fiilleri, isimleri yönünden zuhuru vardır, şeksiz şüphesiz bütün varlıkta ama zâtına mahsus mahal marifetullah bilgisine sahip olan kimselerdir.[14]

Peygamber Efendimiz:

= her kim Kıyamet gününe gözü görüyor gibi bakmak arzu ederse, (81)[15] İzeşşemsü küvviret,[16] (82)[17] izessemâünfetaret, (84) izessemâünşakkat, Sûrelerini okusun. Buyurmuştur.

Görüldüğü gibi Efendimizin kıyâmet hakkında ki, tavsiyesi çok dikkat çekicidir ve (yakıyn) ilminin îzahıdır. “Gözü görüyor gibi bakmak” bir müşahede “şahitlik” işidir, Âyet-i Kerîme’lerin hakikatlerine ve tesir sahalarına bu ciddiyet ve anlayış ile yaklaşmamız gerekmektedir, belki o zaman gerçek Kûr’ân-ı Kerîym’i okumaya başlamış olabiliriz.[18]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)