İtteḣażû ahbârahum veruhbânehum erbâben min dûni(A)llâhi velmesîha-bne meryeme vemâ umirû illâ liya'budû ilâhen vâhidâ(en)(s) lâ ilâhe illâ hu(ve)(c) subhânehu ‘ammâ yuşrikûn(e)
(Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
Tevbe Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
İttehazû ahbârahum veruhbânehum erbâben min dûni(A)llâhi velmesîha-bne meryeme vemâ umirû illâ liya’budû ilâhen vâhidâ(en) lâ ilâhe illâ hu(ve) subhânehu ammâ yuşrikûn(e) Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; Oyüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır. (9/31)
Maide 72. Âyetinin yorumunda bu “Oysa İsâ (a.s.) onlara “hem benim ve hem sizin Rabbınız olan Allah’a ibâdet edin” demişti. Ve burada rubûbiyyet mertebesi itîbârıyla Rabbların farklılığını vurgulamıştı.” İfade edilmiştir.
Ama Hristiyanlar kendi hayal ve vehimleri doğrultusunda âlimleri, rahipleri ve Îsâ a.s mı “rab” edinerek “Îseviyet” mertebesini tahrif etmişlerdir. Bu mertebenin hakikati “Rahmaniyet” Rahmandır. Meryem validemize Cebrail a.s kendisine geldiği zaman “Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.[35]