İçeriğe atla
Tevbe 5Cüz 10 · Sayfa 187

Tevbe Sûresi 5. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Fe-iżâ inseleḣa-l-eşhuru-lhurumu faktulû-lmuşrikîne hayśu vecedtumûhum veḣużûhum vahsurûhum vak'udû lehum kulle mersad(in)(c) fe-in tâbû veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte feḣallû sebîlehum(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)

Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekatı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Fe-izâ inseleḣa-l-eşhuru-lhurumu faktulû-lmuşrikîne hayśu vecedtumûhum vehuzûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle mersad(in) fe-in tâbû veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte feḣallû sebîlehum inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un) Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (9/5)


Elmalılı Hamdi Yazır Tefsirinde bu dört ay şöyle bildirilmiştir.

Bütün bunlar bilindikten sonra şimdi şu haram aylar sıyrılınca, geçip gidince ki bu aylar "Onlardan dört tanesi haram aylardır." (Tevbe 9/36) dört aydır. "Sana haram aylarda savaş yapmayı sorarlar..." (Bakara 2/217) âyeti uyarınca normal senelerde geçerli olan haram aylar ki, Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve bir de Recep diye bilinen aylar olmayıp, âyetinde söz konusu olan ve Kurban Bayramı'ndan sonrasını içine alan dört aylık süredir. Bunun ilk elli günü bilinen haram aylar kapsamına giriyor ise de geriye kalan yetmiş günü bunun dışındadır. Fakat bu ilana göre, söz konusu günler de tıpkı haram aylar gibidir. Bu arada şu da anlatılmış oluyor ki, sözleşmeyi içeren herhangi bir ay da tıpkı haram aylardan olur. Yani tanınan dört aylık süre içinde saldırı veya savaş yasaktır, ahitlerine riayet edenlerin müddetleri bitinceye kadar da durum yine böyledir. Fakat bu haram aylar çıkınca, yani tanınan dört aylık süre dolunca, artık o müşrikleri nerede bulursanız katlediniz, öldürünüz. Yani dört aydan sonra artık onlarla aranızda savaş durumu başlamıştır. Şu halde onların saldırılarını beklemeksizin hemen onlara savaş açınız, haram ve helâl farkı gözetmeden onları nerede bulursanız ve nasıl öldürebilirseniz öylece öldürünüz. Bununla beraber sünnette müsle yapmaktan, yani burun ve kulak gibi organları kesmekten ve bir kimseyi durdurup, elini kolunu bağlayarak ok ve benzeri aletlerle yavaş yavaş ve işkence ile öldürmekten menedilmiştir. Bundan başka Hz. Peygamber buyurmuştur ki, "Öldürme yönünden insanların en iffetlisi iman ehlidir." Ve yine "Öldürdüğünüz vakit güzellikle öldürün." diye buyurmuştur. İşin böyle olması gerektiğini şu âyetler de ima yollu anlatır: Ve onları tutunuz, yakalayıp esir ediniz. Demek oluyor ki, tutup esir almak mümkün iken hemen öldürmeye kalkmamalıdır ve onları hasrediniz, bulundukları yerden çıkıp serbestçe dolaşmalarına, şuraya buraya gitmelerine izin vermeyiniz, onlar için her mersada oturunuz yani kaçırmamak, geçirmemek için evine, işine veya ticaret için sefere gidecek her geçidi tutup onları göz altında bulundurunuz. Artık tevbe ederlerse, yani şirkten vazgeçip imana gelirlerse Namazı kılıp zekatı verirlerse, yani namaz ve zekatı kabul ederek müslüman olurlarsa hemen yollarını açınız, koymuş olduğunuz engelleri kaldırınız, yukarıda söz konusu edilenlerden hiçbirini yapmayınız, onları kendi hallerine bırakınız. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir. İmana girmelerinden dolayı, daha önce yapmış oldukları şeyleri, şirk, küfür ve haksızlıkları bağışlar, üstelik iman ve taatlerine ecir ve sevap da verir. Demek ki, o müşriklere ya ölüm ve esaret veya İslâm'a girmekten başka birşey bırakılmamıştır. İleride de geleceği üzere, onlardan, ehl-i kitapta olduğu gibi, cizye dahi kabul edilmeyecektir. Hasan Basri rivayet etmiştir ki; esirlerden biri, Hz. Peygamber'e işittirecek şekilde "Allah'a tevbe ederim, Muhammed'e tevbe etmem." diye üç kere bağırmış, Peygamber Efendimiz de "Bırakınız, hakkı ehline tanıdı." buyurmuştur.[10]

Bu dört ay Kamer-i ilk dört ay ve seyr-i sülukun ilk dört ayıdır. Nefsi emmare, levvame, mülhime ve mutmainne mertebeleridir.

Efendimiz (s.a.v.) ben şeytanımı müslüman ettim. Buyurduğu gibi bizlerinde şeytanımızı müşlüman edebilmemiz için emmare, levvame ve mülhime nefs mertebesinde kötü ahlakın temizlendiği ve mutmainne ise iyiye dönen bu mertebelerin ahlakının iyi yöndekullanılmaya başlamasıdır. Eğer bu dört ay- dört mertebe geçilmiş ise ve hala bu ahlaklardan beden arzımız üzerimizde bulunuyorsa bunlarında izale edilip ortadan kaldırılması istenmektedir. Hakikatte tevbe Hakikat-i Muhammedi mertebesine yapılan tevbedir. Tüm bu âlemlerin bu mertebenin zuhuru olduğunu anlayıp namaz ile mir’ac etmektir. Asıl serbestlik ve hürriyet nefsi emmare sultasından hürriyet ve bağımsızlığa kavuşmaktır.

Şeriat mertebesinin tevbesi İslâm olup şartlarını yerine getirerek yapılan tevbedir.

Tarikat mertebesinin tevbesi ise şeyh muhabbetinden ve zikirden geri kalınırsa tevbe etmektir.

Hakikat mertebesinin tevbesi Hakk’tan gafil olmaktan tevbe etmektir.

Marifet mertebesinin tevbesi ise Hakk’tan bir an gaffil kalınırsa bundan tevbe etmektir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)