İçeriğe atla
Tevbe 73Cüz 10 · Sayfa 199

Tevbe Sûresi 73. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu câhidi-lkuffâra velmunâfikîne vaġluz ‘aleyhim(c) veme/vâhum cehennem(u)(s) vebi/se-lmasîr(u)

Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu câhidi-lkuffâra velmunâfikîne vagluz aleyhim veme/vâhum cehennem(u) vebi/se-lmasîr(u) Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! (9/73)


Yine Mesnevi-i Şerif beyitleri ile yolumuza devam edelim.

2971. Bir leîme kahr ve cefâ ettiğin vakit, sana çok vefâlı bir bende olur.

Kâfirler ve münâfıklar alçak ve rezil oldukları için Hak Teâlâ hazretleri Kur’ân-ı Kerim’de (Tevbe, 9/73) ya’ni “Ey nebiyy-i zîşânım, kâfirler ve münâfıklara karşı cihâd et ve onlar üzerine şiddetle muâmele et!" buyurulmuştur.

2972. Kâfirler ni'met içinde cefâ ekerler; cehennem içindeki nidaları "Rabbena'dır.

Nitekim kâfirler dünyâda ni’met içinde bulunurlar ve diğer bir ni’met-i uzmâ olmak üzere Hak Teâlâ onlara peygamber gönderir. Onlar bu niam-i ilâhiyye içinde cefâ ve zulüm tohumunu ekerler, çünkü leîmdirler iyilik yaramaz. Vaktâki âhiret olur cehenneme girip şiddetli muâmeleye ma’rûz kalırlar; o vakit Allah'ı tanıyıp (Mü’minûn, 23/107) “Yâ Rabbenâ bizi cehennemden çıkar, eğer küfre avdet edersek biz zâlimler oluruz” diye feryâd ederler.

64. Cenkleri gör ki, o sulhlerin asıllarıdır, Peygamber gibi ki, onun cengi Hudâ içindir.

Meselâ insanın cismini terkîb eden tabîatlan birbirine muhâlif dört anâsır arasındaki mücâdeleden cisme ölüm ânz olur ve anâsır-ı muhtelife inhilâl eder; ve bu anâsın terkîb eden anâsır-ı basîta dahi bu terkîb kaydından kurtulup kendi asıllanyla ittihâd eder. Cenk bertaraf ve sulh hâsıl olur. Ve kezâ Peygamberin cengi ve nizâ’ı gibi ki, onun bu cengi ve muhâlefeti vahdâniy- yet-i Hakk’ı ta’lîm ye şirkten nehy için vâki’ oldu. Nitekim âyet-i kerîmede (Tevbe, 9/73) “Ey peygamberim! Kâfirler ile ve münâfıklar ile cihâd ve harb et! Ve onlara galîz ve haşîn muâmele yap!” buyurulmuştur. Zîrâ kulûb-i beşerde vahdet-i i’tikâd hâsıl olduğu vakit aralannda nizâ’ ve muhâlefet kalkar ve sulh-ı umûmî hâsıl olur. Binâenaleyh bu çengin aslı da sulh olmuş olur.

65. Her iki cihanda gâlib ve muzafferdir. Hu galibin şerhi ağıza sığmaz.

“Çîre”, zafer bulmak ve müstevlî olmak ve şücâ' ve dilâver ma’nâlarınadır (Burhan). Ya’ni, Peygamber asıl olan sulha vusûl için cenk ve nizâ’ ettiğinden her iki cihânda ya’ni dünyâda ve âhirette küffâra ve münâfiklara gâlib ve muzafferdir. Bu gâlib olan peygamberin hakikatini şerh ve beyân etmek ağıza ya’ni elfâz ve ibâreye sığmaz. Zîrâ hakîkat-i muhammediyye nâmütenâhî olan âlemi muhîttir. Elfâz ve ibâre ise mahdûddur; ve mahdûd olan şey nâ-mahdûd olanı ihâta edemez.[79]

504. Vaktâki o Resûl kılıç peygamberi olmuşlar, onan ümmeti saf yırtıcıdırlar ve erdirler.

Bu beyt-i şerîfte (Tevbe, 9/73) “Ey resûlüm! küffâra cihâd et!" âyet-i kerîmesiyle Ben kılıç peygamberiyim" hadîs-i şerifine işâret buyurulur. Ma’lûm olsun ki, Resûl-i Ekrem hazretlerinin kılıç ile me’mûr olması küffârın tecâvüzlerine ve azgınlıklanna karşı mü’minlerin nefislerini müdâfaa ve bâtılı ibtâl ve Hakk’ı tesbit içindir. Zîrâ dîn-i İslâm, kılıç ile değil, evvelen nasâyih ve teblîğ-i hakâyık-ı ma’küle ile başlamıştır. Vaktâki küffâr kendilerine tebliğ olunan bu hakâyık-ı ma’kuleyi ibtâl edecek söz bulamadılar, öfkelenip delice kılıca sanldılar. Binâenaleyh Resûl-i Ekrem hazretleri dahi bu deli alaylannın ellerinden silâhlannı almak için onlara mukabeleye me’mûr oldu. Nitekim bu hakikat Kur’ân-ı Kerîm’de açık bir sûrette sûre-i Enfâl’de böyle beyân buyurulur: (Enfâl, 8/60) ya’ni “O küffâr için gücünüz yettiği kadar kuvvet cinsinden olan şeyi ve harb atlannı hazırlayınız ki, onunla Allâh’ın ve sizin düşmanlanmzı korkutursunuz” (Enfâl, 8/61) ya’ni “Eğer onlar sulha meylederlerse, sen dahi onlara karşı sulha meylet!” Binâenaleyh elyevm hıristiyan papazlannın, “İslâm dîni kılıç ile intişâr etmiştir!” diye vâki olan iddiaları bu beyânât-ı kur’âniyyeye karşı büyük bir iftiradır. İmdi, Resûl-i Ekrem nebiyy-i seyf olunca, onun ümmeti dahi düş-manların safim yırtıcı olan erler olur.[80]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)