İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 87

الْمُقْسِط

Muksit

MUKSİD'dir hak eden alır hakkını,Boşa geçirme sende vaktini,Bozma sakın yaptığın akdini,Hak edene veren MUKSİD'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 263 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-MUKSİT

Mazlumların hakkını zalimlerden alıcı demektir.

Fakat Cenâb-ı Allah'ın intikam alması kullarınki gibi ölçüsüz, aşırı, kan davası gibi değildir. Sırf adalet maksadıyledir. Malum ya öyle zalimler vardır ki ya parası ile ya kuvveti ile ya mevkii ile hadsiz hesapsız can yakar mazlumları inletir, kibir ve gurur sahibidir. Padişahların birisi ecdadının zulümlerinden müteessir olarak, kendisinin de aynı hatalara düşmemesi için muayyen zamanlarda birisini vazifelendirmiş, "Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var" diye bağırtırmış. Bilhassa tasavvuf ehli bütün işlerini Hakk'a havale etmişlerdir. Mütecaviz olmak katiyen onların işi değildir. Aldatmaktan ise aldanmayı tercih ederler. Kendilerine zulüm de hakaret de yapılsa eyvallah demekle iktifa ederler. Kendilerine fenalık edenlere bile iyilik yapmaktan çekinmezler, her işleri Hak rızası içindir. Cenâb-ı Hakk bunların intikamını almayı tehir etse de ihmal etmez. Esasen zalim zulmünü yapa yapa etrafında gayrı memnunlardan bir muhit yaratmış olur. Zulümün cezası geciktiği nisbette şiddetli olur. Hakk'ın sabrederek geciktirmesinden maksad da kulun tövbekar olması, iyi bir adam olmaya yönelmesi ihtimalidir.

MUKSİD' dir hak eden alır hakkını,
Boşa geçirme sende vaktini,
Bozma sakın yaptığın akdini,
Hak edene veren MUKSİD'dir ancak
Cilt 1 kitabının tamamını oku