İçeriğe atla

Abdâl hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Abdâl hâline ulaşmak için belirli bir nefs mertebesinin aşılması gerektiği, verilen kaynaklarda doğrudan ifade edilmemektedir. Ancak, abdâlın tanımı ve nefs mertebelerinin genel işleyişi göz önüne alındığında, bu hâlin nefs mertebelerinin yüksek basamaklarında, özellikle de nefsine ait sıfatların ilâhî sıfatlara dönüştüğü bir aşamada gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Abdâllar, bedensel varlıkları ve nefslerine ait sıfatları Hakk'ın varlığına ve ilâhî sıfatlara dönüşmüş yüce evliyalardır ve peygamberlerin vârisleri olarak kabul edilirler¹. Bu dönüşüm, sâlikin nefs-i emmâreden başlayarak bireysel beşerî nefsini terbiye etmesi ve enfüsî olarak kendini tanımasıyla gerçekleşen yedi nefs mertebesinin aşılmasıyla mümkündür²·³. Dolayısıyla, abdâl hâli, nefs mertebelerinin kemâlâtına ulaşmış bir sâlikin yaşayabileceği bir hâldir.

Detaylı cevap

Abdâl, bedensel varlığı ve nefsine ait sıfatları, ilâhî sıfatlara dönüşmüş yüce evliyalardır¹. Bu hâl, peygamberlerin vârisleri olan kimselere mahsustur ve gönülleri Arş'ın üstünde ve diğer gönüllerden yücedir⁴. Abdâl hâline ulaşmak için sâlikin nefs mertebelerini aşması gerekmektedir. Nefs mertebeleri, sâlikin "emmâre nefs"ten başlayarak bireysel beşerî nefsini terbiye etmesi ve enfüsî olarak kendini tanıması ve bulması hâlleridir²·³.

Nefs mertebelerinin aşılması, sâlikin bir alt mertebenin zulmetini aşmadan üstteki hâli yaşayamayacağı bir süreçtir (K2-T3 — K2). Bu süreçte nefs-i emmâre gibi kötülüğü emreden, insanı günahlara sürükleyen en alt mertebeden (Nefs-i Emmare) başlayarak, nefs-i levvâme, nefs-i mülhime, nefs-i mutmainne, nefs-i râdıye, nefs-i mardiyye ve nefs-i sâfiye/kâmile mertebeleri geçilir (K2-T3 — K2). Özellikle nefs-i mutmainne mertebesinde sâlikin kalbi sâkinleşmiş, Hak'la huzura ermiştir (K1-530 — K1). Nefs-i râdıye ve mardiyye mertebelerinde ise Allah'ın kuldan, kulun da Allah'tan razı olduğu bir hâl yaşanır (K2-T3 — K2; Nefs-i Merdiyye). Abdâl hâli, bu mertebelerin kemâlâtına ulaşmış, yani nefsine ait sıfatları ilâhî sıfatlara tebdil etmiş evliyalara mahsus bir durumdur⁵. Bu, fenâfillah hâlinin yaşandığı, beşerî varlığın Hakk'ın varlığına dönüştüğü bir mertebedir⁶·⁷. Dolayısıyla, abdâl hâli, nefs mertebelerinin en üst basamaklarında, özellikle de nefs-i sâfiye/kâmile mertebesinde zuhur eden bir kemâl hâlidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1855(2240) "Abdâl"dan kasıt, sadece kıssada belirtilen yedi abdâl değildir; bedensel varlığı, Hakk'ın varlığına ve nefsine ait sıfatları, ilâhî sıfatlara dönüşmüş oOku
  2. 2Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.26.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunlOku
  3. 3Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.142.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunlOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1854O bir gönül ki, göklerden yücedir, o abdâlın, ya peygamberin gönlüdür. &10024; 2240. ... O bir gönül ki, göklerden yücedir, o abdâlın, ya peygamberin gönlüdür. Oku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.655O makamı ve hâli bilmek için, Yak Tealâ'nın abdâla olan nevâzişle- rinden söyledi. &10024; 1459. O makâmı ve hâli bilmek için, Hak Teâlâ'nın abdâla olan nevâzişOku
  6. 6TB. Kelime-i Îseviyye · s.101İşte fenafillah olmasa yani İseviyet mertebesi Ruh-ul Kuds tecellisi olmasa, öldürmese yani o Ruh-ul kuds ile cismin beşeriyetini İseviyetten gelen beşeriyetiniOku
  7. 7Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.109Madde-Maden mertebesi sıfât/fenâfillah mertebesi ve bu hâl yaşatışıdır. Bu hâle ulaşmak yapılan zikir ile vücutta oluşan nefsi emmare gruzu gazlarının izale ediOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.