İçeriğe atla

Âlem-i Mânâ kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey24 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Âlem-i Mânâ, tasavvufta soyut mânâların ve hakikatlerin bulunduğu manevî âlemi ifade eder. Bu âlem, Hadîd Sûresi'ndeki "hüve'l-evvelü ve'l-âhir, ve'z-zâhirü ve'l-bâtın" (O Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın'dır) ayetinin 'bâtın' vechesine dayanır ve âlem-i şehâdetin (görünen âlem) karşıtı olarak ele alınır. Âlem-i mânâ, âlem-i ervâh (ruhlar âlemi) ve âlem-i misâl (sûretler berzahı) gibi mertebeleri kapsar; ârifler uyanıkken ruhun gizli yolundan bu âlemlere, yani misâl âlemine, ruhlar âlemine ve berzah âlemine gidebilirler¹. Sâlik, keşf ve müşâhede yoluyla bu âleme açılır; rüyâ-yı sâdıka, mükâşefe ve ilhâm gibi yollarla bu âlemden haberler alır.

Detaylı cevap

Âlem-i Mânâ, tasavvufun vücud bahsindeki soyut yönünü temsil eder ve klasik tasavvufta âlem-i şehâdetin (görünür dünya) karşısında yer alan âlem-i gayb veya âlem-i mânâ (görünmez dünya) olarak iki ana âlemden biridir. Âlem-i şehâdet beş duyu ile algılanan somut ve fizikî dünyayı ifade ederken, âlem-i mânâ akıl ve kalp ile idrak edilen soyut ve ruhanî dünyadır. Bu âlem, beş ilâhî hazret düzeninde âlem-i ervâh ve âlem-i misâl mertebelerini içerir; yani soyut akılları, ruhanî varlıkları (melekler) ve sûretler berzahını (hâl ve manzaraların ruhanî yapısı) kapsar. Ârifler, uyanıklık hâlinde dahi ruhun gizli yolundan âlem-i misâl, âlem-i ervâh ve âlem-i berzah gibi birçok âleme ulaşabilirler¹. Bu âlemler, dünyada kullanılan lügatler ve kelimelerle tam olarak anlatılamayan, tasavvuf ıstılahında "âlem-i simsime" olarak adlandırılan yerlerdir¹. Sâlikin âlem-i mânâya açılma yolları arasında rüyâ-yı sâdıka (doğru rüyalar), mükâşefe (uyanıkken yaşanan müşâhedeler) ve ilhâm (Hak'tan kalbe gelen mânâlar) bulunur. Özellikle rüyâ-yı sâdıka, mü'minin sâdık rüyâsının nübüvvetin kırk altıda biri olduğunu belirten hadis-i şerif ile âlem-i mânâdan gelen bir haber olarak kabul edilir. Âlemde her bir kelime bir mânâ, her mânâ da bir suret ifade ettiğinden, görünen âlem zahiren "Büyük âlem" iken, bâtınen "Küçük âlem"dir; Kur'ân ise zahiren küçük âlem gibi görünse de bâtınen "Âlem-i kebîr"dir². Mânâ, suretin ruhudur; örneğin, Hz. İsa'nın cismi bu âlemde zahir olan Allah Teâlâ'nın kelimelerinden biridir ve onun delalet ettiği mânâ, İsevi ruhudur ki bu da onun Rabbi hası olan bâtınıdır³·⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4151 (s. 78)“Nasıl ki ârif uyanıklık hâli içinde rahat rahat oturmuş olduğu hâlde ruhun gizli yolundan birçok âlemlere, yani âlem-i misâle, âlem-i ervâha ve âlem-i berzaha v”Oku
  2. 2Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Şu halde Terzi Baba’nın bakışıyla kelime-i tevhidi ve âyetleri ayrıca iki yönden daha ele almamız gerekir. Bu iki yön, şekil ve lafızdır. Zira şekil ve lafız if”Oku
  3. 3İnci Tezgâhı (1), s. 100““Mânâ” o sûretin ruhudur. Şu halde cism-i İsâ bu âlemde zâhir olan Allah Taalânın kelimelerinden bir kelimedir. Ve onun delâlet ettiği manâ rûh-u İsevidir ki o ”Oku
  4. 4Kelime-i Îseviyye, s. 56“Daha da ilerisi mana o suretin de ruhudur. Yani o kelimenin manası onun ruhudur. O kelimenin tekellüm etmesi de kendisidir. Fiziki manada meydana gelişidir. Ve ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.