Altı Peygamber (Cilt 5) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hz. İsâ'nın hayatı ve mertebesi üzerinden açıklanır. Bu dersler, Kur'ân-ı Kerîm'in sadece geçmiş kıssalar değil, her bir bireye hitap eden canlı bir rehber olduğunu vurgular. İsâ (a.s.)'ın ölüleri diriltmesi, körlerin gözlerini açması ve alaca hastalığını iyileştirmesi gibi mucizeleri, sâlikin kendi iç dünyasında ölü gönülleri diriltmesi, mânâ gözlerini açması ve benlik dalgalanmalarından arınması gerektiğine işaret eder. Bu, Tevhid-i Sıfat mertebesine ulaşarak tüm sıfatların Hakk'a ait olduğunu idrak etmekle ve "fenâ fillâh" hâlinde yaşamakla mümkündür. Sâlik, İsâviyyet mertebesinde Rûhu'l-Kuds ile desteklenir ve bu sayede Hakîkat-i İlâhiyye'yi müşâhede eder. Bu mertebe, şeriat ahkâmıyla birlikte ilim, irfâniyet ve ârifliği de gerektirir.
Detaylı cevap
Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, İsâ (a.s.)'ın hayatının ve İseviyyet mertebesinin derinlemesine anlaşılmasıyla ortaya çıkar. Kitap, Kur'ân-ı Kerîm'deki İsâ (a.s.) kıssalarının sadece birer tarihî olay olmadığını, bilakis her sâlikin kendi seyr-i sülûkunda yaşaması gereken mertebeleri ve alması gereken dersleri içerdiğini belirtir.
1. Kalbin İdrak ve Mutmain Olması: İsâ (a.s.)'ın mucizeleri, sâlikin kendi kalbinde mutmainliğe ulaşmasının birer örneğidir. İbrahim (a.s.)'ın "kalbimin mutmain olması için görmek istiyorum" demesi gibi, sâlik de Hakîkat-i İlâhiyye'yi sadece bilmekle kalmayıp, onu müşâhede ederek kalbini tatmin etmelidir. Bu, "fuad" ve "ef'ideh" denilen kalplere indirilen ilâhî hakikatlerin varlıkta mutmain bir hâle gelmesiyle gerçekleşir.
2. İseviyyet Mertebesi ve Tevhid-i Sıfat: İseviyyet mertebesi, Tevhid-i Sıfat inkılâbıdır. Bu mertebede sâlik, tüm sıfatların Hakk'ın sıfatları olduğunu idrak eder ve bu anlayış içinde hayatını sürdürür. İsâ (a.s.)'ın "Biz ona ruhumuzdan nefh ettik" (21/91) ve "Biz onu Rûhu'l-Kuds ile destekledik" (2/87) ifadeleri, bu mertebenin mukaddesiyetini ve Rûhu'l-Kuds ile desteklendiğini gösterir. Sâlik, bu mertebede "fenâ fillâh" hâline ulaşır, yani Hakk'ta fâni olur ve kendi birimsel nefsinden sıyrılarak tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu müşâhede eder.
3. Ölü Gönülleri Diriltmek ve Mânâ Gözlerini Açmak: İsâ (a.s.)'ın ölüleri diriltmesi, sâlikin kendi "ölü kalpleri" diriltmesi gerektiğine işaret eder. "Anadan doğma kör" olanların gözlerini açması ise, Hakîkat-i İlâhiyye'yi idrak edemeyenlerin mânâ gözlerini açıp hakikati görür hâle gelmelerini temsil eder. Alaca hastalığı olanları iyileştirmesi de, beşeriyet ve benlik dalgalanmalarından arınarak "Allah'ın boyasıyla" boyanmayı ifade eder. Bu, sâlikin kendi iç dünyasındaki manevî hastalıkları tedavi etmesi ve Hakîkat-i İlâhiyye'yi idrak etmesi anlamına gelir.
4. Şeriat ve Hakikat Dengesi: İseviyyet mertebesine ulaşan sâlik, Hakk'ta fâni olduğu için izâfî babaları kalmaz ve onların babaları Rûhu'l-Kuds olur. Bu hâlde, sâlikin kendine has bir yaşantısı olamayacağından, İsâ (a.s.)'ın şeriatı da yoktur. Ancak bu, şeriatın terk edilmesi anlamına gelmez. Bilakis, bu mertebedeki sâlik, tekrar halk arasına karışarak şeriat ahkâmıyla yaşar ve yeri geldiğinde ilâhî hakikat ve esrarları hak edenlere açıklar. Din, sadece belirli tesbihleri çekmek veya namazları kılmak değil, bunlarla birlikte ilim, irfâniyet ve ârifliği de barındırır.
5. Düşünce ve İdrakin Önemi: İnsan, düşünen bir varlıktır ve değeri düşüncesiyle ölçülür. Ancak bu düşünce, geçmişi veya hayalleri düşünmek değil, gerçek olan düşünceleri düşünmektir. Sâlik, bu mertebede "lâ mevsufe illâllah" zikriyle kendi sıfatlarının ve âlemdeki tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu idrak ederek rehavete düşmemeli ve bu idrakle yaşamını sürdürmelidir. Bu, sâlikin sürekli bir tefekkür ve idrak hâlinde olması gerektiğini gösterir.
6. Kur'ân'dan Nasip Almak: Kur'ân-ı Kerîm'in her bir bireye ayrı ayrı gelmiş olması, sâlikin ondan kendi payına düşeni alması gerektiğini gösterir. Eğer Kur'ân'daki kıssalar sadece tarihî olaylar olarak okunursa, sâlik kendi nasibini kaçırmış olur. Kur'ân'dan ne kadar nasip alınırsa, sâlikin irfânî faydası da o kadar artar. Bu, Kur'ân'ı sadece okumak değil, onun mânâlarını kendi hayatına tatbik etmek anlamına gelir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.165“halinde seyretmeye başlıyoruz ve bunun neticesinde de kalbimize indiriyoruz, “fuad” “ef’ideh” kalplere indiriyoruz. İşte kalbe indirildiği zaman o varlık bu hus”Oku
- 2Kaynak · s.157“konuşup Hakîkati İlâhiyye’yi zuhûra getirmeye devâm etti. Tasavvufi açıdan ise, bizim beşiğimiz bedenimizdir yaşımız kaç olursa olsun. Kitâptan kasıt şeriat bil”Oku
- 3Kaynak · s.49“Peki niye bitmiyor, neden bitmiyor? Hakk’ta fani olan bir insan bitmiş demektir, işte bu hali anlatmak için geri dönüp insanlar arasına girmek lâzımdır, işte te”Oku
- 4Kaynak · s.213“arkada bu ibretlik yazılar kalmış oldu. Değerlendirilmesini sizlere bırakıyorum. Gayemiz herhangi bir kimlik ve grup hakkında eleştiri yapmak değil, yaşanmış bi”Oku
- 5Kaynak · s.41“bâtında müşahede etmiş iken; bu defa zahirde Sıfat mertebe- 42 sinde müşahede etmeye başlar. Her varlıkta HAKk ’ın bir sıfatını görüp; her şeyi ona göre değerle”Oku
- 6Kaynak · s.1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER: (6) PEYGAMBER (5) Hz. ÎSÂ-Rûhullah (a.s.) NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (60) İÇİNDEKİLER: Sayfa No: İçindekiler:……”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.