Aşk kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Tasavvufta aşk, sâlikin Hakk'a olan mahvedici sevgisi olup, muhabbetten daha şiddetli ve sâhibini fânî kılan bir hâldir. Ancak bu yüce hâl, üç temel durumda bozulabilir veya gizlenebilir: niyetin bozulması, şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfet. Niyet bozulduğunda, yani riyâ, sum'a veya ucb gibi unsurlar karıştığında, aşkın hakikati tahakkuk etmez ve gizlenir. Şer'î ölçülere uygun olmayan bir aşk hâli ise istidrâca dönüşebilir, zira Hak'tan değil, nefs veya cinden kaynaklanır. Son olarak, sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması, yani aşkın kendisiyle meşgul olup Maşuk'tan uzaklaşması durumunda da aşk gizlenir. Bu gizlenme, bazen sâliki temkîne hazırlayan ilâhî bir lütuf olarak da tecelli edebilir.
Detaylı cevap
Aşk, tasavvufun en yüksek itici gücü olup, sülûku tahammül edilebilir kılar ve fenâyı tatlılaştırır. Ancak bu derin ve mahvedici sevgi, belirli şartlar altında bozulma veya gizlenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
İlk olarak, niyetin bozulması aşkın hakikatini zedeler. "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) hadisi uyarınca, sâlikin niyetine riyâ (ameli halk için yapma), sum'a (amelinin duyulmasını isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) karışırsa, aşk hâli tahakkuk etmez ve gizlenir. Bu durumlar "şirk-i hafî" olarak kabul edilir ve aşkın safiyetini bozar.
İkinci olarak, şer'î edebin terk edilmesi aşkın bozulmasına yol açar. Bir hâl ne kadar yüce görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadıkça istidrâçtır; yani Hak'tan değil, nefisten veya cinden gelir. İbn Arabî'nin de belirttiği gibi, "Şer'a muvâfık olmayan keşf, keşf değil, hayâldir". Aşkın ilâhî bir delilik olarak tanımlanmasına rağmen, şer'î sınırlar içinde kalması esastır.
Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet aşkın gizlenmesine neden olur. Sâlikin, aşk hâlinin gerçek sahibi olan Hakk'tan gâfil olup, hâlin kendisine âşık olması durumunda aşk gizlenir. Bu, "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) ayetinde ifade edilen duruma benzer. Aşkın kemâli maşukta yok olmakla gerçekleşirken¹, sâlikin kendi hâliyle meşgul olması, maşuktan uzaklaşmasına ve aşkın gizlenmesine sebep olur. Bazen bu gizlenme, sâliki bekâ-i tâm öncesi temkîne hazırlayan ilâhî bir lütuf olarak da tecelli edebilir. İçsel olan kuvvet (aşk) bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir; ruhanî hükümler üstün geldiğinde nefsanî sıfatlar gizlenir². Aşkın gizlenmesi, aynı zamanda sâlikin topraktan yaratılmış cisminde nefsin mânevî ölümle gizlenmesi gibi bir durumla da ilişkilendirilebilir³.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1) · s.183“Sinedeki aşk ve muhabbet sütü ile beslediklerinden onların da sinelerinde asıllarına olan bir aşk ve muhabbet vardır ki döne dolaşa oraya avdet ederler. Aşk âle”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.241“Bunu söyledi; derhal toprak altına gitti; o câriye aşktan ve hastalıktan te- mizlendi. Yani nefis kuyumcusu, hâl diliyle bu sözleri söyledi ve öldü; derhal sâli”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.