Aşk kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta aşk, sâlikin Hak'a olan şiddetli ve mahvedici sevgisinin adıdır; muhabbetten daha yakıcı, sâhibini fânî kılan bir hâldir. Bu, sülûkun en yüksek itici gücü olup, mücâhedeyi tahammül edilebilir, fenâyı tatlı kılan bir kuvvettir. Aşkın mayası her zerrede bulunur ve kâinattaki inkişaf, zerreler arasındaki derin cazibe aşkın kudreti iledir. Aşk, Allah'ın bilinmek istemesinden doğan bir muhabbettir ve kulun aşkı, Allah'ın aşkının bir aksisedasıdır. Âşık, bu yolda yokluğunu anlayıp ma'şûkunda fâni olduğunda ma'şûk olur; tıpkı nehirlerin denize dökülünce ismini kaybetmesi gibi. Bu hâl, "ölmeden evvel ölünüz" emrinin bir tecellisidir.
Detaylı cevap
Aşk, tasavvufî sülûkta bir mertebeden ziyade, tüm sülûku kuşatan ve sâlikin mânevî yolculuğunu şekillendiren bir hâl ve itici güçtür. Başlangıçta muhabbet olarak tezahür eden bu hâl, şiddetlenerek aşka dönüşür. Muhabbet, bilinçli ve iradî bir sevgi iken, aşk, bu kontrolün ötesine geçerek sâlikin ma'şûkunda fâni olmasını gerektiren bir vecd hâlidir. Bu sebeple "aşk ilâhî bir delilik" olarak tanımlanır.
Aşkın mertebî tatbiki, sâlikin nefs mertebelerindeki ilerleyişiyle paraleldir. Kaynakta neydeki yedi mertebenin (Yegâh, Âşiran, Irak, Rast, Dügâh, Segâh, Çârıgâh) âşıkın yedi mertebesine (Emmâre, levvâme, mülhîme, mutmainne, râdiye, merdiyye, sâfiye) misal olduğu belirtilir. Bu, aşkın nefsin her bir mertebesinde farklı bir yoğunluk ve tezahürle yaşandığını gösterir. Emmâre nefsinde başlayan bu yolculuk, sâfiye nefsinde kemâle erer ve âşıkın ma'şûkunda fâni olmasıyla sonuçlanır.
Aşkın pratik tatbiki, sâlikin mâsivâdan yüz çevirerek gönlünü tamamen Hak'a yöneltmesiyle gerçekleşir. "Aşk kalplerde bir ateştir ki Haktan başka her ne bulursa yakar." Bu, âşıkın büyük bir feragat sahibi olmasını, dünya ve ahiret kayıtlarından kurtulmasını gerektirir. Mecazî aşklar (karı-koca aşkı gibi) dahi, hakiki aşka giden bir köprü olarak görülebilir; zira "hiçbir hayat sahibi yoktur ki bir ana ile bir babanın mecazî aşkından hâsıl olmasın." Ancak asıl gaye, bu mecazî sevgileri Hakiki Ma'şûk'a yöneltmektir.
Âşık, kemâle erdiğinde, yani yokluğunu anlayıp ma'şûkunda fâni olduğunda, kendisi de ma'şûk olur. Bu, "ölmeden evvel ölmek" olarak ifade edilen hâldir. Âşıkın gönlü, Hak'kın saltanat yeri hâline gelir; putlar (nefsanî arzular) gider, Allah'ın evi olur. Bu hâle erişen âşık, "Hak namını alır" ve "ma'şûkiyyet makâmına erişebilen âşık ebedîleşir." Bu makamda âşık, her mertebedeki kemâlâtı, ebedî güzelliği ve mutlak vechi görür, her şeyi hoş görür; onun nazarında çirkin ve lüzumsuz bir şey kalmaz. Aşk, sâlikin benlikten kurtulup Hak'ta fâni olmasını sağlayan en yüce hâldir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.47“kokusu vardır. Güneş her ne kadar çok yükseklerde ise de nûru ayaklarımızın altında gibidir. Onu çiğnemeğe kalktınız mı? O yine üstte kalır. Güneşin şuaının her”Oku
- 2Kaynak · s.223“Göklerde, yerlerde, denizlerde hayat Allah’tandır. Bu irfâniyete sâhip olanlar da Habîb’in habîbi olanlardır. Ancak bütün ilimlerin sonu hayrettir. Aczi itirâft”Oku
- 3Kaynak · s.95“cemâle intizardandır. Kırmızılarda nefis hâkimdir. Aşk derdi bulunmaz. Derin bir hassasiyet kırmızılarda hatta karalarda yoktur. Kulaklarımızla, gözlerimizle ha”Oku
- 4Kaynak · s.211“hava ve sıcaklığın i’tidâli arzımızda bereketli bir mamûrelik hâsıl eder. İnsanın da beden arzında buna benzer tahavvüller olagelmektedir. Gerek anâsır olan vüc”Oku
- 5Kaynak · s.229“bu devâmlı istihâle ve doğuşların en sonuncusu ölüm dediğimiz göçüş hâlidir. Bu âlem-i imkânda ölü yıkamaya uğraşanlar vardır, âşıklar da diri yıkarlar. Âşıkın ”Oku
- 6Kaynak · s.215“ikincisinde de ebedî hayata bağlar. Sûrun öldüren birinci nefhasını, yavrusunu uyutan annenin ninnisine benzetebilirsiniz. İkinci nefhayı, çocuğun hareketini gö”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.