İçeriğe atla

A'yân-ı Sâbite Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları4 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, nefsî benlikten izâfî benliğe geçişi, Cenâb-ı Hakk'ın zâtına yönelimi ve bu yolda ibâdetlerin, zikirlerin ve tefekkürlerin önemini vurgular. Kitap, kişinin kendini sorgulamasını, nefsî taleplerden arınarak cennet ve cehennem arzu ve korkusundan kurtulmasını, fiillerinin Hak'tan geldiğini idrak etmesini ve bu idrakle yaşamasını temel irfânî dersler olarak sunar. Bu süreç, sadece bilgi edinmekle kalmayıp, bu bilgileri yaşayarak hakikatine ermeyi gerektirir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle nefsî benliğin sorgulanmasıyla başlar. Kişi, "Ben neyim?" sorusuyla kendini tanıma yoluna girer. Bu sorgulama, Cenâb-ı Hakk'ın bir lütfu ve Peygamber Efendimiz'in şefaatinin başlangıcı olarak kabul edilir. Zira kendi benliğini tanımadan, Hak'kı tanımak mümkün değildir. Nefsî benlik, kişinin gaflet içinde yaşadığı, "ben" diye sahiplendiği varlıktır. Bu benlikten kurtulmak, yani "ben emmâre yönümle yapıyorum" düşüncesinden "izâfî benlik yönüyle idrak ediyorum" anlayışına geçmek, sâlikin temel dersidir. Bu geçiş, bir anda gerçekleşmeyip, yavaş yavaş, eğitim ve araştırmalar sonucunda, nefsî zevklerin kesilmesiyle olur.

Bu süreçte sâlik, ibâdetlerini ve amellerini nefsî beklentilerden arındırmayı öğrenir. Cennet beklentisi veya cehennem korkusuyla yapılan ibâdetler, nefsî benliğin talepleridir. Gerçek talep ise "bana Seni gerek Seni" olmalıdır. Bu makâmda, cennet arzusu ve cehennem korkusu düşer, zira bunlar nefsî benliğe bağlı şeylerdir. Hedef, Cenâb-ı Hakk'ın zâtıdır; cennet ve cehennem O'nun isim ve sıfatlarının tecellîleridir.

İrfânî yolculukta sâlik, fenâfillâh mertebesine ulaşmayı hedefler. Bu mertebede kişinin kendine ait bir varlığı ve iddiası kalmaz; bütün fiilleri işleyen Hakk olur. Bu hâle ulaşmak için farz ibâdetlerin yanı sıra nafile ibâdetler, zikirler ve tefekkürler gereklidir. Bu, "kurb-u nevâfil" olarak adlandırılan, kulun üzerinde Allah'ın faaliyetinin tezâhür ettiği bir velâyet mertebesidir. Bu mertebedeki kişi, halk içinden çekilerek dünya ile fazla meşgul olmaz, kendi âleminde Hakk ile yaşar.

Sâlikin günlük yaşamında bu irfânî dersleri tatbik etmesi, ef'âl/şeriat mertebesini hem hükmen hem de fiilen idrak etmesiyle mümkündür. Fenâfillâh'tan sonra Hakk'la bâki olarak ef'âl âlemine dönen ârif, şeriatın hükümlerini mutlak gerçek olarak kabul eder ve hayatını bu anlayışla sürdürür. Bu, "bende ben, sende sen" anlayışından "bende ben, sende ben" anlayışına geçişi ifade eder. Yani, her ne kadar ilmen her şeyin Hak'tan geldiği idrak edilse de, fiil âleminde, yani günlük hayatta, herkesin kendi hakikati üzere var olduğu ve amellerinin karşılığını göreceği gerçeği kabul edilir. Bu, hem ilmi hem de irfânî bakışı birleştirerek, insanlarla ünsiyeti sağlayan ve hayatı hakikat üzere yaşamayı mümkün kılan bir dengeyi ifade eder.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.679güç kuvveti ile, güngörmüş yaşlıların tecrübelerini birleştirerek verilen kararlar ve yapılan işler daha faydalı olmaktadır. Bilindiği gibi araba kazalarının büOku
  2. 2Kaynak · s.19bu benlik kişide iyice yerleşmektedir. Eğer kişi araştırmaları ile bu işin bu kadar olmadığını ve bunun üzerinde başka özellikler olduğunu anlamaya başlarsa, arOku
  3. 3Kaynak · s.25nerede kullanılacaktır, bunun iyi bilinmesi gereklidir. Hakk yoluna gitmek için hangi bilgiyi nerede kullanacağımızı, ve hangi programı nerede tatbik edece-ğimiOku
  4. 4Kaynak · s.607bunu açık olarak belirtmektedir. İkinci yönü ise: Fenâfillâh da, hakikatini idrak etme yolunda, mesafe katetmiş kendini ve âlemi tanıma yönünde oldukça mesafe aOku
  5. 5Kaynak · s.257Mudil ismi karşı geldi, Hâdi ismi tâbi oldu, işte böylece Mudil ismini o da zuhura getirmiş oldu. Dolayısıyla hiçbir eksiklik kendisine izafe edilememektedir. COku
  6. 6Kaynak · s.449anlar. “Nefs-i emmâre” kişinin içinde bulunduğu en düşük hâlidir ve hep kötülüğü emreder. Ehlûllahtan birine ( “nefs-i emmâre”den nasıl geçilir ) diye sormuşlarOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.