İçeriğe atla

A'yân-ı Sâbite'nin Şîsiyye Fassı'ndaki dayanağı nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi25 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı Sâbite, tasavvuf mâverâsının temel kavramlarından olup, eşyanın Hakk'ın ilminde ezelî olarak sabit olan asıl mahiyetleridir; kâinatın taslağı ve planıdır. Verilen kaynaklarda A'yân-ı Sâbite'nin Şîsiyye Fassı'ndaki doğrudan bir dayanağı açıkça belirtilmemiştir. Ancak, Hz. Şît (a.s.)'ın Fusûs'ül-Hikem'de "Kelime-i Şîsiyye" ile Hikmet-i Nefsiyye (ilâhî nefes/atâ) ile anılması ve ilk "hibe çocuk" olarak atânın sembolü olması¹, A'yân-ı Sâbite'nin "lisân-ı isti'dâd" ile kendi varlığını istemesi ve Hakk'ın bu isteğe "kün" emriyle karşılık vermesi arasında dolaylı bir ilişki kurulabilir. Zira A'yân-ı Sâbite, ilâhî sıfatların suretleri ve mümkün varlıkların hakikatleri ve dayanağıdır².

Detaylı cevap

A'yân-ı Sâbite, Hakk'ın ilminde ezelî olarak sabit olan, henüz haricî varlığa gelmemiş ancak "ne olacaksa o" olarak belirlenmiş eşyanın hakikatleridir. Bu kavram, vahdet-i vücud doktrininin anahtar kavramıdır ve Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde, yani taayyün-i sânî'de yer alır. A'yân-ı Sâbite, ulûhiyyetin bir düzeni, vahdetin yaygın hali, gayb âleminin tafsili, cemal sûretler, isimlerin ve sıfatların eserleri, Yüce Hakk'ın malumatı ve yüce harfler olarak tanımlanır³.

A'yân-ı Sâbite'nin "lisân-ı isti'dâd" (kabiliyet dili) ile kendi varlığını istemesi, Hakk'ın "kün" (ol) emriyle eşyanın haricî varlığa gelmesini sağlar. Bu durum, kulun a'yân-ı sâbitesinden kaynaklanan bir "cebir" olarak da yorumlanır⁴. A'yân-ı sâbitenin birbirinden farklı oluşu, ilâhî isimler arasındaki fark ve ayrıcalıktan kaynaklanır; çünkü A'yân-ı Sâbite, ilâhî isimlerin gölgeleridir⁵. Hakk'ın bir olan varlığı, fıtrî olarak kendi isimlerini kapsar⁵.

Hz. Şît (a.s.) ise Fusûs'ül-Hikem'de "Kelime-i Şîsiyye" ile Hikmet-i Nefsiyye (ilâhî nefes/atâ) ile anılır ve ilk "hibe çocuk" olarak atânın sembolüdür¹. Bu "atâ" kavramı, A'yân-ı Sâbite'nin kendi varlığını istemesi ve Hakk'ın bu isteğe karşılık vermesiyle oluşan halk sürecindeki ilâhî lütfu çağrıştırır. A'yân-ı Sâbite'nin arada olma özelliği, Hakk ile şehâdet arasında bulunması, hem fâil hem mef'ul olarak çifte fıtrata sahip olması⁶ ve ilâhî sıfatların suretleri olması² bu dolaylı bağlantıyı güçlendirir. Kaderin de A'yân-ı Sâbite'nin faaliyet sahası olması⁷, Hz. Şît'in atâ sembolü olarak kaderdeki yerini işaret edebilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Hz. Şît a.s. -
  2. 2Kelime-i Âdemiyye, s. 36“Çünkü onlar ilâhî sıfatların suretleridir; ve mümkün varlıkların hakikatleri 1/29 ve dayanağıdır. ... Bu konudaki ayrıntılar Dâvûd Fassı'nın sonunda ve Lokmân F”Oku
  3. 3Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2), s. 16“A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin t”Oku
  4. 4Cebir ve İhtiyâr -
  5. 5Kelime-i İdrîsiyye, s. 163“A’yân-ı sâbitenin ne demek olduğuFass-ı Üzeyrî’de misâl ile îzâh olunmuştur. A’yân-ı sâbitenin yekdîğerinden mümtâz oluşu, esmâ-i ilâhiyye arasındaki fark ve im”Oku
  6. 6Bir Ressam Hikâyesi, s. 36“A’yân-ı sâbite’nin arada olma özelliği vardır. Hakk ile şehâdet arasında’dır. Hem fâil hem mef’ul olarak çifte fıtrattır bu. Üst düzeye göre edilgen, kendilerin”Oku
  7. 7Bir Ressam Hikâyesi, s. 49“Bütün bu âlem Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz sanatının zuhurları, üstelik İlâh-î ressam her resimle beraber. Hikâyedeki yukarıdaki çiziyor denmesi çizimin a’yân-ı sâbit”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.