Bakara 30 ayetindeki Halîfe kavramı tasavvufta neye işaret eder?
Bakara Suresi 30. ayetindeki "halîfe" kavramı tasavvufta, insanın Allah'tan aldığı emaneti taşıma vasfına ve Esmâ-i İlâhiyye'nin yeryüzünde, özellikle de Âdem'de tecellî ederek zuhur bulduğu câmî mahale işaret eder. Bu ayette geçen "câilun" (kılacağım) ifadesi, halîfeliğin insanın topraktan halk edilmiş bedeninde Rabb tarafından yüklenerek faaliyete geçen bir program olduğunu gösterir¹. Halîfe, kendi başına müstakil bir varlık değil, Halîk'ın zuhuruna ayna olan bir mahaldir. Terzibaba çizgisinde ise halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka kimse olmadığını idrak etmesidir.
Detaylı cevap
Halîfe kelimesi lugatte "ardından gelen, vekil" anlamına gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de hilâfet kelimesi geçmezken, halîfe, halâif ve hulefâ kelimeleri kullanılarak insanın Allah'ın yeryüzündeki halîfesi olduğu sıklıkla vurgulanır²·³. Bakara 2/30 ayetinde geçen "innî câilun fi'l-ardı halîfeh" (yeryüzünde bir halîfe yaratacağım) ifadesi, Esmâ-i İlâhiyye'nin câmî bir mahalde izhârının Âdem'de tecellî ettiğini bildirir. Bu ayette "halk etme" yerine "ceâl etme" (kılma) ifadesinin kullanılması, halîfe programının, yeryüzünde, topraktan halk edilmiş insan bedeninde Rabb tarafından yüklenerek faaliyete geçişini ifade eder¹. Tasavvufta halîfelik, İnsân-ı Kâmil fikrinin gelişmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır⁴·⁵·⁶·⁷. Halîfe, Esmâ'ya nisbetle Esmâ'nın aynasıdır; ayna kendi başına bir vücut iddia etmez, mücellâ olduğu ölçüde aksedeni gösterir. İsrâ 70'teki "biz Âdemoğlunu kerîm kıldık" ayeti, bu kerâmetin emanete ehliyet mânâsında olduğunu vurgular. Âdemiyye Fassı'nda İbn Arabî, halîfeliğin Esmâ'nın talep ettiği zuhur mahallinin doldurulması olduğunu belirtir; Esmâ ancak sûret-i kâmilde toplandıkça hilâfet vasfı tahakkuk eder. Bu sûretin câmîliği insanı, ondaki câmîliğin tahkîki ise insân-ı kâmili getirir. Terzibaba çizgisinde halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye), ardından Hakk'ın hilâfet emanetini izhâra mahal olması (tecellî) ve nihayetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğe ulaşması şeklinde üç merhalede yaşanır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mü'minûn Sûresi · s.23“Bu sebeple, Bakara Sûresi 2/30 âyetinde halîfe kelimesinden sonra halk etme ifâdesi değil ceâl etme (kılma) ifâdesi kullanılmıştır: " Ve iz kâle rabbuke lil mel”Oku
- 2DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.221“Kur’ân-ı Kerîm’de hilâfet kelimesi bulunmaz, halife kelimesi de terim anlamıyla geçmez. Ancak halife, halâif ve hulefâ kelimeleri kullanılarak, insanın Allah’ın”Oku
- 3Aşk ve İrfân Yolunda · s.221“Kur’ân-ı Kerîm’de hilâfet kelimesi bulunmaz, halife kelimesi de terim anlamıyla geçmez. Ancak halife, halâif ve hulefâ kelimeleri kullanılarak, insanın Allah’ın”Oku
- 4Terzi Baba (Cilt 1) · s.254“Halife sözcüğünün biri siyasette, diğeri de tasavvufta olmak üzere başlıca iki alanda kullanıldığını görüyoruz. Âyet ve hadislere göz attığımızda da Hz. Âdem ve”Oku
- 5Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.207“Halife sözcüğünün biri siyasette, diğeri de tasavvufta olmak üzere başlıca iki alanda kullanıldığını görüyoruz. Âyet ve hadislere göz attığımızda da Hz. Âdem ve”Oku
- 6En'âm Sûresi · s.215“Âyet ve hadislere göz attığımızda da Hz. Âdem ve soyuna halife denmiştir. Halife ve hilâfet bir tasavvuf kavramı olarak İnsân-ı Kâmil fikrinin gelişmesi sonucu ”Oku
- 7Fâtır Sûresi · s.94“Halife ve hilâfet bir tasavvuf kavramı olarak İnsân-ı Kâmil fikrinin gelişmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bazı âyetlerde ise şöyle beyan edilir. ... Bakara 2/30. ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.