İçeriğe atla

Basîret kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey22 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Basîret, lugatte ferâset ve derin görüş anlamına gelirken, tasavvufta zâhir gözünün göremediği hakikatleri idrâk eden kalp gözünün adıdır; eşyanın ardındaki esmâî tecellîyi ve Hak ile olan bağını kavramayı sağlayan bir melekedir. İrfânî açıdan basîret, kalbin hakikati idrak etmesi olup, Allah'ın nuruyla bakarak varlıkta O'nun tecellîsini görmektir¹. Akâidî tanım ise genellikle basîreti, imanın ve doğru inancın bir sonucu olarak, hak ile bâtılı ayırt etme yeteneği şeklinde ele alır. İrfânî tanım, basîreti sadece bir ayırt etme yeteneği olmaktan öte, Hak'kın tecellîlerini müşâhede etme ve mârifetullah'a ulaşma aracı olarak konumlandırır; bu, akıl-ı meâşın ötesinde kalp gözünün açılmasıyla gerçekleşen bir idrak mertebesidir².

Detaylı cevap

Basîret kavramı, irfânî ve akâidî yaklaşımlarda farklı derinliklerde ele alınır. Akâidî tanım, genellikle basîreti, doğru inanç ve iman esaslarına bağlı kalarak hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği olarak görür. Bu tanım, daha çok dinî hükümlere ve inanç esaslarına uygun bir muhakeme gücünü vurgular. Ancak irfânî tanım, basîreti bu muhakeme gücünün çok ötesine taşıyarak, onu kalbin hakikati idrak etme melekesi olarak konumlandırır¹. İrfânî bakış açısına göre basîret, zâhir gözünün göremediği, eşyanın iç hakikatini ve ardındaki ilâhî tecellîleri görme yeteneğidir³·⁴.

İrfan ehli, basîreti yalnızca dünyevî bilgiyle yetinmeyip, ilâhî hakikati kavrayabilen ve Allah'tan gelen bilgiye vakıf olan kişiye atfeder⁵. Bu, "kör ile gören" ifadesindeki "gören" tarafı temsil eder; yani manevî idrak düzeyi yüksek olan, gönül gözü açık kişidir⁵. Akıl, irfânî açıdan hakikati kavramak için bir mertebe olsa da, tek başına mutlak gerçeğe ulaştırıcı bir araç değildir; bunun yanında kalp gözü (basîret) ve mârifet de gereklidir². Akıl-ı meâş (dünyevî işleri düzenleyen akıl) ile sınırlı kalmak, ilâhî hakikati kavrayamayan manevî körlüğe yol açabilir⁵. Basîretin çoğulu olan "basâir" ise, onun kutsi bir varlık olduğunu ve irfan mektebinde sâliklerin idrak gözünü açarak zulmet perdelerini yırttığını ifade eder⁶. Bu derinlikli idrak, rûh-i hayvânîde bulunmayan irfan ile mümkündür⁷. Dolayısıyla irfânî tanım, basîreti mârifetullah'a ve Hak'kın tecellîlerini müşâhedeye açılan bir kapı olarak görürken, akâidî tanım daha çok inançsal doğruyu ayırt etme çerçevesinde kalır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Ra'd Sûresi, s. 192“İrfanî açıdan “kör ile gören” ifadesi, basireti açılmış kişi ile perdeli olan kişiyi temsil eder. Basiret (manevî görme yetisi), yalnızca gözün görmesi değil, k”Oku
  2. 2Ra'd Sûresi, s. 216“İrfanî açıdan bu ayette , akıl, yalnızca dünyevî anlamda düşünme yetisi değil, insanın hakikati kavrayabilmesi için bir mertebedir. Ancak akıl tek başına mutlak”Oku
  3. 3K1-231
  4. 4Kalem Sûresi, s. 87“Görüş, Basar ve basiret olarak ikiye ayrılmaktadır. “ Basar ” hadiselere ve konulara dış, halkıyyet yönü ile sathi bir görüş ile hayatı ve hadiseleri dar çerçev”Oku
  5. 5Ra'd Sûresi, s. 214“Gerçek bilgi, Allah’tan gelen bilgidir ve ona vakıf olan kimse basîret sahibidir. Hakikatten uzak olan kişi ise, sadece dünyevi bilgiyle yetinir ve ilahi hakika”Oku
  6. 6Terzi Baba (Cilt 2), s. 19“Basâir- basîretin çoğulu olup, onun çok önemli bir vasfı olarak düşünebiliriz. O kutsi bir varlıktır. Bütün vücûdu hikmetullah ile doludur. Onun irfan mektebin ”Oku
  7. 7Mesnevî Cilt 9 · Beyit 642 (s. 229)“Ne zaman ki sebeplerine başvurup kendi sınırını ve nefsinin tanımını bildin, artık bu sabit hakikatlerin ve arazın sınırından ve tanımından kaç! Çünkü bu sabit ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.