İçeriğe atla

Bi'smi kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Biismi kavramı, tasavvufî sülûkta "Rabb-ı has" veya "ismi has" olarak ifade edilen, kişiye özel ilahî ismin tecellî ettiği mertebeyi işaret eder. Bu mertebe, zâhirî on iki seyr-i sülûk mertebesinin ötesinde, on üçüncü bâtınî mertebe olarak kabul edilir. Kişinin kendi hakikatine ve kimliğine ulaşmasıyla ilgili olup, Hakk'tan aracısız olarak müşahede yoluyla alınan özel bir esmâ zikriyle tezahür eder. Bu, genel ilahî isimlerden farklı olarak, o kulun hususi özeli haline gelen, gayb sırlarından bir isimdir ve ehline açılan oldukça gizli bir sırdır.

Detaylı cevap

Biismi kavramı, Terzi Baba'nın ifadesiyle, sülûkun on iki zâhirî mertebesinin tamamlanmasının ardından ulaşılan on üçüncü bâtınî mertebede açığa çıkan "ismi has" veya "Rabb-ı has" ile ilişkilidir. Bu mertebe, kişinin kendi varlığının ve hakikatinin derinliklerine inerek, Cenâb-ı Hakk'ın kendisine özel olarak lütfettiği bir ismi keşfetmesiyle ilgilidir.

Bu özel ismin tayini doğrudan Hakk'a aittir ve kişi bu zikri müşahede yoluyla, aracısız olarak alır. Bu durum, bazı tevhid ehli kimselerin "sükûn" devrelerinde Kelime-i Tevhid, salâvat ve kendilerine müşahede ile belirtilen özel esmâları vird edinmeleriyle örneklendirilir. Terzi Baba, bu özel ismin, mutlak mânâda Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize ait olan "Allah" isminden farklı olduğunu belirtir; zira "Allah" ismi genel ve zâhirî kullanıma açıkken, "ismi has" kulun hususi özeli olur.

İsm-i A'zâm tartışmalarında da bu hususîlik vurgulanır. Her ne kadar genel olarak "Allah" isminin İsm-i A'zâm olduğu kabul edilse de, bâtın âleminde "Hu" isminin, zuhur âleminde "Allah" isminin, şehâdet âleminde ise bireye dönüştüğünde "Muhammed" isminin İsm-i A'zâm olduğu ifade edilir. Ancak her bir birey için kendi vücud mülkünün İsm-i A'zâm'ı, onun kendi ismidir ve bu isim başkasını ilgilendirmez. Bu, kişinin kendi kimliğini tespit etmesi ve "Ben kimim?" sorusunun cevabını bulmasıyla yakından ilişkilidir.

Terzi Baba, kendi "ismi has"ını "Selâm" ismi olarak tespit ettiğini ve bunu dışarıdan gelen tasdiklerle açığa çıkardığını belirtir. Bu, bir sâlikin kendi iç yolculuğunda, kendi eğilimlerini, düşüncelerini ve duygularını gözlemleyerek hangi esmâya uygun geldiğini tespit etme sürecinin bir sonucudur. Ancak bu tespit, gençlik ve orta yaşlarda zor olmakla birlikte, ileri yaşlarda kişiliğin oturmasıyla daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilir. İsm-i A'zâm'ın veya "ismi has"ın tahakkuku, sadece belirli sayılarda tekrar etmekle değil, kişinin kendi hakikatiyle bu ismi söylemesiyle mümkündür. Bu, Allah'ın kudretiyle birlikte kulun talebine de bağlıdır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.7yenilerini de göreceğiz. Bu kitabları okuduğunuz zaman nasıl bir safiyet ve idrakle yazıldıklarını göreceksiniz belki sizlerde, onlarda yaşantınızdan bazı kesitOku
  2. 2Kaynak · s.39durumda ism-i A’zâm-ın sâhibinden de ona şefaât ve rahmet dönmüştür. Alınan şefeât ism-i A’zâm’dandır. Bu nedenle hayâlî ma’nâda bir ism-i A’zâm aramaya gerek yOku
  3. 3Kaynak · s.47mutlakayı bildirmektedir. İşte buradaki “h” vâhiyyet mertebesine intikâl etmeye başladığı zaman, “h”nin bir vasfı olması için “vâv” harfi ile birleştirilmektediOku
  4. 4Kaynak · s.35orada tesirini icra etmekte idi. ------------------- (Bu hususta 13 ve hakikat-i ilâhiyye isimli kitabımızda daha geniş bilgi vardır.) ------------------- İşte Oku
  5. 5Kaynak · s.1GÖNÜLDEN ESİNTİLER: TERZİ BABA (7) BİİSMİ HAS, SELÂM (13) NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (91) İÇİNDEKİLER:…………………………………………sayfa no (1) Oku
  6. 6Kaynak · s.5başlangıcı olarak bir sayfa dosya kâğıdı alsın ve bunu ortadan ikiye bir çizgi ile ayırsın. Sol tarafın üst başına olumlu sağ tarafın da üst başına olumsuz, diyOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.