İçeriğe atla

Bürûc Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, Hakk'ın tecellîlerini idrâk etmek, nefsini terbiye etmek ve amellerini Hakk'ın rızâsına uygun hâle getirmek üzerine kuruludur. Bu dersler, Kur'ân'ın ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) lisanından çıkan hakikatlerin, sâlikin kendi iç dünyasında ve dış yaşantısında karşılık bulmasıyla elde edilir. Sâlih amel, sadece zâhirî fiillerden ibaret olmayıp, mânâsı Hakk'tan gelen, tatbiki kuldan olan fiillerdir. Bu, Hakk'ın kuluna yaptığı tavsiyeleri kendi hayatına geçirmesi demektir. İrfânî yolculukta sâlik, beşerî sıfatlarından sıyrılarak İlâhî sıfatlarla tahakkuk etmeye çalışır; bu da onun îmânını, hayatını ve anlayışını dönüştürür. Karşılaşılan her hâdiseye Hakk'ın rahmeti ve lütfu nazarıyla bakmak, şikâyeti terk etmek ve kendi içindeki dayanma gücünü arttırmak bu derslerin temelini oluşturur.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, mertebeler ve seyr-i sülûk bağlamında ele alınır. Kitap, sâlih ameli "mânâsı Hakk'tan, tatbiki kuldan" olan amel olarak tanımlar. Bu, Hakk'ın kuluna tavsiye ettiği fiilleri (namaz, oruç, yardımseverlik gibi zâhirî ameller) kendi irâdesiyle hayata geçirmesidir. Gayr-i sâlih ameller ise kurgusu, düşüncesi ve tatbiki nefisten kaynaklanan, insanın zararına olan fiillerdir. Bu ayrım, sâlikin her eyleminde niyet ve kaynağı sorgulamasını gerektirir.

İrfânî derslerin bir diğer boyutu, Kur'ân, Hadîs-i Kutsî ve Hadîs-i Şerîf arasındaki farkı idrâk etmektir. Kur'ân'ın "mânâsı da lafzı da Allah'tan" olması, Hadîs-i Kutsî'nin "mânâsı Hakk'tan, lafzı Peygamber'den" olması ve Hadîs-i Şerîf'in "lafzı da mânâsı da Peygamber'den" olması, sâlike İlâhî kelâmın farklı zuhur mertebelerini gösterir. Bu idrâk, sâlikin her bir kelâmın derin mânâsına nüfuz etme çabasını arttırır ve Hakk'ın muradını daha iyi anlamasını sağlar. Hadîs-i Kutsîlerin Allah'ın zâtından bahsetmesi, Hadîs-i Şerîflerin ise af'âl âlemini, yani fizikî dünyadaki amelleri bildirmesi, sâlikin bilgi ve mârifetini farklı veçhelerde geliştirmesine yardımcı olur.

Seyr-i sülûk yolculuğunda sâlik, nefsini temizleyerek Hakk'tan gelen mânâları idrâk eder ve beşerî sıfatlarından soyunarak İlâhî sıfatlarla tahakkuk etmeye başlar. Bu durum, onun îmânında, hayatında ve anlayışında köklü bir değişim meydana getirir. Karşılaşılan hâdiselere "Ya Rabbi bu senin rahmetindir, lütfundur mutlaka" diyerek bakmak, şikâyeti ortadan kaldırmak ve kendi içindeki dayanma gücünü arttırmak, bu irfânî değişimin pratik yansımalarıdır.

Salâh mertebesi, Cenâb-ı Hakk'ın Kur'ân-ı Kerîm'de belirttiği dört seçkin kul mertebesinden (Peygamberler, Sıddıklar, Şehîdler, Sâlihler) en sonuncusudur. Bu mertebeye ulaşmak için sâlikin, Âdemiyyet'ten başlayan seyr-i sülûk yolculuğunda "salâh-sâlihlik" vadisinden geçmesi gerekir. Bu vadideki bineği, kendi nefsinin terbiye edilmiş hâli olan "nakatullah"tır (Allah'ın devesi). Bu mecazî ifade, sâlikin nefsi emmâresini insânî hakikatlerle eğiterek, hayvanî ahlâktan kurtulup insânlık vadisine girmesi gerektiğini anlatır. Nefsin hamile ve üretici olması, İlâhî ilim ve hayatla dolması, çok süt vermesi ise İlâhî ilim ve irfâniyet hakikatlerinden feyz alarak başkalarına da faydalı olmayı simgeler. Bu dersler, sâlikin sadece bireysel kemâlâtını değil, aynı zamanda çevresine karşı sorumluluklarını da içerir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.85yakar derler ya oda ayrı bir konudur. Ancak bunlar bilincimizde olursa hâdiseleri karşılamamız daha kolaylaşıyor. Ve kendimizdeki gücü arttırmaya çalışıyoruz. DOku
  2. 2Kaynak · s.83hangi mertebeden başlatıyor, anlamını biz eğer idrak edemez isek, Kurân-ı Kerîmi Hakkıyla anlamış olamayız. Kur’an okumuş oluruz sevabınıda kazanırız. Ama merteOku
  3. 3Kaynak · s.179Kuran-ı Kerimden Berat-ı’nı al. Tavaf eyler Melekler gökte, Sende tavaf eyle gönülde, Bu sırlara biraz eğilde, Beyt-ül Ma’mur’dan Berat-ı’nı al. Tavaf eyler insOku
  4. 4Kaynak · s.121altınları oldu. Sâlih (a.s.) a gönderilen “deve-nakatullah” Allah’ın, hamile dişi, üretici devesi olduğundan kendileri hakkında nefs-i levvame değil, Hakk’ın lüOku
  5. 5Kaynak · s.87olan, lafzı da ma’nâ sıda Allahtan işte bu Kur’ân olandır. Zât hükümleridir. Hadîs-i kutsi ye gelince, “ma’nâ sı Hakk’tan lâfzı peygamberden” ve ayrıca seside pOku
  6. 6Kaynak · s.119kusûren ve tenhitûnel cibâle buyûten fezkurû âlâallâhi ve lâ ta'sev fîl ardı mufsidîn.” “Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yeryüzünde sOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.