İçeriğe atla

Ceberût hangi aşamalardan geçer?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Ceberût, tasavvufî sülûkta bir mertebe olup, Hakk'ın sıfatlarının tecellî ettiği, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zamın bulunduğu bir âlemdir. Bu mertebe, lâhût (Hakk'ın zâtı) ile melekût (melekler âlemi) arasında yer alır ve sâlikin hakîkate ulaşmasında geçilmesi gereken önemli bir aşamadır¹·². Ceberût, "azamet, kudret, cebri kuvvet" anlamlarına gelir ve Hakk'ın "el-Cebbâr" isminin tecellî ettiği yerdir³·². Sâlikin bu mertebeden geçişi, ilim, hâl, makam ve tahakkuk aşamalarıyla gerçekleşir; bu süreçte ceberûtun hususiyetlerine takılmadan ilerlemek esastır¹·⁴.

Detaylı cevap

Ceberût, tasavvufî vücud bahsinde lâhût mertebesinden sonra gelen, Hakk'ın sıfatlarının tecellî ettiği ve akl-ı evvelin bulunduğu bir âlemdir. Bu mertebe, "azamet, kudret, cebri kuvvet" anlamlarını taşır ve Hakk'ın "el-Cebbâr" isminin tecellî ettiği yerdir³. Tasavvufî sülûkta ceberût, lâhût ile melekût arasında bir köprü vazifesi görür⁵·². "Küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe" (gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim) hadîs-i kudsîsine göre, Zât-ı İlâhî'nin coşmasıyla ceberût âlemi zuhura gelmiştir; buna "ruh-u izafî" de denir⁶·⁷.

Sâlikin ceberût mertebesinden geçişi, tasavvufî hakîkatlerin tahakkukunda dört temel aşama ile gerçekleşir:

  1. İlim (İlme'l-yakîn): Sâlik, ceberût kavramını okuyarak veya dinleyerek, akıl seviyesinde bilir. Bu, ceberûtun tanımını, hududunu ve kaynağını öğrenme aşamasıdır.
  2. Hâl: Sâlik, ceberût mertebesine dair geçici bir tatma yaşar. Bu, bir zikir meclisinde veya murâkabede kalbe gelen bir parıltı gibidir; henüz sâbit değildir (K2-T9; K2-T4).
  3. Makam (Ayne'l-yakîn): Hâlin sâbit hâle gelmesiyle makam oluşur. Sâlikin mücâhedesi ve riyâzati ile ceberût mertebesine dair idrâk yerleşir. Bu aşamada, sâlikin benliği ruhuna izafe edilir, cesedlikten kurtulur ve ruhun gerçek varlık olduğu idrâk edilir⁴·⁸.
  4. Tahakkuk (Hakke'l-yakîn): Sâlikin ceberût mertebesini tam anlamıyla yaşaması ve o kavram olmasıdır. Bu, hâlin yerleşmesi ve sâlikin o hakîkatle bütünleşmesidir.

Bu aşamalardan geçerken, sâlikin ceberûtun hususiyetlerine takılmadan, üst mertebelere doğru ilerlemesi şarttır; zira ceberût mertebesinde kalınması hâlinde burası bir perde olabilir¹. Bu geçişler, nâsût ile melekût arasındaki şeriat, melekût ile ceberût arasındaki tarikat ve ceberût ile lâhût arasındaki hakîkat tavırları olarak da ifade edilir⁵. Sâlikin bu süreçte umudunu kesmemesi ve zorluklarla beraber kolaylıkların da olduğunu bilmesi önemlidir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Risâle-i Gavsiyye · s.55Ceberût, sıfat mertebesidir ve burada kalınması halinde aynı şekilde burası bize perde olur. Ancak bu mertebelerden geçmeden de zât mertebesine ulaşmak mümkün oOku
  2. 2K1-163
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4262Ceberüt: Cebbarlık; büyüklük, azamet, Kibriyâ; pek ziyâde kibir; âlem-i ceberüt. Cebr: Zorlama. LÜGATÇE cebren: Zorlama süretiyle. Cebri: Cebriye mezhebine mensOku
  4. 4K2-T9
  5. 5Risâle-i Gavsiyye · s.5Ceberût, sıfat mertebesidir ve burada kalınması halinde aynı şekilde burası bize perde olur. Ancak bu mertebelerden geçmeden de zât mertebesine ulaşmak mümkün oOku
  6. 6Kamer Sûresi · s.153“Lahut” da derler... “ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut âlemi” nOku
  7. 7Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.150“küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut alemi” ni zuhura getirdi... OnOku
  8. 8Gülşen-i Râz ve Şerhi (2) · s.110Ki bu ikinci aşamada olan bir haldir. Yani cesedlikten kurtulmuşsundur. Benim bir ruhum var, ince tarafım var ve bu cesed kaybolacak. Ben ruhumla öteki alemde yOku
  9. 9Namaz Sûreleri (Cilt 1) · s.76Bu aşamalardan geçerken, unutma ki muhakkak “İnne meal usri yusrâ.” Bir zorlukla beraber birde kolaylık vardır. Yâni umudunu kesme.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.