İçeriğe atla

Ceberût nedir?

Kavram TanımıTemel düzey22 görüntülenme11 kaynak
Kısa cevap

Ceberût, tasavvufta azamet, kudret ve cebri kuvvet mânâlarına gelen, vücud bahsinde akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesini ifade eden bir âlemdir. Beş mertebeli âlem sıralamasında lâhûttan sonra, melekûttan önce gelir ve sıfat mertebesi olarak kabul edilir¹·². Bu âlem, Hak'ın "gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim" (küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe) düsturuna göre Zat-ı İlâhî'nin coşarak zuhura getirdiği ilk mertebelerden biridir ve "ruh-u izafî" olarak da anılır³·⁴. Ceberût, aynı zamanda taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmel mertebesidir ki, "Allah" ismiyle işaret edilir ve bu ismin zikrine "ceberûtî" denir⁵.

Detaylı cevap

Ceberût, tasavvufî vücud bahsinde önemli bir mertebe olup, "cebbarlık, büyüklük, azamet, kibriyâ" gibi anlamlara gelir⁶. Bu âlem, lâhût (Hak'ın zâtı) ile melekût (melekler âlemi) arasında yer alır ve sıfat mertebesi olarak tanımlanır². Risâle-i Gavsiyye'ye göre, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat olarak kabul edilirken, ceberût ile lâhût arasındaki her tavır hakîkattır⁷. Bu durum, ceberût mertebesinin sâlikin mânevî yolculuğunda tarikat ve hakîkat arasında bir köprü vazifesi gördüğünü gösterir.

Ceberût âlemi, "küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe" (gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim) hadîs-i kudsîsinin işaret ettiği üzere, Zat-ı İlâhî'nin coşmasıyla zuhura gelmiştir ve "ruh-u izafî" olarak da adlandırılır³·⁸. Bu âlem, aynı zamanda "vahîdiyet mertebesi" olarak da bilinir⁹. Ceberût, varlığın esmâ mertebesine tenezzül ettiği, yani kendini sıfatlarıyla tanıdığı bir durumdur¹⁰. Bu mertebede, Hak'ın "el-Cebbâr" ismiyle bağlantılı olarak, "cebren yaptıran" mânâsı öne çıkar; ancak bu, cebriyecilerin anladığı gibi bir zorunluluk değil, ilâhî kudretin tecellîsidir¹. Ceberût, tasavvufta vakıf olanın şeytanı olarak da zikredilir, bu da bu mertebenin sâlik için önemli bir imtihan alanı olduğunu gösterir¹¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Risâle-i Gavsiyye, s. 3“Ceberût, sıfat mertebesidir. İşte gerçek tarikat burada yaşanmaktadır. Genel olarak beşeri anlamda kullanılan ve kılık kıyafete bürünerek, belirli sayıda esmâla”Oku
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 6), s. 57“İşbu kısım için: - Ceberut-u İlâhî kısmı… Diye söylenir… Mülk, Melekut, Ceberut yani ef'al, esma, sıfat mertebeleridir. İşbu kısım için hadis-i şerifte geçen iş”Oku
  3. 3Kamer Sûresi, s. 153““Lahut” da derler... “ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut âlemi” n”Oku
  4. 4Lübbü'l-Lübb (Özün Özü), s. 13““ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut alemi” ni zuhura getirdi... O”Oku
  5. 5Fusûs Mukaddimesi, s. 99“72│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4262 (s. 113)“Ceberüt: Cebbarlık; büyüklük, azamet, Kibriyâ; pek ziyâde kibir; âlem-i ceberüt. Cebr: Zorlama. LÜGATÇE cebren: Zorlama süretiyle. Cebri: Cebriye mezhebine mens”Oku
  7. 7Risâle-i Gavsiyye, s. 2“. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.”Oku
  8. 8Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 13““ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut alemi” ni zuhura getirdi... O”Oku
  9. 9Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 152“2 - ALEM–İ CEBERÛT. İSE DİĞER İSMİ İLE “VAHİDİYET MERTEBESİ’DİR.””Oku
  10. 10İnci Tezgâhı (1), s. 90“Melek bilgi ile kurtuldu, hayvan bilgisizlikle kurtuldu, insanoğlu ikisinin arasında çekişe dövüşe kaldı gitti. 130 A’MA: (1) ehadiyet (2) Hüviyet (hu) (3) İnni”Oku
  11. 11Terzi Baba (Cilt 1), s. 337“Menat → Mülk âlemini, Uzza → Melekût âlemini, Lât → Ceberut âlemini, simgelemektedir. Risâlet-i Gavsiye’de devam ediyor; “Şüphesiz ki mülk → alîmin; melekût → â”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.