Devran hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?
Devran hâline ulaşmak için belirli bir nefs mertebesinin doğrudan aşılması gerektiği bilgisi verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemektedir. Ancak, devranın "Hakk'a tam bir alaka ve Hak ile Hak olmak alaka ve tayinden tamamiyle sıyrılmış istiğrak haline olan cezbelenmenin sureti" olarak tanımlanması¹·², bu hâlin nefs mertebelerinin aşılmasıyla ulaşılan yüksek bir manevî seviyeye işaret ettiğini düşündürmektedir. Zira tasavvufî hâllerin tahakkuku, sâlikin nefs mertebelerini sıra ile aşmasına bağlıdır ve bir alt mertebenin zulmeti aşılmadan üstteki hâl yaşanmaz. Bu bağlamda, devran hâli gibi istiğrak ve cezbe içeren bir durumun, en azından Nefs-i Mutmainne gibi kalbî sükûnet ve Hak ile huzur mertebelerine ulaşılmadan tam anlamıyla idrak edilemeyeceği çıkarımı yapılabilir.
Detaylı cevap
Tasavvufî sülûkta nefs mertebeleri, sâlikin manevî yükselişini gösteren basamaklardır. Bu mertebeler Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye ve Sâfiye/Kâmile olarak sıralanır. Her bir mertebe, sâlikin nefsini terbiye ederek bireysel beşerî nefsini aşmasını ve enfüsî olarak kendini tanımasını sağlar³·⁴.
Devran hâli, "Hakk'a tam bir alaka ve Hak ile Hak olmak alaka ve tayinden tamamiyle sıyrılmış istiğrak haline olan cezbelenmenin sureti" olarak tarif edilmektedir¹·². Bu tanım, devranın basit bir fiziksel hareketten öte, derin bir manevî tecrübe olduğunu ortaya koymaktadır. İstiğrak ve cezbe gibi hâller, sâlikin benliğinden sıyrılarak Hakk ile bütünleşme arayışının bir sonucudur.
Nefs-i Emmâre, kötülüğü emreden ve insanı dünyevî arzulara sürükleyen en alt nefs mertebesidir (Nefs-i Emmare). Bu mertebede ancak zâhirî ibadet ve şer'î emirlerin tatbiki mümkündür; bâtınî hâller mahcûbdur. Devran gibi istiğrak hâllerinin bu mertebede yaşanması mümkün görünmemektedir.
Nefs-i Mutmainne ise "sâkinleşmiş, huzûra ermiş nefs" anlamına gelir ve dördüncü basamaktır. Bu mertebede sâlikin kalbi sâkinleşmiş, Hak'la huzura ermiştir. İbadetlerden zevk alma, halka karşı şefkat duyma ve Hak sevgisinin vazgeçilmez hâle gelmesi gibi alâmetleri vardır. Devran hâlinin gerektirdiği tam alaka ve istiğrak, ancak Nefs-i Mutmainne gibi kalbî sükûnetin ve Hak ile huzurun sağlandığı bir mertebede veya daha üst mertebelerde tam anlamıyla tecelli edebilir. Zira tasavvufî hâllerin zuhuru, nefs mertebelerinin aşılmasına bağlıdır ve bir alt mertebenin zulmeti aşılmadan üstteki hâl yaşanmaz. Bu nedenle, devran hâline ulaşmak için nefs-i emmâre gibi alt mertebelerin aşılması ve en azından nefs-i mutmainne seviyesine gelinmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.56“Ayakta okunan ilahi ile Ruhun yükselmesinde Hakk'a tam bir alaka ve Hak ile Hak olmak alaka ve tayinden tamamiyle sıyrılmış istiğrak haline olan cezbelenmenin s”Oku
- 2Rûm Sûresi · s.77“Ayakta okunan ilahi ile Ruhun yükselmesinde Hakk'a tam bir alaka ve Hak ile Hak olmak alaka ve tayinden tamamiyle sıyrılmış istiğrak haline olan cezbelenmenin s”Oku
- 3Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.26“.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunl”Oku
- 4Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.267“Her nefis mertebesinde nefsimiz tesviye edilmektedir. Böylece bir üst mertebeyi kabul edebilsin. “Şerefül mekân bil mekindir.” Nefsin şeref kazanması oraya tece”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.