İçeriğe atla

Devran nasıl gerçekleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey26 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Devran, tasavvufta hem kâinatın Hak'tan çıkıp Hak'a dönen halkasal hareketini hem de bazı tarîkatlerde zikir esnasında halka olup dönmeyi ifade eden bir kavramdır. Zikrî devran, sûfînin kalbinde vecd hâlinin doğmasıyla gayri ihtiyârî olarak dönmeye başlamasıyla veya derviş cemaatinin topluca ayağa kalkıp dönmesiyle gerçekleşir¹. Bu dönüş, sâlikin kendisini kâinatın merkezine koymaktan vazgeçip "lâ ilâhe illâllâh" kelimesinin somut bir tezâhürü olarak Hak'a yönelmesini temsil eder. Devranın gerçekleşmesi, ilâhî tasarruf, sâlikin gayreti ve mürşidin terbiyesi gibi üç temel mertebenin birleşimiyle vuku bulur.

Detaylı cevap

Devranın gerçekleşmesi, tasavvufî bir hakîkatin "nasıl" sorusuna verilen cevabın üç boyutlu yapısını yansıtır: ilâhî, beşerî ve vasaî.

İlâhî yön (vehbî): Her tasavvufî gerçekleşmenin asıl fâili Cenâb-ı Hakk'tır. Devran da vehbî bir tecellî olarak sâlikin kalbinde vecd hâlini doğurur ve bu hâl, sûfînin gayri ihtiyarî olarak dönmeye başlamasına vesîle olur¹. Bu, "Allâh dilediğini özel rahmetiyle seçer" (Âl-i İmrân 3/74) hakîkatinin bir tezâhürüdür. Sâlik, her tahakkuku Hak'tan bilmeli, kendi gayretini fâil görmemelidir.

Beşerî yön (kesbî): Sâlikin gayreti, devranın gerçekleşmesinde önemli bir rol oynar. Derviş cemaatinin topluca ayağa kalkıp dönmesiyle gerçekleşen devran¹, sâlikin "devrâna uyup seyrân edelim"² çağrısına icâbet etmesidir. Bu dönüş, "lâ ilâhe illâllâh" kelimesinin somut bir tezâhürü olup, sâlikin dış âlemden geçip Hak'a yönelmesini sağlar. Devran halkasında olanlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında ve eşitliğinde teveccühe başlarlar³. Sâlikler, ruh devranına urûc için huzur, tecrid ve istiğrak hâliyle devran etmelidirler ki, bedenleri Nur-u Esma, ef'al ve sıfattan hissedar olarak tahkik makamına ulaşsın³. Zikir esnasında "Hu" ve "Hay" esmâ-i şerîfi okunur ve bazen "Hay Hay Hay" sesli "Allah" lafzı kalbî olarak zikredilir⁴.

Vasaî yön (vesîle): Mürşidin terbiyesi ve ihvân ile sohbet, devranın gerçekleşmesinde bir vesîledir. Devran âyinleri genellikle Halvetî ve Mevlevî tarîkatlarında benimsenmiş olup, özellikle Halvetîlik ile iç içe geçmiştir¹. Şeyh, halka içerisinde dervişlerle devran tertibi aldığında, el ele tutuşulur veya kol kola girilir⁵. Şeyh, zikir halkasının ortasında yer alarak âyini idare edebilir ve devranın yürütülmesi ve idaresi bütünüyle şeyhe aittir⁵. Devran bazen şeyhin "illallah" diye seslenmesiyle sona erer⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mübârek Geceler — Bitirme Tezi, s. 17“Halvetî Devrânları Allah’ı hatırlatacak herhangi bir sesin sûfînin kalbinde vecd hâlini doğurmasıyla duygulanan ve coşan bir sûfînin çok defa gayri ihtiyarî ola”Oku
  2. 2Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s. 146“------------------------ Erler demine destur alalım Pervâneye bak ibret alalım Aşk âteşine gel bir yanalım Dost dost diyerek arşa varalım Devrâna uyup seyran ed”Oku
  3. 3Tuhfetu'l-Uşşâkî, s. 59“Devran halkasında olanlar tarafına teveccüh'e (yönelme) başlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında, eşitliğini devran suretiyle ima için gösterir. ... Ey s”Oku
  4. 4Mübârek Geceler — Bitirme Tezi, s. 19“Bazen devrân hızlandığında şeyh tarafından ayak vurularak devrân "Kısm" edilir. Kısm, ritmi tam bir misli zaman ile ağırlaştırmak demektir. Buna "asma" da denir”Oku
  5. 5Mübârek Geceler — Bitirme Tezi, s. 18“Şeyh, halka içerisinde dervişlerle devrân tertibi aldığında el ele tutuşulduğu zaman iki eli de aşağıya doğru olarak iki yanındakinin elini tutar, kol atıldığın”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.