Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kişinin kendisini tanıması, kendi varlığında Hak'ın isimlerinin tecellilerini idrak etmesi ve bu isimleri nefsinin esaretinden kurtararak Hak yolunda kullanması üzerine kuruludur. Bu süreç, kişinin "ben" zannettiği her şeyin aslında ilâhî isimlerin birer tecellisi olduğunu fark etmesiyle başlar. Nefsî benliğin oluşturduğu hayalî perdelerden sıyrılarak, ilâhî isimlerin asli görevlerini yerine getirmesine imkân tanımak, sâlikin en temel vazifesidir. Bu idrak, kişiyi Hak'tan uzaklaştıran nefsî hareketlerden arındırır ve ilâhî sıfatların (hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar gibi) Hak yolunda faaliyete geçmesini sağlar. Böylece sâlik, her bir esmânın kendi sahasında bir Rab (terbiye edici) olduğunu anlar ve bu Rubûbiyyet mertebesinin görevlilerini nefsinin emrinden kurtararak, kendi lehine ve Hak yolunda yardımcı olmalarını temin eder. Bu irfânî dersler, sâlikin nefsini kurban etmesi ve Rabb'ı için namaz kılmasıyla kemâle erer; zira bu, ilâhî isimlerin hürriyetine kavuşması ve Hakikat-i Muhammediyye'ye ulaşma yoludur.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hak'ın isimlerinin kendi iç bünyesinde nasıl işlediğini anlamasıyla başlar. Kaynak 1'e göre, her birimizde fıtrî olarak bulunan ilâhî isimler, hayatımızın her safhasında faaliyete geçer. Ancak biz bunun farkında olmadığımızdan, "ben yaptım" diyerek hadiseyi kendi nefsî gücümüze veririz. Bu durum, ilâhî esmânın atıl kalmasına ve nefsin esmâsının zahire çıkmasına neden olur. Dolayısıyla yapılan fiillerin neticesi de nefsî olur ve genellikle hüsranla sonuçlanır.
Sâlikin ilk yapması gereken, kendini tanımaya çalışmaktır. Bu sayede kendinde, kendine ait hiçbir şeyin olmadığını, kendinde ve kendinin zannettiği her şeyin Allah'ın isimlerinin birer tecellisinden başka bir şey olmadığını görecektir. Bu irfânî idrak, kişinin hayat anlayışını ve farkında olmadan oluşan nefsî benliğini dönüştürür. Kaynak 1'de belirtildiği gibi, Hak'tan uzaklaşan kişi, Hak'ın emaneti olan her şeyini (hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar gibi sübûtî sıfatlar ve diğer esmâ-i ilâhiyyeler) nefsine kaptırır ve bunları nefsî istikametinde kullanır. Bu durum, ilâhî isimlerin Hak yolunda faaliyet gösterememesine ve atıl kalmasına yol açar.
Her bir esmâ-i ilâhiyye kendi sahasında bir Rab (terbiye edici) olduğundan, bu Rubûbiyyet mertebesinin görevlilerini nefsinin emrine veren kişi, bu esmâları asli görevlerinden uzaklaştırmış olur. Bu durumda ilâhî isimler sıkıntıya girer ve görevlerini yapamazlar. Sâlikin görevi, aklını kullanarak bu esmâları nefsin musallatlığından kurtarmak ve Hak yolunda kullanılmasına yardımcı olmaktır. Kaynak 1, bu durumu "fesalli li rabbike venhar" (Kevser Sûresi, 108/2) ayetiyle açıklar: "Rabb'ın için namaz kıl" yani onun ibadet yolunu aç; "ve kurban kes" yani nefsine yeter de, onu kurban et ki diğer esmâlar da kurtulmuş olsun. Bu, zâhirde kurban kesmekle başlayan ve yavaş yavaş ilâhî esmâların asli görevlerini yapmaya başlamasıyla devam eden bir süreçtir.
Kaynak 4'te ise bu durum, "fesalli lirabbike" ifadesinin "onu yücelt, idrak et" manasına geldiği belirtilir. Sâlik, ilâhî esmâyı idrak ederek ve Hak yolunda kullanarak onu güçlendirir. Nefsî manada kullanılan esmâ, şerir bir kahhar iken, irfân ehlinin kullandığı esmâ rahman dolu bir kahhar olur. Sâlik, bu idrakle halife makamına yükselir, çünkü kendisinde Allah'ın zâtı, sıfatları, isimleri ve ef'ali mevcuttur. Esmâ-i ilâhiyyeyi ne kadar güzel faaliyete geçirirse, onlara o kadar yardımcı olur ve onları güçlendirir. Aksine, nefsî manada kullanırsa, onlara haksızlık etmiş ve istismar etmiş olur.
Sonuç olarak, sâlikin günlük irfânî dersleri, kendini bilmekle başlayıp, ilâhî isimlerin kendi varlığındaki tecellilerini idrak etmek, nefsî benliği kurban ederek bu isimleri Hak yolunda kullanmak ve böylece ilâhî sıfatların tam manasıyla faaliyete geçmesini sağlamaktır. Bu, aynı zamanda "dur Rabbın namazda" sırrını yaşamak ve Hakikat-i Muhammediyye'ye ulaşmaktır (Kaynak 6). Bu yolculukta, "nefsini bilen Rabb'ini bilir" hadisi, sâlikin kendinde ilâhî olanı keşfetmesinin anahtarıdır (Kaynak 3).
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Eser, s. 315“(a.s.) ile başlayan bu Batıni esmâ eğitimi her birerlerimizin iç bünyesine konmuş ve yaşadığımız hayatın her bir safhasını orada olan faaliyet hangi esmânın sın”Oku
- 2Eser, s. 7“ilahi mana da kimliklerinin oluşumunu sağlamaktır. Bu kitapta böyle hazırlanmıştır, yerleri geldiği zaman, konu hakkın da yazı gönderen kardeş ve evlatlarımızın”Oku
- 3Eser, s. 329““ Rabb-ul erbab ” cem, diye ifade edilir. Alemlerin Rabb-ı dır. Bütün alemlerde ne varsa onların eğitim ve düzenlenmesidir. Bu saha büyük bir irfaniyyet ve eğit”Oku
- 4Eser, s. 285“duyacağız, yani bizde bir esmaya bağlı olarak üşüme hali olmasa, en sonunda donar kalırız, yani üşüme hissini hissetmeyiz. ama vücut üşür sistemi bozulur donar,”Oku
- 5Eser, s. 157“zuhurunun kendilerinde mevcut olduğunu ve bu yüzden her varlığın “selam” ve selamet içinde olmalarını temenni etmeleridir. İkincisi; kendilerine takılan kimsele”Oku
- 6Eser, s. 209“Kelimeleri, “la ilahe illallah Muhammedürrasülüllah” tır. “men reani fekad reel Hak” “kim ki beni gördü ancak Hakk’ı gördü” yani “bana bakan Hakk’ı görür” ifade”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Zâriyât Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.