İçeriğe atla

Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kendini bilme ve Hak ile olan ilişkisini idrâk etme ekseninde şekillenir. Bu dersler, kişinin kendi varlığında ve âlemde Hakk'ın tecellîlerini müşahede etmesi, nefsinin esaretinden kurtulup hakîkî kimliğine ulaşması ve bu idrâkle çevresine Hakk'ı anlatması üzerine kuruludur. İrfân ehli, her tecellîde Hakk'ı tanır ve bu tanıma hâli, sâlikin kendi kıyâmetini kopararak gafletten uyanmasına vesîle olur. Bu süreçte, nefsi emmârenin etkisinden sıyrılıp, akl-ı cüz'den akl-ı küll'e yükselmek ve Hak'tan gayrı her şeyi musîbet olarak görmek esastır. Böylece sâlik, kendindeki ve âlemdeki ilâhî esmâların zuhûrunu bilerek yaşar ve bu mârifetle kemâle erer.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kendini bilme ve Hak ile olan ilişkisini idrâk etme üzerine odaklanır. Kitap, bu süreci çeşitli mertebeler ve tatbîkler üzerinden açıklar:

1. Kendini Bilme ve Nefis Terbiyesi: İrfânî yolculuğun başlangıcı, kişinin "ben buyum" veya "ben en kötü insanım" diyerek kendini tanımasıdır. Bu tanıma, eksikliklerin ve fazlalıkların giderilmesi için ilk adımdır. Sâlik, elindeki malzemeyi, yani kendi varlığını bilmeden onu nasıl kullanacağını bilemez. Bu nedenle, hayâlî bir üst varlık peşinde koşmak yerine, kendi özündeki Hakk'ı bulması gerekir. İrfân ehli, başkasıyla değil, kendisiyle ve Rabbiyle meşgul olur. Nefsi emmâre, sâlikin bâtınında bulunan bir yılan gibidir; irfân ehlinin dili, bu yılanı deliğinden çıkarır, başını kestirir ve Hz. Mûsâ'nın asâsı gibi nefsin hayâl ve vehimden örülü bağlarını yutar. Bu "asâ", sâlikin aklıdır ve hayâl ile vehimi kaldırarak kendi varlığının ve âlemin varlığının Hakk'tan başka bir şey olmadığını idrâk etmesini sağlar.

2. Kıyâmet-i Bireysel ve Gafletten Uyanış: "Kıyâmet" kelimesi, genel anlamda dünyanın sonu olarak ifade edilse de, irfânî anlamda "kıyâm-et", yani "ayağa kalk" demektir. Bu, hem fizikî hem de aklî ve şuûrî bir uyanışı ifade eder. Sâlik, gafletten uyanarak şuûrlanır ve geçmişteki hatalarından pişmanlık duyarak kendini levm eder. Bu, akl-ı cüz'den akl-ı küll'e doğru bir yolculuktur ve sâlikin kendi bireysel kıyâmetini koparması anlamına gelir. Böylece, genel kıyâmet gelmeden kendi hesabını görmüş olur.

3. Hakk'ın Tecellîlerini Müşahede ve Mârifet: İrfân ehli, Allah'ın zuhûrlarıdır ve kendi kendine bir kimliği veya yaşam imkânı yoktur. İnsandaki devam eden tecellîler, ilâhî tecellîlerden başka bir şey değildir. İrfân ehli, hayat akışının Allah'ın Hayy isminden geldiğini bilerek yaşar ve kendilerinde oluşan her şeyin Allah'ın esmâ-i ilâhiyelerinin zuhûru olduğunu idrâk eder. Bu mârifet, sâlikin "muhakkak biz Allah içiniz, yani Allah'ın zuhûr yerleriyiz" demesine yol açar. Her tecellîde "evet sen bizim Rabb'imizsin" diyebilmek, irfân ehlinin en belirgin özelliğidir.

4. Makâmlar ve Seyr-i Sülûk: Sâlikin irfânî yolculuğu, belirli makâmlardan geçmeyi gerektirir. "Seyr-i İlallah" hedefi, Allah'a doğru olan seyrin ilk aşamasıdır. Bu seyrin ikinci aşaması "Tevhid-i Esmâ"dır. Vahid kilidini açtıktan sonra hedef "Vadi-i Eymen"dir. Buradan "Tûr-Benlik" dağına çıkmak ve Rabb'in sesini duymayı talep etmek, "Len Terani" hitabıyla karşılaşmak bu makâmlardandır. Bu dünyada gerçek bir irfân ehli eğitimine dahil olunmuşsa, bu eğitim ahirette de devam eder ve "Ahad-Tek" olan kilidin görüş anahtarı bu sistemde mevcuttur.

5. Kibir ve Kibriyâ Farkı: Sâlik, nefsânî kibirden uzak durmalıdır. "Çalım satmak", yani üstünde olmayan hâli kendinde varmış gibi büyüklük taslamak, övülmeyen bir davranıştır. Ancak irfân ehli için "kibriyâ", Allah'ın büyüklüğünün tezâhürüdür. Bu, Hakk'ın varlığının orada tezâhür etmesiyle övülen bir "caka satma"dır ve nefsânî kibirden farklıdır. Sâlik, bu ayrımı idrâk etmeli ve nefsânî büyüklenmelerden kaçınmalıdır.

Bu dersler, sâlikin kendini, Rabbini ve âlemi hakîkî anlamda tanımasını, nefsânî engelleri aşmasını ve ilâhî tecellîleri müşahede ederek mânevî kemâle ulaşmasını sağlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.197ben buyum de, istersen ben en kötü insânım de, yeter ki kendini bil, kendine gel kendinde olduktan sonra eksikliğin fazlalığın varsa bunların hepsi yoluna girerOku
  2. 2Kaynak · s.185rabb-leriniz ile aranızda bir işaretiniz (itikadınız) var mıydı? Denince, evet Ya Rabbi diyecekler ve Cenâb-ı Hakk her birerlerinin tanıdığı üzere tecelli edincOku
  3. 3Kaynak · s.259كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ {الإنفطار/9} 82.9 (Kellâ bel tukezzibûne bid dîn.) “ Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.” (82/9) ------------Oku
  4. 4Kaynak · s.13Burada evvelâ bir gruptan bahsediyor, genel olarak mü’minler ya da müslümanlar demiyor, musibetten zâhiri olarak sıkıntı veren şeyler anlaşılıyor fakat hakîkat Oku
  5. 5Kaynak · s.175konularda yorumlar yapmışsınız. 122 Bu kitabınız, itikadınızın bozukluğuna delalet eden bir itirafname hüviyetinde dir. Şeyhülislam ebusuud efendi, bugün hayattOku
  6. 6Kaynak · s.99geçirmek gerekecektir. (ذُ) “ zü” sahip (نون) “ nûn” Nûr-u İlâhi ve kudret nun-u dur. Nun nûr’a dönüşünce kudret, ortaya çıkar. Melâike-i kiram nûrdan dır ve HaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.